Akıllı Selfi English Chain System - ENGLISH A1- A2 LEVELS (1. BÖLÜM)

 


Akıllı Selfi English Chain System

AKILLI SELFİE ENGLISH CHAIN SYSTEM

A1 – A2 LEVELS

İÇİNDEKİLER

BÖLÜM 1 — TEMEL İNGİLİZCE YAPILARI

1.1 THIS / THAT

Yakındaki ve uzaktaki nesneleri gösterme

1.2 A / AN

Belirsiz artikeller ve ses temelli kullanım

1.3 THE

Belirli artikel ve bilinen nesneler

1.4 OF

İsim zinciri ve aitlik ilişkisi

1.5 WITH

“İle”, “yanında” ve özellik bildirme

1.6 IN / ON / AT

Yer ve konum bildiren edatlar

1.7 FROM

Kaynak, başlangıç noktası ve “-den / -dan”

1.8 FOR

Amaç, kişi ve “için” anlamı

1.9 TO

Yön, hedef ve hareket

BÖLÜM 2 — ZAMİRLER VE İYELİK YAPILARI

2.1 SUBJECT PRONOUNS

Özne zamirleri

2.2 OBJECT PRONOUNS

Nesne zamirleri

2.3 POSSESSIVE ADJECTIVES

İyelik sıfatları

2.4 POSSESSIVE PRONOUNS

İyelik zamirleri

BÖLÜM 3 — BE VERB: AM / IS / ARE

3.1 AM / IS / ARE

Temel kullanım

3.2 OLUMLU CÜMLELER

İsim, sıfat, yer ve eylem cümlelerinin temelleri

3.3 OLUMSUZ CÜMLELER

AM / IS / ARE ve DO / DOES ile olumsuzluk

3.4 YES / NO QUESTIONS

Evet-Hayır soruları

3.5 SHORT ANSWERS

Kısa cevaplar

BÖLÜM 4 — PRESENT SIMPLE

4.1 PRESENT SIMPLE

Geniş zamanın temel kullanımı

4.2 HE / SHE / IT

Üçüncü tekil şahıs

4.3 -S / -ES / -IES

Fiillerin üçüncü tekil şahıs çekimleri

4.4 DO / DOES

Yardımcı fiiller

4.5 PRESENT SIMPLE NEGATIVE

Geniş zamanda olumsuz cümleler

4.6 PRESENT SIMPLE QUESTIONS

Geniş zamanda soru cümleleri

4.7 SHORT ANSWERS

Geniş zamanda kısa cevaplar

BÖLÜM 5 — FREQUENCY & TIME

5.1 ADVERBS OF FREQUENCY

Always, usually, often, sometimes, rarely, never

5.2 TIME EXPRESSIONS

Every day, every week, on Mondays vb.

5.3 DAILY ROUTINES

Günlük rutinler

5.4 WHAT TIME?

Saat sorma ve söyleme

BÖLÜM 6 — QUESTION WORDS

6.1 WHAT

Ne?

6.2 WHO

Kim?

6.3 WHERE

Nerede / nereye?

6.4 WHEN

Ne zaman?

6.5 WHY

Neden?

6.6 HOW

Nasıl?

6.7 HOW MANY / HOW MUCH

Miktar ve sayı sorma

BÖLÜM 7 — PRESENT CONTINUOUS

7.1 PRESENT CONTINUOUS

Şu anda gerçekleşen eylemler

7.2 AM / IS / ARE + VERB-ING

7.3 OLUMLU CÜMLELER

7.4 OLUMSUZ CÜMLELER

7.5 SORU CÜMLELERİ

7.6 -ING YAZIM KURALLARI

7.7 PRESENT CONTINUOUS REVIEW

BÖLÜM 8 — PAST: WAS / WERE

8.1 WAS / WERE

Geçmişteki durumlar

8.2 WAS / WERE — OLUMLU CÜMLELER

8.3 WAS / WERE — OLUMSUZ CÜMLELER

8.4 WAS / WERE — SORU CÜMLELERİ

8.5 PAST TIME EXPRESSIONS

Yesterday, last, ago

8.6 WAS / WERE REVIEW

BÖLÜM 9 — PAST SIMPLE

9.1 REGULAR VERBS

Düzenli fiiller ve -ED

9.2 -ED OKUNUŞU — /T/

9.3 -ED OKUNUŞU — /D/

9.4 -ED OKUNUŞU — /ID/

9.5 PAST SIMPLE — OLUMSUZ CÜMLELER

9.6 PAST SIMPLE — SORU CÜMLELERİ

9.7 SHORT ANSWERS

BÖLÜM 10 — IRREGULAR VERBS

10.1 DÜZENSİZ FİİLLER

10.2 GO / COME

10.3 SEE / EAT / DRINK

10.4 TAKE / GIVE / MAKE

10.5 PAST SIMPLE REVIEW

BÖLÜM 11 — FUTURE: WILL

11.1 WILL — OLUMLU CÜMLELER

11.2 WILL — OLUMSUZ CÜMLELER

11.3 WILL — SORU CÜMLELERİ

11.4 WILL — SHORT ANSWERS

BÖLÜM 12 — BE GOING TO

12.1 BE GOING TO

Gelecek planları ve niyetler

12.2 OLUMLU CÜMLELER

12.3 OLUMSUZ CÜMLELER

12.4 SORU CÜMLELERİ

12.5 WILL / BE GOING TO KARŞILAŞTIRMASI

BÖLÜM 13 — COMPARATIVES & SUPERLATIVES

13.1 COMPARATIVE

Karşılaştırmalar

13.2 SUPERLATIVE

En üstünlük bildirme

13.3 -ER / -EST

13.4 MORE / MOST

13.5 IRREGULAR COMPARATIVES

BÖLÜM 14 — PREPOSITIONS

14.1 PLACE PREPOSITIONS

Yer bildiren edatlar

14.2 TIME PREPOSITIONS

Zaman bildiren edatlar

14.3 IN / ON / AT REVIEW

14.4 MOVEMENT PREPOSITIONS

Hareket ve yön bildiren edatlar

BÖLÜM 15 — DIRECTIONS

15.1 ASKING FOR DIRECTIONS

Yol sorma

15.2 GIVING DIRECTIONS

Yol tarif etme

15.3 GO STRAIGHT

15.4 TURN LEFT / TURN RIGHT

15.5 GO PAST / CROSS

15.6 GET TO

Bir yere nasıl ulaşılacağını anlatma

BÖLÜM 16 — EVERYDAY ENGLISH

16.1 DAILY ROUTINE

Günlük yaşam

16.2 MORNING ROUTINE

16.3 WORK / SCHOOL ROUTINE

16.4 EVENING ROUTINE

16.5 DAILY ROUTINE REVIEW

BÖLÜM 17 — STORIES WITH CHAIN SYSTEM

17.1 PRESENT STORY

Geniş zamanla kısa hikâye

17.2 PAST STORY

Geçmiş zamanla kısa hikâye

17.3 FUTURE STORY

Gelecek zamanla kısa hikâye

17.4 CHAIN STORY PRACTICE

Cümlelerin adım adım genişletilmesi

BÖLÜM 18 — A1 FINAL REVIEW

18.1 A1'DE ÖĞRENDİKLERİMİZ

18.2 TEMEL ZAMANLAR

18.3 ZAMİRLER

18.4 EDATLAR

18.5 KARŞILAŞTIRMALAR

18.6 YÖN TARİFİ

18.7 FINAL CHAIN PRACTICE

A2 LEVEL

BÖLÜM 19 — PRESENT PERFECT

19.1 HAVE / HAS + VERB 3

19.2 PRESENT PERFECT — OLUMLU CÜMLELER

19.3 PRESENT PERFECT — OLUMSUZ CÜMLELER

19.4 PRESENT PERFECT — SORU CÜMLELERİ

19.5 EVER / NEVER

19.6 JUST / ALREADY / YET

19.7 FOR / SINCE

19.8 HOW LONG

19.9 PRESENT PERFECT REVIEW

BÖLÜM 20 — MODAL VERBS

20.1 CAN

Yetenek ve izin

20.2 CAN'T

Yapamama

20.3 COULD

Geçmişte yetenek ve kibar istek

20.4 SHOULD

Tavsiye

20.5 SHOULDN'T

Olumsuz tavsiye

20.6 MUST

Zorunluluk

20.7 MUSTN'T

Yasak

20.8 HAVE TO

Zorunluluk

20.9 DON'T HAVE TO

Zorunlu olmama

20.10 HAVE TO / MUST REVIEW

BÖLÜM 21 — CONDITIONALS

21.1 ZERO CONDITIONAL

Genel gerçekler ve kurallar

21.2 FIRST CONDITIONAL

Gerçekleşmesi mümkün gelecek durumları

21.3 IF + PRESENT, WILL + VERB

21.4 CONDITIONAL CHAIN PRACTICE

BÖLÜM 22 — A2 CHAIN PRACTICE

22.1 KELİMEDEN CÜMLEYE

22.2 KISA CÜMLEDEN UZUN CÜMLEYE

22.3 ZAMAN + YER + KİŞİ + EYLEM ZİNCİRİ

22.4 GÜNLÜK HAYAT CÜMLELERİ

22.5 SORU – CEVAP ZİNCİRLERİ

BÖLÜM 23 — AKILLI SELFİE CHAIN SYSTEM REVIEW

23.1 KELİMEYİ TANIMA

23.2 YAPISAL BAĞLANTI KURMA

23.3 CÜMLEYİ ADIM ADIM BÜYÜTME

23.4 CHAIN PRACTICE

23.5 SPEAKING PRACTICE

23.6 GENEL A1–A2 TEKRARI

SON BÖLÜM

AKILLI SELFİE İLE İNGİLİZCE ÖĞRENME YOL HARİTASI

Kelime → Yapı → Cümle → Zincir → Konuşma

A1'den A2'ye Geçiş

Genel Tekrar

Son Chain Practice

A1 Module 1 (Slides 1–5)

Slide 1 — THIS / THAT

Mantık: Yakındaki nesne için this, uzaktaki nesne için that kullanılır.

Yapı: This / That + is + noun

Örnekler

This is a book.
Dis iz ı buk.
Bu bir kitaptır.

That is a car.
Det iz ı kar.
Şu bir arabadır.

This is my phone.
Dis iz may fon.
Bu benim telefonumdur.

Dikkat!

  • This = bana yakın
  • That = bana uzak

Telefonunu eline alırsan: This is my phone.
Karşıdaki arabayı gösterirsen: That is a car.

Chain Practice

This is a book.
This is my book.
This is my English book.

Bu bir kitaptır.
Bu benim kitabımdır.
Bu benim İngilizce kitabımdır.

Speaking

What is this?
Vat iz dis?
Bu nedir?

It is a book.
It iz ı buk.
O bir kitaptır.

Slide 2 — A / AN

Mantık: Kural harfe göre değil, sese göre çalışır.

Yapı: a / an + noun

Örnekler

a book
ı buk
bir kitap

an apple
en epıl
bir elma

an orange
en orınc
bir portakal

Dikkat!

  • a university (ı yunivörsıti) → “yu” sesiyle başlar.
  • a European city (ı yuropeyın siti) → “yu” sesiyle başlar.
  • an honest man (en onıst men) → “h” okunmaz.
  • an MP (en empi) → “em” sesiyle başlar.

Akıllı Selfi Tüyosu

Kuralı harfle değil ilk sesle düşün.

Chain Practice

This is an apple.
This is a red apple.
This is a red apple on the table.

Bu bir elmadır.
Bu kırmızı bir elmadır.
Bu masanın üzerindeki kırmızı bir elmadır.

Speaking

Is it an apple?
İz it en epıl?
Bu bir elma mı?

Yes, it is.
Yes, it iz.
Evet, öyle.

 

Slide 3 — THE

Mantık: The, konuşan ve dinleyen kişinin hangi kişi veya nesneden bahsettiğini bildiği durumlarda kullanılır.

Yapı: the + noun

Örnekler

The book is on the table.
Dı buk iz on dı teybıl.
Kitap masanın üzerindedir.

The phone is in the bag.
Dı fon iz in dı beg.
Telefon çantadadır.

The teacher is here.
Dı tiçır iz hir.
Öğretmen burada.

Dikkat!

  1. İkinci kez bahsedilen nesne

I have a book. The book is blue.

Bir kitabım var. Kitap mavidir.

  1. Konuşan ve dinleyen aynı nesneyi biliyorsa

Open the door.

Kapıyı aç.

  1. Dünyada tek olan şeyler
  • the sun
  • the moon
  • the sky

A / AN ile THE farkı

  • a book → herhangi bir kitap
  • the book → o kitap / bildiğimiz kitap

Chain Practice

I have a book.
The book is blue.
The book is on the table.

Bir kitabım var.
Kitap mavidir.
Kitap masanın üzerindedir.

Speaking

Where is the book?
Ver iz dı buk?
Kitap nerede?

It is on the table.
İt iz on dı teybıl.
Masanın üzerindedir.

 

Slide 4 — OF (İsim Zinciri)

Mantık: Of, iki ismi birbirine bağlar ve Türkçedeki -ın / -in anlamını verir.

Yapı: noun + of + noun

Örnekler

The key of the car.
Dı kiy ov dı kar.
Arabanın anahtarı.

The door of the house.
Dı dor ov dı haus.
Evin kapısı.

The color of the bag.
Dı kalır ov dı beg.
Çantanın rengi.

 

 

Dikkat!

İngilizce zinciri sağdan sola çözülür.

The key of the car

→ car

→ the car

→ key of the car

→ Arabanın anahtarı

Akıllı Selfi Tüyosu

Son kelimeden başla.

Chain Practice

The key of the car.
The key of the car is here.
The key of the car is in the bag.

Arabanın anahtarı.
Arabanın anahtarı burada.
Arabanın anahtarı çantada.

Speaking

What is this?
Vat iz dis?
Bu nedir?

It is the key of the car.
İt iz dı kiy ov dı kar.
Bu arabanın anahtarıdır.

 

Slide 5 — WITH

Mantık: With, “ile”, “yanında”, “taşıyan”, “özelliği olan” anlamı verir.

Yapı: noun + with + noun

 

 

Örnekler

A girl with a bag.
ı görl vith ı beg.
Çantalı bir kız.

A man with a phone.
ı men vith ı fon.
Telefonlu bir adam.

A house with a garden.
ı haus vith ı gardın.
Bahçeli bir ev.

Dikkat!

With sadece “ile” değildir.

A woman with glasses.

Gözlüklü bir kadın.

Yani özellik bildirir.

Chain Practice

A car with a blue tag.
The key of the car with a blue tag.
This is the key of the car with a blue tag.

Mavi etiketli bir araba.
Mavi etiketli arabanın anahtarı.
Bu mavi etiketli arabanın anahtarıdır.

Speaking

Who is the man with the phone?
Hu iz dı men vith dı fon?
Telefonlu adam kim?

He is my brother.
Hi iz may bradır.
O benim kardeşimdir.

 

 

 

Slide 6 — IN / ON / AT

Mantık:
In = içinde, On = üzerinde, At = bir noktada / belirli yerde

Yapı

  • in + place
  • on + surface
  • at + point

Örnekler

The book is in the bag.
Dı buk iz in dı beg.
Kitap çantanın içindedir.

The phone is on the table.
Dı fon iz on dı teybıl.
Telefon masanın üzerindedir.

I am at home.
Ay em et hom.
Ben evdeyim.

Dikkat!

  • In → kapalı alan (in the room, in the box, in the car)
  • On → yüzey (on the table, on the wall, on the floor)
  • At → nokta / kurum (at home, at school, at the airport)

En Çok Karıştırılan

  • on the bus
  • on the train
  • on the plane
  • Ama: in the car

Chain Practice

The key is in the bag.
The key is on the table.
I am at home with the key.

Anahtar çantadadır.
Anahtar masanın üzerindedir.
Anahtarla evdeyim.

 

Speaking

Where is the phone?
Ver iz dı fon?
Telefon nerede?

It is on the table.
İt iz on dı teybıl.
Masanın üzerindedir.

 

Slide 7 — FROM

Mantık:
From, “-den / -dan”, “kaynak”, “başlangıç noktası” anlamı verir.

Yapı: from + place / person

Örnekler

I am from Türkiye.
Ay em from Türkiye.
Ben Türkiye’denim.

She is from İzmir.
Şi iz from İzmir.
O İzmir’dendir.

This letter is from my friend.
Dis letır iz from may frend.
Bu mektup arkadaşımdandır.

Dikkat!

  • Be from = bir yerden olmak
  • Come from = bir yerden gelmek

I am from Türkiye.
Ben Türkiye’denim.

I come from Türkiye.
Türkiye’den geliyorum.

Chain Practice

I am from Türkiye.
I am from Türkiye and I live in Kuşadası.
I am from Türkiye and I live in Kuşadası with my family.

Ben Türkiye’denim.
Ben Türkiye’denim ve Kuşadası’nda yaşıyorum.
Ben Türkiye’denim ve ailemle Kuşadası’nda yaşıyorum.

Speaking

Where are you from?
Ver ar yu from?
Nerelisin?

I am from Türkiye.
Ay em from Türkiye.
Ben Türkiye’denim.

 

Slide 8 — FOR

Mantık:
For, “için”, “amacıyla”, “-e yönelik” anlamı verir.

Yapı: for + noun / person

Örnekler

This gift is for you.
Dis gift iz for yu.
Bu hediye senin içindir.

I study for the exam.
Ay stadi for dı igzem.
Sınav için çalışırım.

We wait for the bus.
Vi veyt for dı bas.
Otobüsü bekleriz.

Dikkat!

Look for = aramak

I look for my phone.
Ay luk for may fon.
Telefonumu arıyorum.

Burada look tek başına “bakmak”, look for ise “aramak” demektir.

 

 

Chain Practice

This gift is for you.
This gift is for my friend.
This gift is for my friend in İzmir.

Bu hediye senin içindir.
Bu hediye arkadaşım içindir.
Bu hediye İzmir’deki arkadaşım içindir.

Speaking

What is this for?
Vat iz dis for?
Bu ne için?

It is for my sister.
İt iz for may sistır.
Bu kız kardeşim içindir.

 

Slide 9 — TO

Mantık:
To, “-e / -a”, “yön”, “hedef”, “gitmek” anlamı verir.

Yapı: to + place

Örnekler

I go to school.
Ay go tu skul.
Okula giderim.

She goes to work.
Şi goz tu vörk.
İşe gider.

We go to the park.
Vi go tu dı park.
Parka gideriz.

Dikkat!

  • Go to + place
  • go to school
  • go to work
  • go to the park

Ama: go home (the kullanılmaz)

I go home.
Ay go hom.
Eve giderim.

Chain Practice

I go to school.
I go to school every day.
I go to school every day with my friend.

Okula giderim.
Her gün okula giderim.
Her gün arkadaşımla okula giderim.

Speaking

Where do you go every day?
Ver du yu go evri dey?
Her gün nereye gidersin?

I go to school.
Ay go tu skul.
Okula giderim.

 

Slide 10 — SUBJECT PRONOUNS (Özne Zamirleri)

Mantık:
Cümlede işi yapan kişi veya şeyi gösterir.

Yapı: Subject + Verb

Tablo

  • I = ben
  • You = sen / siz
  • He = o (erkek)
  • She = o (kadın)
  • It = o (nesne / hayvan)
  • We = biz
  • They = onlar

 

 

 

Örnekler

I am a teacher.
Ay em ı tiçır.
Ben bir öğretmenim.

You are my friend.
Yu ar may frend.
Sen benim arkadaşımsın.

He is from Turkey.
Hi iz from Törki.
O Türkiye’dendir.

Dikkat!

Türkçede özne bazen söylenmez.

Geldim.

İngilizcede özne genellikle söylenir.

I came.

Ay keym.

Ben geldim.

Chain Practice

I am from Turkey.
I am from Turkey and I study English.
I am from Turkey and I study English every day.

Ben Türkiye’denim.
Ben Türkiye’denim ve İngilizce çalışıyorum.
Ben Türkiye’denim ve her gün İngilizce çalışıyorum.

Speaking

Who is he?
Hu iz hi?
O kim?

He is my brother.
Hi iz may bradır.
O benim kardeşimdir.

 

Slide 11 — OBJECT PRONOUNS (Nesne Zamirleri)

Mantık:
Nesne zamirleri, fiilden sonra gelir ve eylemden etkilenen kişiyi veya şeyi gösterir.

Yapı: Subject + Verb + Object Pronoun

Tablo

  • me = beni / bana
  • you = seni / sana
  • him = onu (erkek)
  • her = onu (kadın)
  • it = onu (nesne)
  • us = bizi / bize
  • them = onları / onlara

Örnekler

She knows me.
Şi noz mi.
O beni tanıyor.

I see him.
Ay si him.
Onu görüyorum.

They help us.
Dey help as.
Bize yardım ediyorlar.

Dikkat!

  • I → özne
  • Me → nesne

I see him.
Ben onu görüyorum.

He sees me.
O beni görüyor.

Chain Practice

I know her.
I know her very well.
I know her very well because she is my friend.

Onu tanıyorum.
Onu çok iyi tanıyorum.
Onu çok iyi tanıyorum çünkü o benim arkadaşım.

Speaking

Who do you know?
Hu du yu no?
Kimi tanıyorsun?

I know him.
Ay no him.
Onu tanıyorum.

Slide 12 — POSSESSIVE ADJECTIVES (İyelik Sıfatları)

Mantık:
Bir ismin kime ait olduğunu gösterir.

Yapı: Possessive Adjective + Noun

Tablo

  • my = benim
  • your = senin / sizin
  • his = onun (erkek)
  • her = onun (kadın)
  • its = onun (nesne / hayvan)
  • our = bizim
  • their = onların

Örnekler

My phone is new.
May fon iz nü.
Telefonum yeni.

Your book is on the table.
Yor buk iz on dı teybıl.
Kitabın masanın üzerindedir.

Their house is big.
Deyr haus iz big.
Evleri büyüktür.

Dikkat!

My tek başına kullanılmaz.

This is my. ❌

This is my phone. ✅

Chain Practice

My phone is new.
My new phone is on the table.
My new phone is on the table in my room.

Telefonum yeni.
Yeni telefonum masanın üzerindedir.
Yeni telefonum odamdaki masanın üzerindedir.

Speaking

Is this your book?
İz dis yor buk?
Bu senin kitabın mı?

Yes, it is my book.
Yes, it iz may buk.
Evet, bu benim kitabım.

 

Slide 13 — POSSESSIVE PRONOUNS (İyelik Zamirleri)

Mantık:
İsim tekrarını önler.

Yapı: This / It + is + Possessive Pronoun

Tablo

  • mine = benimki
  • yours = seninki
  • his = onunki
  • hers = onunki
  • ours = bizimki
  • theirs = onlarınki

Örnekler

This book is mine.
Dis buk iz mayn.
Bu kitap benimkidir.

The phone is hers.
Dı fon iz hörz.
Telefon onunkidir.

The car is ours.
Dı kar iz aurz.
Araba bizimkidir.

Dikkat!

  • My book = benim kitabım
  • Mine = benimki

This is my book.

This book is mine.

İkisi de doğrudur.

Chain Practice

This book is mine.
This English book is mine.
This English book is mine, not yours.

Bu kitap benimkidir.
Bu İngilizce kitap benimkidir.
Bu İngilizce kitap benimkidir, seninki değil.

Speaking

Whose book is this?
Huz buk iz dis?
Bu kimin kitabı?

It is mine.
İt iz mayn.
Benimkidir.

 

Slide 14 — AM / IS / ARE

Mantık:
İngilizcede isim, sıfat ve yer bildiren cümlelerde be verb kullanılır.

Yapı: Subject + am / is / are

Tablo

  • I am
  • You are
  • He is
  • She is
  • It is
  • We are
  • They are

Örnekler

I am happy.
Ay em hepi.
Ben mutluyum.

She is a doctor.
Şi iz ı daktır.
O doktordur.

They are at home.
Dey ar et hom.
Onlar evdedir.

Dikkat!

Türkçede bazen “-dır / -dir” görünmez.

Ben mutluyum.

İngilizcede mutlaka am gerekir.

I am happy.

Chain Practice

I am a teacher.
I am a teacher in Kuşadası.
I am a teacher in Kuşadası and I teach English.

Ben öğretmenim.
Kuşadası’nda öğretmenim.
Kuşadası’nda öğretmenim ve İngilizce öğretiyorum.

Speaking

Are you happy?
Ar yu hepi?
Mutlu musun?

Yes, I am.
Yes, ay em.
Evet, mutluyum.

 

Slide 15 — POSITIVE SENTENCES (Olumlu Cümleler)

Mantık:
Olumlu cümlede fiil veya be verb kullanılır.

Yapı

  • Subject + am / is / are
  • Subject + Verb1

Örnekler

I am a student.
Ay em ı stüdınt.
Ben öğrenciyim.

He is tall.
Hi iz tol.
O uzundur.

They play football.
Dey pley futbol.
Onlar futbol oynar.

Dikkat!

İsim / sıfat / yer → am / is / are

  • I am tired.
  • She is at school.

Eylem → Verb1

  • I play football.
  • She studies English.

Chain Practice

I study English.
I study English every day.
I study English every day because I want to improve.

İngilizce çalışırım.
Her gün İngilizce çalışırım.
Gelişmek istediğim için her gün İngilizce çalışırım.

Speaking

What do you study?
Vat du yu stadi?
Ne çalışıyorsun?

I study English.
Ay stadi İngliş.
İngilizce çalışıyorum.

Slide 16 — NEGATIVE SENTENCES (Olumsuz Cümleler)

Mantık:
İngilizcede olumsuz cümle yapmak için not kullanılır.

Yapı

  • I am not
  • He is not
  • They are not
  • I do not play
  • She does not play

Örnekler

I am not tired.
Ay em nat tayırd.
Yorgun değilim.

He is not at home.
Hi iz nat et hom.
O evde değil.

They are not students.
Dey ar nat stüdınts.
Onlar öğrenci değiller.

I do not play football.
Ay du nat pley futbol.
Futbol oynamam.

She does not study English.
Şi daz nat stadi İngliş.
O İngilizce çalışmaz.

 

Dikkat!

  • am / is / are + not
  • do / does + not + Verb1

She doesn’t studies English. ❌

She doesn’t study English. ✅

Chain Practice

I am not tired.
I am not tired today.
I am not tired today because I slept well.

Yorgun değilim.
Bugün yorgun değilim.
İyi uyuduğum için bugün yorgun değilim.

Speaking

Are you tired?
Ar yu tayırd?
Yorgun musun?

No, I am not.
No, ay em nat.
Hayır, değilim.

Slide 17 — YES / NO QUESTIONS

Mantık:
Evet-Hayır sorularında yardımcı fiil cümlenin başına gelir.

Yapı

  • Am I…?
  • Is he…?
  • Are they…?
  • Do you…?
  • Does she…?

Örnekler

Are you happy?
Ar yu hepi?
Mutlu musun?

Is he at school?
İz hi et skul?
O okulda mı?

Do you like coffee?
Du yu layk kofi?
Kahveyi sever misin?

Does she work here?
Daz şi vörk hir?
O burada çalışıyor mu?

Dikkat!

Soruda Verb1 kullanılır.

Does she works here? ❌

Does she work here? ✅

Chain Practice

Do you study English?
Do you study English every day?
Do you study English every day at home?

İngilizce çalışıyor musun?
Her gün İngilizce çalışıyor musun?
Her gün evde İngilizce çalışıyor musun?

Speaking

Do you like English?
Du yu layk İngliş?
İngilizceyi sever misin?

Yes, I do.
Yes, ay du.
Evet, severim.

Slide 18 — SHORT ANSWERS (Kısa Cevaplar)

Mantık:
İngilizcede sorulara kısa cevap verilir.

Yapı

Yes, I am.
No, I’m not.

Yes, he is.
No, he isn’t.

Yes, they are.
No, they aren’t.

Yes, I do.
No, I don’t.

Yes, she does.
No, she doesn’t.

Örnekler

Are you a teacher?

Yes, I am.

Do you play football?

No, I don’t.

Is she at home?

Yes, she is.

Does he study English?

No, he doesn’t.

Dikkat!

Sadece Yes veya No demek doğal değildir.

Yes. ❌

Yes, I do. ✅

Chain Practice

Do you like coffee?

Yes, I do.

Do you like coffee every morning?

Yes, I do.

Do you like coffee every morning with breakfast?

Yes, I do.

Speaking

Do you live in Kuşadası?
Du yu liv in Kuşadası?
Kuşadası’nda mı yaşıyorsun?

Yes, I do.
Yes, ay du.
Evet, yaşıyorum.

Slide 19 — DO / DOES

Mantık:
Present Simple’da soru ve olumsuz cümle yapmak için kullanılır.

Yapı

I / You / We / They → do

He / She / It → does

Örnekler

I do my homework.
Ay du may homvörk.
Ödevimi yaparım.

Do you speak English?
Du yu spik İngliş?
İngilizce konuşur musun?

She does her homework.
Şi daz hör homvörk.
O ödevini yapar.

Does he work here?
Daz hi vörk hir?
O burada çalışıyor mu?

Dikkat!

He / She / It ile olumlu cümlede fiil -s / -es alır.

She plays.

Ama soru ve olumsuzda:

Does she play?

She doesn’t play.

Chain Practice

He works.
He works every day.
He works every day in a hotel.

O çalışır.
Her gün çalışır.
Her gün bir otelde çalışır.

Speaking

Does your friend speak English?
Daz yor frend spik İngliş?
Arkadaşın İngilizce konuşuyor mu?

Yes, he does.
Yes, hi daz.
Evet, konuşuyor.

Slide 20 — FREQUENCY ADVERBS (Sıklık Zarfları)

Mantık:
Bir eylemin ne sıklıkla yapıldığını gösterir.

Sıklık Sırası

  • always = her zaman
  • usually = genellikle
  • often = sık sık
  • sometimes = bazen
  • rarely = nadiren
  • never = asla

Yapı

Subject + Frequency Adverb + Verb1

Örnekler

I always drink tea.
Ay olveyz drink ti.
Her zaman çay içerim.

She usually gets up early.
Şi yujıli gets ap örli.
Genellikle erken kalkar.

They often watch TV.
Dey ofın vaç tivii.
Sık sık televizyon izlerler.

We sometimes go to the beach.
Vi samtaymz go tu dı biç.
Bazen sahile gideriz.

He never smokes.
Hi nevır smoks.
Asla sigara içmez.

Dikkat!

Sıklık zarfı genellikle özne ile fiil arasına gelir.

I always study.

She never drinks coffee.

Chain Practice

I usually study English.
I usually study English in the evening.
I usually study English in the evening at home.

Genellikle İngilizce çalışırım.
Genellikle akşam İngilizce çalışırım.
Genellikle akşam evde İngilizce çalışırım.

Speaking

How often do you study English?
Hau ofın du yu stadi İngliş?
Ne sıklıkla İngilizce çalışırsın?

I usually study English every day.
Ay yujıli stadi İngliş evri dey.
Genellikle her gün İngilizce çalışırım.

 

 

 

Slide 21 — PRESENT SIMPLE (Olumlu Cümleler)

Mantık:
Present Simple, alışkanlıkları, günlük rutinleri, genel doğruları ve sık yapılan işleri anlatır.

Yapı

Subject + Verb1

He / She / It + Verb1 + s/es

Örnekler

I play football.
Ay pley futbol.
Futbol oynarım.

She studies English.
Şi stadiz İngliş.
O İngilizce çalışır.

They live in Kuşadası.
Dey liv in Kuşadası.
Onlar Kuşadası’nda yaşarlar.

Dikkat!

  • I / You / We / They → play
  • He / She / It → plays

He play football. ❌

He plays football. ✅

Chain Practice

I study English.
I study English every day.
I study English every day at home.

İngilizce çalışırım.
Her gün İngilizce çalışırım.
Her gün evde İngilizce çalışırım.

Speaking

What do you do every day?
Vat du yu du evri dey?
Her gün ne yaparsın?

I study English every day.
Ay stadi İngliş evri dey.
Her gün İngilizce çalışırım.

Slide 22 — PRESENT SIMPLE (Olumsuz Cümleler)

Mantık:
Present Simple’da olumsuz cümle yapmak için do not / does not kullanılır.

Yapı

I / You / We / They + do not + Verb1

He / She / It + does not + Verb1

Örnekler

I do not drink coffee.
Ay du nat drink kofi.
Kahve içmem.

She does not work here.
Şi daz nat vörk hir.
O burada çalışmaz.

They do not play tennis.
Dey du nat pley tenis.
Onlar tenis oynamaz.

Dikkat!

Does geldiğinde fiil -s almaz.

She doesn’t works. ❌

She doesn’t work. ✅

Chain Practice

I do not watch TV.
I do not watch TV at night.
I do not watch TV at night because I study English.

Televizyon izlemem.
Gece televizyon izlemem.
Gece televizyon izlemem çünkü İngilizce çalışırım.

 

Speaking

Do you drink coffee?
Du yu drink kofi?
Kahve içer misin?

No, I don’t.
No, ay dont.
Hayır, içmem.

Slide 23 — PRESENT SIMPLE (Soru Cümleleri)

Mantık:
Present Simple’da soru yapmak için do / does cümlenin başına gelir.

Yapı

Do + I / you / we / they + Verb1?

Does + he / she / it + Verb1?

Örnekler

Do you speak English?
Du yu spik İngliş?
İngilizce konuşur musun?

Does he live in İzmir?
Daz hi liv in İzmir?
O İzmir’de yaşıyor mu?

Do they work together?
Du dey vörk tugedır?
Birlikte çalışıyorlar mı?

Dikkat!

Soru cümlesinde fiil her zaman Verb1 olur.

Does she studies English? ❌

Does she study English? ✅

Chain Practice

Do you study English?
Do you study English every day?
Do you study English every day at home?

İngilizce çalışıyor musun?
Her gün İngilizce çalışıyor musun?
Her gün evde İngilizce çalışıyor musun?

Speaking

Does your teacher speak English?
Daz yor tiçır spik İngliş?
Öğretmenin İngilizce konuşuyor mu?

Yes, he does.
Yes, hi daz.
Evet, konuşuyor.

Slide 24 — DAILY ROUTINE (Günlük Rutin)

Mantık:
Günlük rutinler Present Simple ile anlatılır.

Örnekler

I get up at seven.
Ay get ap et sevın.
Yedide kalkarım.

I have breakfast.
Ay hev brekfıst.
Kahvaltı yaparım.

I go to work.
Ay go tu vörk.
İşe giderim.

I come home in the evening.
Ay kam hom in dı ivnıng.
Akşam eve gelirim.

I go to bed at eleven.
Ay go tu bed et ilevın.
Saat on birde yatarım.

Dikkat!

En yaygın günlük rutin fiilleri:

  • get up
  • have breakfast
  • go to work
  • come home
  • go to bed

Chain Practice

I get up at seven.
I get up at seven and have breakfast.
I get up at seven, have breakfast, and go to work.

Yedide kalkarım.
Yedide kalkar ve kahvaltı yaparım.
Yedide kalkarım, kahvaltı yaparım ve işe giderim.

Speaking

Tell me about your daily routine.
Tel mi ebaut yor deyli rutin.
Günlük rutininden bahset.

I get up at seven and go to work.
Ay get ap et sevın end go tu vörk.
Yedide kalkarım ve işe giderim.

Slide 25 — TELLING THE TIME (Saat Söyleme)

Mantık:
Saat söylerken o’clock, half past, quarter past, quarter to kullanılır.

Temel Kalıplar

  • o’clock = tam
  • half past = buçuk
  • quarter past = çeyrek geçiyor
  • quarter to = çeyrek var

Örnekler

It is seven o’clock.
İt iz sevın ıklak.
Saat yedi.

It is half past seven.
İt iz haf past sevın.
Saat yedi buçuk.

It is quarter past eight.
İt iz kuortır past eyt.
Saat sekizi çeyrek geçiyor.

It is quarter to nine.
İt iz kuortır tu nayn.
Saat dokuza çeyrek var.

Dikkat!

  • 7:00 → seven o’clock
  • 7:30 → half past seven
  • 8:15 → quarter past eight
  • 8:45 → quarter to nine

Chain Practice

It is seven o’clock.
It is seven o’clock and I get up.
It is seven o’clock and I get up every day.

Saat yedi.
Saat yedi ve kalkıyorum.
Her gün saat yedide kalkıyorum.

Speaking

What time do you get up?
Vat taym du yu get ap?
Saat kaçta kalkarsın?

I get up at seven o’clock.
Ay get ap et sevın ıklak.
Saat yedide kalkarım.

Slide 26 — WHAT (Ne?)

Mantık:
What, bir şeyin ne olduğunu veya ne yapıldığını sorar.

Yapı

  • What + is + noun?
  • What + do/does + subject + Verb1?

Örnekler

What is this?
Vat iz dis?
Bu nedir?

What do you do?
Vat du yu du?
Ne iş yaparsın?

What does she study?
Vat daz şi stadi?
O ne çalışıyor?

Dikkat!

  • What is your name?
  • What do you do?

İkisi farklıdır.

Chain Practice

What is this?
What is this book?
What is this English book?

Bu nedir?
Bu kitap nedir?
Bu İngilizce kitap nedir?

Speaking

What do you study?
Vat du yu stadi?
Ne çalışıyorsun?

I study English.
Ay stadi İngliş.
İngilizce çalışıyorum.

Slide 27 — WHERE (Nerede?)

Mantık:
Where, yer sorar.

Yapı

Where + is / are / do / does

Örnekler

Where is the book?
Ver iz dı buk?
Kitap nerede?

Where do you live?
Ver du yu liv?
Nerede yaşıyorsun?

Where does he work?
Ver daz hi vörk?
Nerede çalışıyor?

Dikkat!

  • Where are you from? = Nerelisin?
  • Where do you live? = Nerede yaşıyorsun?

Chain Practice

Where do you live?
Where do you live now?
Where do you live now with your family?

Nerede yaşıyorsun?
Şimdi nerede yaşıyorsun?
Şimdi ailenle nerede yaşıyorsun?

Speaking

Where do you live?
Ver du yu liv?
Nerede yaşıyorsun?

I live in Kuşadası.
Ay liv in Kuşadası.
Kuşadası’nda yaşıyorum.

Slide 28 — WHEN (Ne zaman?)

Mantık:
When, zaman sorar.

Yapı

When + do / does + subject + Verb1

Örnekler

When do you study English?
Ven du yu stadi İngliş?
Ne zaman İngilizce çalışırsın?

When does she go to school?
Ven daz şi go tu skul?
O ne zaman okula gider?

When do they arrive?
Ven du dey ırayv?
Onlar ne zaman varır?

Dikkat!

Saat sorarken:

What time do you get up?

Genel zaman sorarken:

When do you get up?

Chain Practice

When do you get up?
When do you get up every day?
When do you get up every day for work?

Ne zaman kalkarsın?
Her gün ne zaman kalkarsın?
İş için her gün ne zaman kalkarsın?

Speaking

When do you go to bed?
Ven du yu go tu bed?
Ne zaman yatarsın?

I go to bed at eleven.
Ay go tu bed et ilevın.
Saat on birde yatarım.

Slide 29 — WHO (Kim?)

Mantık:
Who, kişi sorar.

Yapı

Who + is / are

Who + do / does

 

 

Örnekler

Who is she?
Hu iz şi?
O kim?

Who is your teacher?
Hu iz yor tiçır?
Öğretmenin kim?

Who do you know?
Hu du yu no?
Kimi tanıyorsun?

Dikkat!

  • Who is he? → O kim?
  • Who are they? → Onlar kim?

Chain Practice

Who is he?
Who is he with?
Who is he with at school?

O kim?
Kiminle birlikte?
Okulda kiminle birlikte?

Speaking

Who is your best friend?
Hu iz yor best frend?
En iyi arkadaşın kim?

My best friend is Ali.
May best frend iz Ali.
En iyi arkadaşım Ali.

Slide 30 — WHY (Neden?)

Mantık:
Why, sebep sorar.

Yapı

Why + do / does + subject + Verb1

Why + is / are + subject

Örnekler

Why are you tired?
Vay ar yu tayırd?
Neden yorgunsun?

Why do you study English?
Vay du yu stadi İngliş?
Neden İngilizce çalışıyorsun?

Why does she work here?
Vay daz şi vörk hir?
Neden burada çalışıyor?

Dikkat!

Why sorularının en doğal cevabı because ile başlar.

Why do you study English?

Because I want to improve.

Chain Practice

Why do you study English?
Because I want to improve.
Because I want to improve my speaking.

Neden İngilizce çalışıyorsun?
Çünkü gelişmek istiyorum.
Çünkü konuşmamı geliştirmek istiyorum.

Speaking

Why do you learn English?
Vay du yu lörn İngliş?
Neden İngilizce öğreniyorsun?

Because I want to travel.
Bikaz ay vant tu trevıl.
Çünkü seyahat etmek istiyorum.

 

 

 

 

Slide 31 — HOW (Nasıl?)

Mantık:
How, bir şeyin nasıl olduğunu veya nasıl yapıldığını sorar.

Yapı

  • How + is / are + noun?
  • How + do / does + subject + Verb1?

Örnekler

How are you?
Hau ar yu?
Nasılsın?

How is your father?
Hau iz yor fadır?
Baban nasıl?

How do you go to work?
Hau du yu go tu vörk?
İşe nasıl gidersin?

Dikkat!

  • How are you? = Nasılsın?
  • How do you...? = Nasıl yaparsın?

Chain Practice

How are you?
I am fine.
I am fine today.

Nasılsın?
İyiyim.
Bugün iyiyim.

Speaking

How do you go to school?
Hau du yu go tu skul?
Okula nasıl gidersin?

I go to school by bus.
Ay go tu skul bay bas.
Okula otobüsle giderim.

Slide 32 — HOW OLD (Kaç yaşında?)

Mantık:
Yaş sormak için How old kullanılır.

Yapı

How old + is / are + subject?

Örnekler

How old are you?
Hau old ar yu?
Kaç yaşındasın?

I am 18 years old.
Ay em eytin yirz old.
18 yaşındayım.

How old is your sister?
Hau old iz yor sistır?
Kız kardeşin kaç yaşında?

She is 12 years old.
Şi iz twelv yirz old.
12 yaşında.

Dikkat!

İngilizcede I have 18 years denmez.

I have 18 years. ❌

I am 18 years old. ✅

Chain Practice

I am 18 years old.
I am 18 years old and I live in İzmir.
I am 18 years old and I study English.

18 yaşındayım.
18 yaşındayım ve İzmir’de yaşıyorum.
18 yaşındayım ve İngilizce çalışıyorum.

Speaking

How old is your brother?
Hau old iz yor bradır?
Erkek kardeşin kaç yaşında?

He is 15 years old.
Hi iz fiftin yirz old.
15 yaşında.

Slide 33 — HOW MANY (Kaç Tane?)

Mantık:
How many, sayılabilen isimlerle kullanılır.

Yapı

How many + plural noun + do / does + subject + Verb1?

Örnekler

How many books do you have?
Hau meni buks du yu hev?
Kaç kitabın var?

I have five books.
Ay hev fayv buks.
Beş kitabım var.

How many students are there?
Hau meni stüdınts ar der?
Kaç öğrenci var?

There are twenty students.
Der ar twenti stüdınts.
Yirmi öğrenci var.

Dikkat!

How many + çoğul isim

  • books
  • cars
  • students
  • apples

Chain Practice

I have five books.
I have five English books.
I have five English books at home.

Beş kitabım var.
Beş İngilizce kitabım var.
Evde beş İngilizce kitabım var.

Speaking

How many languages do you speak?
Hau meni lengvıcız du yu spik?
Kaç dil konuşuyorsun?

I speak two languages.
Ay spik tu lengvıcız.
İki dil konuşuyorum.

Slide 34 — HOW MUCH (Ne Kadar?)

Mantık:
How much, sayılamayan isimlerle ve fiyat sormak için kullanılır.

Yapı

How much + uncountable noun

How much + is / are

Örnekler

How much water do you drink?
Hau maç votır du yu drink?
Ne kadar su içersin?

I drink a lot of water.
Ay drink ı lat ov votır.
Çok su içerim.

How much is this book?
Hau maç iz dis buk?
Bu kitap ne kadar?

It is 300 lira.
İt iz thri handrıt lira.
300 liradır.

Dikkat!

  • How many → sayılabilen
  • How much → sayılamayan / fiyat

How many water? ❌

How much water? ✅

 

Chain Practice

I drink a lot of water.
I drink a lot of water every day.
I drink a lot of water every day because it is healthy.

Çok su içerim.
Her gün çok su içerim.
Sağlıklı olduğu için her gün çok su içerim.

Speaking

How much is the phone?
Hau maç iz dı fon?
Telefon ne kadar?

It is 10,000 lira.
İt iz ten thauzınd lira.
10.000 liradır.

Slide 35 — WHAT TIME (Saat Kaçta?)

Mantık:
What time, belirli saati sorar.

Yapı

What time + do / does + subject + Verb1?

Örnekler

What time do you get up?
Vat taym du yu get ap?
Saat kaçta kalkarsın?

I get up at seven o’clock.
Ay get ap et sevın ıklak.
Saat yedide kalkarım.

What time does she go to work?
Vat taym daz şi go tu vörk?
O saat kaçta işe gider?

She goes to work at eight.
Şi goz tu vörk et eyt.
Saat sekizde işe gider.

 

Dikkat!

  • When = ne zaman?
  • What time = saat kaçta?

Chain Practice

I get up at seven.
I get up at seven every day.
I get up at seven every day and study English.

Yedide kalkarım.
Her gün yedide kalkarım.
Her gün yedide kalkar ve İngilizce çalışırım.

 

Speaking

What time do you go to bed?
Vat taym du yu go tu bed?
Saat kaçta yatarsın?

I go to bed at eleven o’clock.
Ay go tu bed et ilevın ıklak.
Saat on birde yatarım.

Slide 36 — COUNTABLE / UNCOUNTABLE

Mantık:
İngilizcede bazı isimler sayılabilir (countable), bazıları sayılamaz (uncountable).

Countable (Sayılabilir)

book, car, apple, student, chair

one book

two books

three apples

Uncountable (Sayılamaz)

water, milk, tea, coffee, rice, sugar, salt, bread, money, information

Örnekler

I have two books.
Ay hev tu buks.
İki kitabım var.

I drink water.
Ay drink votır.
Su içerim.

She buys rice.
Şi bayz rays.
Pirinç alır.

Dikkat! (İnce Nüans)

İngilizler bazı maddeleri tek tek saymaz.

  • water
  • sugar
  • salt
  • rice
  • bread

Bu kelimeler madde olarak düşünülür.

Two waters ❌

Some water ✅

Akıllı Selfi Tüyosu

Kendine sor:

“Bunu tek tek sayabilir miyim?”

  • apple → evet
  • water → hayır

Chain Practice

I drink water.
I drink water every day.
I drink water every day because it is healthy.

Su içerim.
Her gün su içerim.
Sağlıklı olduğu için her gün su içerim.

Speaking

Do you drink tea?
Du yu drink ti?
Çay içer misin?

Yes, I do.
Yes, ay du.
Evet, içerim.

Slide 37 — SOME / ANY

Mantık:
Some, olumlu cümlelerde kullanılır.
Any, olumsuz ve soru cümlelerinde kullanılır.

Yapı

Some + noun

Any + noun

Örnekler

I have some books.
Ay hev sam buks.
Birkaç kitabım var.

She drinks some milk.
Şi drinks sam milk.
Biraz süt içer.

Do you have any money?
Du yu hev eni mani?
Hiç paran var mı?

I don’t have any money.
Ay dont hev eni mani.
Hiç param yok.

Dikkat! (İnce Nüans)

Olumlu:

some

Olumsuz:

any

Soru:

any

Akıllı Selfi Tüyosu

Some = var

Any = var mı / yok

Chain Practice

I have some books.
I have some English books.
I have some English books at home.

Birkaç kitabım var.
Birkaç İngilizce kitabım var.
Evde birkaç İngilizce kitabım var.

Speaking

Do you have any questions?
Du yu hev eni kuesçınz?
Hiç sorun var mı?

Yes, I have some questions.
Yes, ay hev sam kuesçınz.
Evet, birkaç sorum var.

Slide 38 — MUCH / MANY / A LOT OF

Mantık:
Many → sayılabilir isimlerle

Much → sayılamayan isimlerle

A lot of → ikisiyle de kullanılabilir.

Örnekler

I have many books.
Ay hev meni buks.
Çok kitabım var.

She drinks much water.
Şi drinks maç votır.
Çok su içer.

We have a lot of friends.
Vi hev ı lat ov frendz.
Çok arkadaşımız var.

They have a lot of money.
Dey hev ı lat ov mani.
Çok paraları var.

Dikkat! (İnce Nüans)

Günlük konuşmada a lot of en doğal kullanımdır.

I have much money. (daha resmî)

I have a lot of money. (çok daha doğal)

Akıllı Selfi Tüyosu

  • books → many
  • water → much
  • friends → a lot of
  • money → a lot of

Chain Practice

I have many books.
I have many English books.
I have many English books at home.

Çok kitabım var.
Çok İngilizce kitabım var.
Evde çok İngilizce kitabım var.

Speaking

Do you have many friends?
Du yu hev meni frendz?
Çok arkadaşın var mı?

Yes, I have a lot of friends.
Yes, ay hev ı lat ov frendz.
Evet, çok arkadaşım var.

Slide 39 — A FEW / A LITTLE

Mantık:
A few → sayılabilir isimlerle

A little → sayılamayan isimlerle

 

Örnekler

I have a few books.
Ay hev ı fyu buks.
Birkaç kitabım var.

She has a few friends.
Şi hez ı fyu frendz.
Birkaç arkadaşı var.

I have a little money.
Ay hev ı litıl mani.
Biraz param var.

We need a little water.
Vi nid ı litıl votır.
Biraz suya ihtiyacımız var.

Dikkat! (İnce Nüans)

A few = birkaç tane

A little = biraz

Akıllı Selfi Tüyosu

  • books → a few
  • friends → a few
  • water → a little
  • money → a little

Chain Practice

I have a little money.
I have a little money today.
I have a little money today because I spent a lot yesterday.

Biraz param var.
Bugün biraz param var.
Dün çok harcadığım için bugün biraz param var.

Speaking

Do you have a little time?
Du yu hev ı litıl taym?
Biraz zamanın var mı?

Yes, I do.
Yes, ay du.
Evet, var.

Slide 40 — THERE IS / THERE ARE

Mantık:
Bir yerde bir şeyin var olduğunu söyler.

Yapı

There is + singular noun

There are + plural noun

Örnekler

There is a book on the table.
Der iz ı buk on dı teybıl.
Masanın üzerinde bir kitap var.

There is some water in the bottle.
Der iz sam votır in dı batıl.
Şişede biraz su var.

There are two books on the table.
Der ar tu buks on dı teybıl.
Masanın üzerinde iki kitap var.

There are many students in the class.
Der ar meni stüdınts in dı klas.
Sınıfta birçok öğrenci var.

Dikkat! (İnce Nüans)

  • There is → tekil
  • There are → çoğul

There is books. ❌

There are books. ✅

Chain Practice

There is a book on the table.
There is a book on the table in my room.
There is a book on the table in my room and it is mine.

Masanın üzerinde bir kitap var.
Odamdaki masanın üzerinde bir kitap var.
Odamdaki masanın üzerinde bir kitap var ve o benim.

Speaking

Is there a park near your house?
İz der ı park nir yor haus?
Evinin yakınında bir park var mı?

Yes, there is.
Yes, der iz.
Evet, var.

Slide 41 — CAN (Yapabilirim)

Mantık:
Can, bir şeyi yapabilme becerisini gösterir.

Yapı

Subject + can + Verb1

Örnekler

I can swim.
Ay ken svim.
Yüzebilirim.

She can speak English.
Şi ken spik İngliş.
İngilizce konuşabilir.

We can help you.
Vi ken help yu.
Sana yardım edebiliriz.

Dikkat!

Can’den sonra fiil her zaman Verb1 olur.

She can speaks English. ❌

She can speak English. ✅

 

 

Chain Practice

I can speak English.
I can speak English a little.
I can speak English a little with my friends.

İngilizce konuşabilirim.
Biraz İngilizce konuşabilirim.
Arkadaşlarımla biraz İngilizce konuşabilirim.

Speaking

Can you swim?
Ken yu svim?
Yüzebilir misin?

Yes, I can.
Yes, ay ken.
Evet, yüzebilirim.

Slide 42 — CAN’T (Yapamam)

Mantık:
Can’t, bir şeyi yapamama durumunu gösterir.

Yapı

Subject + can’t + Verb1

Örnekler

I can’t drive.
Ay kent drayv.
Araba kullanamam.

He can’t play the piano.
Hi kent pley dı piyano.
Piyano çalamaz.

They can’t come today.
Dey kent kam tudey.
Bugün gelemezler.

Dikkat!

Can = yapabilirim

Can’t = yapamam

Chain Practice

I can’t drive.
I can’t drive a car.
I can’t drive a car because I don’t have a license.

Araba kullanamam.
Bir araba kullanamam.
Ehliyetim olmadığı için araba kullanamam.

Speaking

Can you drive?
Ken yu drayv?
Araba kullanabilir misin?

No, I can’t.
No, ay kent.
Hayır, kullanamam.

Slide 43 — CAN (İzin)

Mantık:
Can, izin istemek ve izin vermek için de kullanılır.

Yapı

Can + I + Verb1?

Yes, you can.

No, you can’t.

Örnekler

Can I come in?
Ken ay kam in?
İçeri girebilir miyim?

Can I use your phone?
Ken ay yuz yor fon?
Telefonunu kullanabilir miyim?

Yes, you can.
Yes, yu ken.
Evet, kullanabilirsin.

No, you can’t.
No, yu kent.
Hayır, kullanamazsın.

Dikkat!

Günlük konuşmada Can I...? çok yaygındır.

Chain Practice

Can I sit here?
Can I sit here with you?
Can I sit here with you for a minute?

Buraya oturabilir miyim?
Senin yanına oturabilir miyim?
Bir dakika senin yanına oturabilir miyim?

Speaking

Can I ask a question?
Ken ay ask ı kuesçın?
Bir soru sorabilir miyim?

Yes, you can.
Yes, yu ken.
Evet, sorabilirsin.

Slide 44 — REQUESTS (Rica Cümleleri)

Mantık:
Kibarca bir şey istemek için kullanılır.

Yapı

Can you + Verb1?

Could you + Verb1?

Please + Verb1

Örnekler

Can you help me?
Ken yu help mi?
Bana yardım edebilir misin?

Could you open the door?
Kud yu opın dı dor?
Kapıyı açabilir misin?

Please sit down.
Pliz sit daun.
Lütfen otur.

Dikkat!

Could you...? → Can you...?’dan daha kibardır.

Chain Practice

Can you help me?
Can you help me with my homework?
Can you help me with my English homework?

Bana yardım edebilir misin?
Ödevimde bana yardım edebilir misin?
İngilizce ödevimde bana yardım edebilir misin?

Speaking

Can you speak slowly?
Ken yu spik slovli?
Yavaş konuşabilir misin?

Yes, I can.
Yes, ay ken.
Evet, konuşabilirim.

Slide 45 — IMPERATIVES (Komut Cümleleri)

Mantık:
Komut, talimat ve yönlendirme verir.

Yapı

Verb1

Don’t + Verb1

Örnekler

Open the window.
Opın dı vindo.
Pencereyi aç.

Close the door.
Kloz dı dor.
Kapıyı kapat.

Come here.
Kam hir.
Buraya gel.

Don’t open the window.
Dont opın dı vindo.
Pencereyi açma.

Don’t be late.
Dont bi leyt.
Geç kalma.

Dikkat!

Olumsuz komut:

Don’t + Verb1

Don’t go.

Gitme.

Chain Practice

Open the door.
Open the door slowly.
Open the door slowly, please.

Kapıyı aç.
Kapıyı yavaş aç.
Lütfen kapıyı yavaş aç.

Speaking

Can you open the window?
Ken yu opın dı vindo?
Pencereyi açabilir misin?

Yes, I can.
Yes, ay ken.
Evet, açabilirim.

 

 

Slide 46 — PRESENT CONTINUOUS (Olumlu Cümleler)

Mantık:
Present Continuous, şu anda devam eden eylemleri anlatır.

Yapı

Subject + am / is / are + Verb-ing

Örnekler

I am studying English.
Ay em stadiying İngliş.
İngilizce çalışıyorum.

She is watching TV.
Şi iz vaçing tivii.
Televizyon izliyor.

They are playing football.
Dey ar pleying futbol.
Futbol oynuyorlar.

Dikkat!

Am / Is / Are + Verb-ing

I study English. → alışkanlık

I am studying English. → şu an

Chain Practice

I am studying English.
I am studying English now.
I am studying English now at home.

İngilizce çalışıyorum.
Şu anda İngilizce çalışıyorum.
Şu anda evde İngilizce çalışıyorum.

Speaking

What are you doing now?
Vat ar yu duing nau?
Şu anda ne yapıyorsun?

I am studying English.
Ay em stadiying İngliş.
İngilizce çalışıyorum.

Slide 47 — PRESENT CONTINUOUS (Olumsuz Cümleler)

Mantık:
Şu anda yapılmayan eylemleri anlatır.

Yapı

Subject + am / is / are + not + Verb-ing

Örnekler

I am not sleeping.
Ay em nat sliping.
Uyumuyorum.

He is not working.
Hi iz nat vörking.
Çalışmıyor.

They are not playing.
Dey ar nat pleying.
Oynamıyorlar.

Dikkat!

  • I’m not
  • He isn’t
  • They aren’t

Bu kısaltmalar günlük konuşmada çok yaygındır.

Chain Practice

I am not sleeping.
I am not sleeping now.
I am not sleeping now because I am studying.

Uyumuyorum.
Şu anda uyumuyorum.
Şu anda uyumuyorum çünkü çalışıyorum.

Speaking

Are you sleeping?
Ar yu sliping?
Uyuyor musun?

No, I’m not.
No, aym nat.
Hayır, uyumuyorum.

Slide 48 — PRESENT CONTINUOUS (Soru Cümleleri)

Mantık:
Şu anda ne olduğunu sorar.

Yapı

Am / Is / Are + Subject + Verb-ing?

Örnekler

Are you studying?
Ar yu stadiying?
Çalışıyor musun?

Is she cooking?
İz şi kuking?
Yemek yapıyor mu?

Are they waiting?
Ar dey veyting?
Bekliyorlar mı?

Dikkat!

Yardımcı fiil başa gelir.

You are studying.
Are you studying?

Chain Practice

Are you studying English?
Are you studying English now?
Are you studying English now at home?

İngilizce çalışıyor musun?
Şu anda İngilizce çalışıyor musun?
Şu anda evde İngilizce çalışıyor musun?

Speaking

Is your friend working now?
İz yor frend vörking nau?
Arkadaşın şu anda çalışıyor mu?

Yes, he is.
Yes, hi iz.
Evet, çalışıyor.

Slide 49 — NOW / RIGHT NOW / AT THE MOMENT

Mantık:
Present Continuous ile en sık kullanılan zaman ifadeleri.

Now

I am reading now.
Ay em riyding nau.
Şu anda okuyorum.

Right now

She is driving right now.
Şi iz drayving rayt nau.
Tam şu anda araba kullanıyor.

At the moment

They are studying at the moment.
Dey ar stadiying et dı momınt.
Şu anda çalışıyorlar.

Dikkat!

Bu ifadeler Present Continuous işaretidir.

  • now
  • right now
  • at the moment

Chain Practice

I am reading now.
I am reading an English book now.
I am reading an English book now at home.

Şu anda okuyorum.
Şu anda İngilizce bir kitap okuyorum.
Şu anda evde İngilizce bir kitap okuyorum.

Speaking

What are you reading right now?
Vat ar yu riyding rayt nau?
Şu anda ne okuyorsun?

I am reading an English book.
Ay em riyding en İngliş buk.
İngilizce bir kitap okuyorum.

Slide 50 — PRESENT SIMPLE vs PRESENT CONTINUOUS

Mantık:
En önemli fark: alışkanlık ve şu an.

Present Simple

I study English every day.
Ay stadi İngliş evri dey.
Her gün İngilizce çalışırım.

Present Continuous

I am studying English now.
Ay em stadiying İngliş nau.
Şu anda İngilizce çalışıyorum.

Karşılaştırma

She works in a hotel.
O bir otelde çalışır.

She is working now.
O şu anda çalışıyor.

They play football on Sundays.
Pazar günleri futbol oynarlar.

They are playing football now.
Şu anda futbol oynuyorlar.

Dikkat!

  • every day → Present Simple
  • now → Present Continuous

Chain Practice

I study English every day.
I am studying English now.
I study English every day, and I am studying now.

Her gün İngilizce çalışırım.
Şu anda İngilizce çalışıyorum.
Her gün İngilizce çalışırım ve şu anda çalışıyorum.

 

 

Speaking

Do you study English every day?
Du yu stadi İngliş evri dey?
Her gün İngilizce çalışıyor musun?

Yes, I do. I am studying English now.
Yes, ay du. Ay em stadiying İngliş nau.
Evet, çalışıyorum. Şu anda İngilizce çalışıyorum.

Slide 51 — VERB + ING (Yazım Kuralları)

Mantık:
Present Continuous’da fiile -ing eklenir.

Yapı

Verb + ing

Temel Örnekler

play → playing

read → reading

watch → watching

cook → cooking

study → studying

Örnekler

I am playing football.
Ay em pleying futbol.
Futbol oynuyorum.

She is reading a book.
Şi iz riyding ı buk.
Kitap okuyor.

They are watching TV.
Dey ar vaçing tivii.
Televizyon izliyorlar.

 

 

Dikkat!

Çoğu fiilde sadece -ing eklenir.

play → playing

watch → watching

read → reading

Chain Practice

I am reading.
I am reading a book.
I am reading an English book.

Okuyorum.
Kitap okuyorum.
İngilizce bir kitap okuyorum.

Speaking

What are you reading?
Vat ar yu riyding?
Ne okuyorsun?

I am reading a book.
Ay em riyding ı buk.
Bir kitap okuyorum.

Slide 52 — E DÜŞER (make → making)

Mantık:
Fiil e ile bitiyorsa, e düşer + ing gelir.

Örnekler

make → making

write → writing

drive → driving

come → coming

take → taking

 

Cümleler

I am making tea.
Ay em meyking ti.
Çay yapıyorum.

She is writing an email.
Şi iz rayting en i-meyl.
E-posta yazıyor.

He is driving a car.
Hi iz drayving ı kar.
Araba kullanıyor.

Dikkat!

makeing ❌

making ✅

writeing ❌

writing ✅

Chain Practice

I am writing.
I am writing an email.
I am writing an English email.

Yazıyorum.
Bir e-posta yazıyorum.
İngilizce bir e-posta yazıyorum.

Speaking

What are you writing?
Vat ar yu rayting?
Ne yazıyorsun?

I am writing an email.
Ay em rayting en i-meyl.
Bir e-posta yazıyorum.

 

 

 

Slide 53 — SON HARF İKİLENİR (run → running)

Mantık:
Kısa sesli + tek sessiz harf ile biten fiillerde son harf iki kez yazılır.

Örnekler

run → running

swim → swimming

sit → sitting

stop → stopping

begin → beginning

Cümleler

I am running.
Ay em raning.
Koşuyorum.

She is swimming.
Şi iz sviming.
Yüzüyor.

They are sitting here.
Dey ar siting hir.
Burada oturuyorlar.

Dikkat!

runing ❌

running ✅

swiming ❌

swimming ✅

Chain Practice

I am running.
I am running in the park.
I am running in the park now.

Koşuyorum.
Parkta koşuyorum.
Şu anda parkta koşuyorum.

Speaking

Are you running?
Ar yu raning?
Koşuyor musun?

Yes, I am.
Yes, ay em.
Evet, koşuyorum.

Slide 54 — IE → Y (lie → lying)

Mantık:
Fiil ie ile bitiyorsa, ie → y + ing olur.

Örnekler

lie → lying

die → dying

tie → tying

Cümleler

He is lying on the bed.
Hi iz laying on dı bed.
Yatağın üzerinde uzanıyor.

She is tying her shoes.
Şi iz taying hör şuz.
Ayakkabılarını bağlıyor.

Dikkat!

lieing ❌

lying ✅

tieing ❌

tying ✅

 

Chain Practice

He is lying.
He is lying on the bed.
He is lying on the bed now.

Uzanıyor.
Yatağın üzerinde uzanıyor.
Şu anda yatağın üzerinde uzanıyor.

Speaking

What is he doing?
Vat iz hi duing?
O ne yapıyor?

He is lying on the bed.
Hi iz laying on dı bed.
Yatağın üzerinde uzanıyor.

Slide 55 — PRESENT CONTINUOUS REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • am / is / are + Verb-ing
  • e düşer
  • son harf ikilenir
  • ie → y

Mini Review

I am writing an email.

She is making tea.

They are swimming.

He is lying on the bed.

Zincir

I am writing an email now because I am studying English.

Ay em rayting en i-meyl nau bikaz ay em stadiying İngliş.

Şu anda İngilizce çalıştığım için bir e-posta yazıyorum.

 

Speaking

What are you doing right now?

Vat ar yu duing rayt nau?

Tam şu anda ne yapıyorsun?

I am studying English right now.

Ay em stadiying İngliş rayt nau.

Tam şu anda İngilizce çalışıyorum.

Slide 56 — WAS / WERE (Olumlu Cümleler)

Mantık:
Was / Were, geçmişte isim, sıfat ve yer bildiren cümlelerde kullanılır.

Yapı

  • I / He / She / It + was
  • You / We / They + were

Örnekler

I was happy.
Ay vaz hepi.
Mutluydum.

She was at home.
Şi vaz et hom.
O evdeydi.

They were students.
Dey vör stüdınts.
Onlar öğrenciydi.

Dikkat!

  • Was → I, He, She, It
  • Were → You, We, They

Chain Practice

I was happy.
I was happy yesterday.
I was happy yesterday because I passed the exam.

Mutluydum.
Dün mutluydum.
Sınavı geçtiğim için dün mutluydum.

Speaking

Where were you yesterday?
Ver vör yu yestırdey?
Dün neredeydin?

I was at home.
Ay vaz et hom.
Evdeydim.

Slide 57 — WAS / WERE (Olumsuz Cümleler)

Mantık:
Geçmişte olmayan durumları anlatır.

Yapı

Subject + was / were + not

Örnekler

I was not tired.
Ay vaz nat tayırd.
Yorgun değildim.

He was not at school.
Hi vaz nat et skul.
O okulda değildi.

They were not ready.
Dey vör nat redi.
Hazır değillerdi.

Dikkat!

  • wasn’t = was not
  • weren’t = were not

Chain Practice

I was not tired.
I was not tired yesterday.
I was not tired yesterday because I slept well.

Yorgun değildim.
Dün yorgun değildim.
İyi uyuduğum için dün yorgun değildim.

Speaking

Were you busy yesterday?
Vör yu bizi yestırdey?
Dün meşgul müydün?

No, I wasn’t.
No, ay vazınt.
Hayır, değildim.

Slide 58 — WAS / WERE (Soru Cümleleri)

Mantık:
Geçmişte ne olduğunu sorar.

Yapı

Was / Were + Subject?

Örnekler

Was she happy?
Vaz şi hepi?
O mutlu muydu?

Were they at home?
Vör dey et hom?
Onlar evde miydi?

Was it cold?
Vaz it kold?
Hava soğuk muydu?

Dikkat!

Yardımcı fiil başa gelir.

She was happy.

Was she happy?

 

 

Chain Practice

Were you at home?
Were you at home yesterday?
Were you at home yesterday evening?

Evde miydin?
Dün evde miydin?
Dün akşam evde miydin?

Speaking

Was the weather good yesterday?
Vaz dı vedır gud yestırdey?
Dün hava güzel miydi?

Yes, it was.
Yes, it vaz.
Evet, güzeldi.

Slide 59 — PAST TIME EXPRESSIONS (Geçmiş Zaman İfadeleri)

Mantık:
Past Simple ile en sık kullanılan zaman ifadeleri.

Örnekler

  • yesterday = dün
  • last night = dün gece
  • last week = geçen hafta
  • last month = geçen ay
  • last year = geçen yıl
  • two days ago = iki gün önce

Cümleler

I was at school yesterday.
Ay vaz et skul yestırdey.
Dün okuldaydım.

She was tired last night.
Şi vaz tayırd last nayt.
Dün gece yorgundu.

They were here two days ago.
Dey vör hir tu deyz ego.
İki gün önce buradaydılar.

 

Dikkat!

Bu ifadeler Past Simple işaretidir.

  • yesterday
  • last…
  • ago

Chain Practice

I was at home yesterday.
I was at home yesterday evening.
I was at home yesterday evening with my family.

Dün evdeydim.
Dün akşam evdeydim.
Dün akşam ailemle evdeydim.

Speaking

Where were you last weekend?
Ver vör yu last vikend?
Geçen hafta sonu neredeydin?

I was in İzmir.
Ay vaz in İzmir.
İzmir’deydim.

Slide 60 — WAS / WERE REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • was / were
  • wasn’t / weren’t
  • Was…?
  • Were…?
  • yesterday / last / ago

Mini Review

I was happy.

She wasn’t at home.

Were they students?

We were in Kuşadası last summer.

Zincir

I was in Kuşadası last summer with my family.

Ay vaz in Kuşadası last samır vith may femıli.

Geçen yaz ailemle Kuşadası’ndaydım.

Speaking

Were you in Kuşadası last summer?

Vör yu in Kuşadası last samır?

Geçen yaz Kuşadası’nda mıydın?

Yes, I was.

Yes, ay vaz.

Evet, öyleydim.

Slide 61 — REGULAR VERBS (-ED) (Olumlu Cümleler)

Mantık:
Geçmişte yapılan eylemleri anlatır.

Yapı

Subject + Verb2 (-ed)

Örnekler

I worked yesterday.
Ay vörkt yestırdey.
Dün çalıştım.

She played football.
Şi pleyd futbol.
Futbol oynadı.

They watched TV.
Dey vaçt tivii.
Televizyon izlediler.

 

 

 

Dikkat!

Düzenli fiillerin ikinci hâli -ed alır.

  • work → worked
  • play → played
  • watch → watched
  • clean → cleaned
  • open → opened

Chain Practice

I worked.
I worked yesterday.
I worked yesterday at the hotel.

Çalıştım.
Dün çalıştım.
Dün otelde çalıştım.

Speaking

What did you do yesterday?
Vat did yu du yestırdey?
Dün ne yaptın?

I worked yesterday.
Ay vörkt yestırdey.
Dün çalıştım.

Slide 62 — -ED OKUNUŞU (/t/)

Mantık:
Bazı fiillerde -ed “t” gibi okunur.

Örnekler

  • worked → vörkt
  • watched → vaçt
  • helped → helpt
  • washed → voşt
  • liked → laykt

Cümleler

I watched TV yesterday.
Ay vaçt tivii yestırdey.
Dün televizyon izledim.

She helped me.
Şi helpt mi.
Bana yardım etti.

Dikkat!

Kelime k, p, sh, ch gibi sert seslerle bitiyorsa genellikle t sesi duyulur.

Chain Practice

I watched TV.
I watched TV last night.
I watched TV last night with my family.

Televizyon izledim.
Dün gece televizyon izledim.
Dün gece ailemle televizyon izledim.

Speaking

Did you watch TV last night?
Did yu vaç tivii last nayt?
Dün gece televizyon izledin mi?

Yes, I did.
Yes, ay did.
Evet, izledim.

Slide 63 — -ED OKUNUŞU (/d/)

Mantık:
Bazı fiillerde -ed “d” gibi okunur.

Örnekler

  • played → pleyd
  • cleaned → klind
  • opened → opınd
  • lived → livd
  • called → kold

Cümleler

I played football yesterday.
Ay pleyd futbol yestırdey.
Dün futbol oynadım.

She cleaned the room.
Şi klind dı rum.
Odayı temizledi.

He opened the door.
Hi opınd dı dor.
Kapıyı açtı.

Dikkat!

Kelime sesli veya yumuşak sesle bitiyorsa genellikle d sesi duyulur.

Chain Practice

I played football.
I played football yesterday.
I played football yesterday with my friends.

Futbol oynadım.
Dün futbol oynadım.
Dün arkadaşlarımla futbol oynadım.

Speaking

Did you play football yesterday?
Did yu pley futbol yestırdey?
Dün futbol oynadın mı?

Yes, I did.
Yes, ay did.
Evet, oynadım.

Slide 64 — -ED OKUNUŞU (/ɪd/)

Mantık:
Fiil t veya d ile bitiyorsa -ed “id” gibi okunur.

Örnekler

  • wanted → vantid
  • needed → nidid
  • started → startid
  • visited → vizitid
  • waited → veytid

 

 

Cümleler

I wanted a coffee.
Ay vantid ı kofi.
Bir kahve istedim.

She visited İzmir.
Şi vizitid İzmir.
İzmir’i ziyaret etti.

They started school.
Dey startid skul.
Okula başladılar.

Dikkat!

Sadece t ve d ile biten fiillerde id sesi duyulur.

want → wanted

need → needed

Chain Practice

I visited İzmir.
I visited İzmir last week.
I visited İzmir last week with my family.

İzmir’i ziyaret ettim.
Geçen hafta İzmir’i ziyaret ettim.
Geçen hafta ailemle İzmir’i ziyaret ettim.

Speaking

Did you visit İzmir last year?
Did yu vizit İzmir last yir?
Geçen yıl İzmir’i ziyaret ettin mi?

Yes, I did.
Yes, ay did.
Evet, ettim.

Slide 65 — DID / DIDN’T

Mantık:
Past Simple’da soru ve olumsuz cümle yapmak için did / didn’t kullanılır.

 

Yapı

Did + Subject + Verb1?

Subject + didn’t + Verb1

Örnekler

Did you work yesterday?
Did yu vörk yestırdey?
Dün çalıştın mı?

I didn’t work yesterday.
Ay didınt vörk yestırdey.
Dün çalışmadım.

Did she play football?
Did şi pley futbol?
Futbol oynadı mı?

She didn’t play football.
Şi didınt pley futbol.
Futbol oynamadı.

Dikkat!

Did geldiğinde fiil tekrar Verb1 olur.

Did you worked? ❌

Did you work? ✅

Chain Practice

I worked yesterday.
Did you work yesterday?
No, I didn’t work yesterday.

Dün çalıştım.
Dün çalıştın mı?
Hayır, dün çalışmadım.

Speaking

What did you do yesterday?
Vat did yu du yestırdey?
Dün ne yaptın?

I visited my friend yesterday.
Ay vizitid may frend yestırdey.
Dün arkadaşımı ziyaret ettim.

Slide 66 — IRREGULAR VERBS (En Önemli Fiiller)

Mantık:
Bazı fiiller -ed almaz. Bunlara irregular verbs (düzensiz fiiller) denir.

En Önemli Fiiller

Verb1

Verb2

Verb3

go

went

gone

come

came

come

see

saw

seen

eat

ate

eaten

drink

drank

drunk

take

took

taken

give

gave

given

make

made

made

Örnekler

I went home.
Ay vent hom.
Eve gittim.

She came yesterday.
Şi keym yestırdey.
Dün geldi.

They saw the movie.
Dey so dı muvi.
Filmi gördüler / izlediler.

Dikkat!

Bu fiiller -ed almaz.

goed ❌

went ✅

comed ❌

came ✅

Chain Practice

I went home.
I went home yesterday.
I went home yesterday evening.

Eve gittim.
Dün eve gittim.
Dün akşam eve gittim.

Speaking

Where did you go yesterday?
Ver did yu go yestırdey?
Dün nereye gittin?

I went home.
Ay vent hom.
Eve gittim.

Slide 67 — GO / COME

Go → Went

I went to school.
Ay vent tu skul.
Okula gittim.

Come → Came

She came early.
Şi keym örli.
Erken geldi.

Dikkat!

  • Go = gitmek
  • Come = gelmek

Chain Practice

I went to school.
I went to school yesterday.
I went to school yesterday morning.

Okula gittim.
Dün okula gittim.
Dün sabah okula gittim.

Speaking

Did you come early today?
Did yu kam örli tudey?
Bugün erken geldin mi?

Yes, I came early.
Yes, ay keym örli.
Evet, erken geldim.

Slide 68 — SEE / EAT / DRINK

See → Saw

I saw my friend.
Ay so may frend.
Arkadaşımı gördüm.

Eat → Ate

We ate breakfast.
Vi eyt brekfıst.
Kahvaltı yaptık.

Drink → Drank

He drank coffee.
Hi drenk kofi.
Kahve içti.

Dikkat!

  • saw = gördü
  • ate = yedi
  • drank = içti

Chain Practice

I drank coffee.
I drank coffee yesterday.
I drank coffee yesterday morning.

Kahve içtim.
Dün kahve içtim.
Dün sabah kahve içtim.

 

Speaking

What did you eat for breakfast?
Vat did yu it for brekfıst?
Kahvaltıda ne yedin?

I ate eggs and bread.
Ay eyt egz end bred.
Yumurta ve ekmek yedim.

Slide 69 — TAKE / GIVE / MAKE

Take → Took

I took a taxi.
Ay tuk ı teksi.
Taksiye bindim.

Give → Gave

She gave me a gift.
Şi geyv mi ı gift.
Bana bir hediye verdi.

Make → Made

They made tea.
Dey meyd ti.
Çay yaptılar.

Dikkat!

  • took = aldı / bindi
  • gave = verdi
  • made = yaptı

Chain Practice

I made tea.
I made tea yesterday.
I made tea yesterday for my family.

Çay yaptım.
Dün çay yaptım.
Dün ailem için çay yaptım.

 

Speaking

Did you make tea this morning?
Did yu meyk ti dis mornıng?
Bu sabah çay yaptın mı?

Yes, I made tea.
Yes, ay meyd ti.
Evet, çay yaptım.

Slide 70 — PAST SIMPLE REVIEW (Irregular Verbs)

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • go → went
  • come → came
  • see → saw
  • eat → ate
  • drink → drank
  • take → took
  • give → gave
  • make → made

Mini Review

I went to school yesterday.

She came early.

We saw the movie.

They made tea.

Zincir

I went to school yesterday, saw my friend, and came home early.

Ay vent tu skul yestırdey, so may frend, end keym hom örli.

Dün okula gittim, arkadaşımı gördüm ve eve erken geldim.

Speaking

What did you do yesterday?

Vat did yu du yestırdey?

Dün ne yaptın?

I went to school, saw my friend, and came home.

Ay vent tu skul, so may frend, end keym hom.

Okula gittim, arkadaşımı gördüm ve eve geldim.

Slide 71 — WILL (Olumlu Cümleler)

Mantık:
Will, gelecekte yapılacak işleri anlatır.

Yapı

Subject + will + Verb1

Örnekler

I will study English.
Ay vil stadi İngliş.
İngilizce çalışacağım.

She will come tomorrow.
Şi vil kam tumaro.
Yarın gelecek.

They will travel next week.
Dey vil trevıl nekst vik.
Gelecek hafta seyahat edecekler.

Dikkat!

Will’den sonra fiil her zaman Verb1 olur.

She will comes tomorrow. ❌

She will come tomorrow. ✅

Chain Practice

I will study English.
I will study English tomorrow.
I will study English tomorrow evening.

İngilizce çalışacağım.
Yarın İngilizce çalışacağım.
Yarın akşam İngilizce çalışacağım.

 

 

Speaking

What will you do tomorrow?
Vat vil yu du tumaro?
Yarın ne yapacaksın?

I will study English.
Ay vil stadi İngliş.
İngilizce çalışacağım.

Slide 72 — WILL (Olumsuz Cümleler)

Mantık:
Gelecekte yapılmayacak işleri anlatır.

Yapı

Subject + will not + Verb1

Kısaltma

will not = won’t

Örnekler

I won’t go today.
Ay wont go tudey.
Bugün gitmeyeceğim.

He won’t work tomorrow.
Hi wont vörk tumaro.
Yarın çalışmayacak.

We won’t watch TV tonight.
Vi wont vaç tivii tunayt.
Bu gece televizyon izlemeyeceğiz.

Dikkat!

Won’t çok yaygın kullanılır.

I will not go.

I won’t go.

İkisi de doğrudur.

 

Chain Practice

I won’t go.
I won’t go today.
I won’t go today because I am busy.

Gitmeyeceğim.
Bugün gitmeyeceğim.
Meşgul olduğum için bugün gitmeyeceğim.

Speaking

Will you come tomorrow?
Vil yu kam tumaro?
Yarın gelecek misin?

No, I won’t.
No, ay wont.
Hayır, gelmeyeceğim.

Slide 73 — WILL (Soru Cümleleri)

Mantık:
Gelecekte ne olacağını sorar.

Yapı

Will + Subject + Verb1?

Örnekler

Will you help me?
Vil yu help mi?
Bana yardım edecek misin?

Will she study tonight?
Vil şi stadi tunayt?
Bu gece çalışacak mı?

Will they arrive tomorrow?
Vil dey ırayv tumaro?
Yarın varacaklar mı?

Dikkat!

Yardımcı fiil başa gelir.

You will come.

Will you come?

Chain Practice

Will you study English?
Will you study English tomorrow?
Will you study English tomorrow morning?

İngilizce çalışacak mısın?
Yarın İngilizce çalışacak mısın?
Yarın sabah İngilizce çalışacak mısın?

Speaking

Will your friend come tomorrow?
Vil yor frend kam tumaro?
Arkadaşın yarın gelecek mi?

Yes, he will.
Yes, hi vil.
Evet, gelecek.

Slide 74 — TOMORROW / NEXT / TONIGHT

Mantık:
Will ile en sık kullanılan gelecek zaman ifadeleri.

tomorrow

I will call you tomorrow.
Ay vil kol yu tumaro.
Yarın seni arayacağım.

next week

She will travel next week.
Şi vil trevıl nekst vik.
Gelecek hafta seyahat edecek.

tonight

We will watch a movie tonight.
Vi vil vaç ı muvi tunayt.
Bu gece film izleyeceğiz.

 

 

Dikkat!

Gelecek zaman işaretleri:

  • tomorrow
  • tonight
  • next week
  • next month
  • next year

Chain Practice

I will call you tomorrow.
I will call you tomorrow evening.
I will call you tomorrow evening after work.

Seni arayacağım.
Yarın akşam seni arayacağım.
İşten sonra yarın akşam seni arayacağım.

Speaking

What will you do tonight?
Vat vil yu du tunayt?
Bu gece ne yapacaksın?

I will watch a movie.
Ay vil vaç ı muvi.
Bir film izleyeceğim.

Slide 75 — WILL REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • will
  • won’t
  • Will…?
  • tomorrow
  • next
  • tonight

Mini Review

I will study tomorrow.

She won’t come today.

Will they help us?

We will travel next month.

Zincir

I will study English tomorrow, help my friend, and watch a movie tonight.

Ay vil stadi İngliş tumaro, help may frend, end vaç ı muvi tunayt.

Yarın İngilizce çalışacağım, arkadaşıma yardım edeceğim ve bu gece film izleyeceğim.

Speaking

What will you do tomorrow evening?

Vat vil yu du tumaro ivnıng?

Yarın akşam ne yapacaksın?

I will study English and watch a movie.

Ay vil stadi İngliş end vaç ı muvi.

İngilizce çalışacağım ve film izleyeceğim.

Slide 76 — BE GOING TO (Olumlu Cümleler)

Mantık:
Be going to, önceden planlanmış veya niyet edilen geleceği anlatır.

Yapı

Subject + am / is / are + going to + Verb1

Örnekler

I am going to study English.
Ay em going tu stadi İngliş.
İngilizce çalışacağım / çalışmayı planlıyorum.

She is going to visit İzmir.
Şi iz going tu vizit İzmir.
İzmir’i ziyaret edecek.

They are going to buy a car.
Dey ar going tu bay ı kar.
Bir araba satın alacaklar.

 

 

Dikkat!

Be (am / is / are) mutlaka kullanılır.

I going to study. ❌

I am going to study. ✅

Chain Practice

I am going to study English.
I am going to study English tomorrow.
I am going to study English tomorrow evening.

İngilizce çalışacağım.
Yarın İngilizce çalışacağım.
Yarın akşam İngilizce çalışacağım.

Speaking

What are you going to do tomorrow?
Vat ar yu going tu du tumaro?
Yarın ne yapmayı planlıyorsun?

I am going to study English.
Ay em going tu stadi İngliş.
İngilizce çalışmayı planlıyorum.

Slide 77 — BE GOING TO (Olumsuz Cümleler)

Mantık:
Planlanmayan geleceği anlatır.

Yapı

Subject + am / is / are + not + going to + Verb1

Örnekler

I am not going to go today.
Ay em nat going tu go tudey.
Bugün gitmeyeceğim.

He is not going to work tomorrow.
Hi iz nat going tu vörk tumaro.
Yarın çalışmayacak.

We are not going to watch TV tonight.
Vi ar nat going tu vaç tivii tunayt.
Bu gece televizyon izlemeyeceğiz.

Dikkat!

  • I’m not going to…
  • He isn’t going to…
  • They aren’t going to…

Chain Practice

I am not going to go.
I am not going to go today.
I am not going to go today because I am busy.

Gitmeyeceğim.
Bugün gitmeyeceğim.
Meşgul olduğum için bugün gitmeyeceğim.

Speaking

Are you going to come tomorrow?
Ar yu going tu kam tumaro?
Yarın gelmeyi planlıyor musun?

No, I’m not.
No, aym nat.
Hayır, planlamıyorum.

Slide 78 — BE GOING TO (Soru Cümleleri)

Mantık:
Gelecek planını sorar.

Yapı

Am / Is / Are + Subject + going to + Verb1?

Örnekler

Are you going to travel?
Ar yu going tu trevıl?
Seyahat etmeyi planlıyor musun?

Is she going to study tonight?
İz şi going tu stadi tunayt?
Bu gece çalışmayı planlıyor mu?

Are they going to buy a house?
Ar dey going tu bay ı haus?
Ev satın almayı planlıyorlar mı?

Dikkat!

Yardımcı fiil başa gelir.

You are going to travel.

Are you going to travel?

Chain Practice

Are you going to study English?
Are you going to study English tomorrow?
Are you going to study English tomorrow morning?

İngilizce çalışmayı planlıyor musun?
Yarın İngilizce çalışmayı planlıyor musun?
Yarın sabah İngilizce çalışmayı planlıyor musun?

Speaking

Is your friend going to visit İstanbul?
İz yor frend going tu vizit İstanbul?
Arkadaşın İstanbul’u ziyaret etmeyi planlıyor mu?

Yes, he is.
Yes, hi iz.
Evet, planlıyor.

Slide 79 — WILL vs BE GOING TO

Mantık:
A1 seviyesinde en basit fark:

Will

Karar / Tahmin

I will help you.

Sana yardım edeceğim.

(Bu kararı şimdi verdim.)

 

Be Going To

Plan / Niyet

I am going to help you tomorrow.

Yarın sana yardım edeceğim.

(Bunu önceden planladım.)

Karşılaştırma

I will call you.

Seni arayacağım.

I am going to call you tonight.

Bu gece seni aramayı planlıyorum.

Dikkat!

  • will → anlık karar
  • be going to → önceden plan

Chain Practice

I will study English.
I am going to study English tonight.
I am going to study English tonight because I have an exam.

İngilizce çalışacağım.
Bu gece İngilizce çalışmayı planlıyorum.
Sınavım olduğu için bu gece İngilizce çalışmayı planlıyorum.

Speaking

Will you help me?
Vil yu help mi?
Bana yardım edecek misin?

Yes, I will.

Evet, edeceğim.

Are you going to help me tomorrow?
Ar yu going tu help mi tumaro?
Yarın bana yardım etmeyi planlıyor musun?

Yes, I am.

Evet, planlıyorum.

Slide 80 — FUTURE REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • will
  • won’t
  • be going to
  • tomorrow
  • tonight
  • next week

Mini Review

I will study tomorrow.

She won’t come today.

We are going to travel next month.

Are you going to buy a car?

Zincir

I am going to study English tomorrow, visit my friend, and watch a movie tonight.

Ay em going tu stadi İngliş tumaro, vizit may frend, end vaç ı muvi tunayt.

Yarın İngilizce çalışmayı, arkadaşımı ziyaret etmeyi ve bu gece film izlemeyi planlıyorum.

Speaking

What are you going to do next weekend?

Vat ar yu going tu du nekst vikend?

Gelecek hafta sonu ne yapmayı planlıyorsun?

I am going to visit my family and study English.

Ay em going tu vizit may femıli end stadi İngliş.

Ailemi ziyaret etmeyi ve İngilizce çalışmayı planlıyorum.

 

 

Slide 81 — COMPARATIVE (Karşılaştırma)

Mantık:
İki kişi veya şeyi karşılaştırır.

Yapı

Subject + be + adjective + -er + than + noun

Örnekler

Ali is taller than Mehmet.
Ali iz tolır den Mehmet.
Ali, Mehmet’ten daha uzundur.

This book is cheaper than that book.
Dis buk iz çipır den det buk.
Bu kitap şu kitaptan daha ucuzdur.

My car is faster than your car.
May kar iz fastır den yor kar.
Arabam senin arabandan daha hızlıdır.

Dikkat!

Karşılaştırmada than kullanılır.

Ali is taller Mehmet. ❌

Ali is taller than Mehmet. ✅

Chain Practice

This car is fast.
This car is faster than that car.
This car is much faster than that car.

Bu araba hızlıdır.
Bu araba şu arabadan daha hızlıdır.
Bu araba şu arabadan çok daha hızlıdır.

Speaking

Which city is bigger, İzmir or Aydın?
Viç siti iz bigır, İzmir or Aydın?
Hangi şehir daha büyük, İzmir mi Aydın mı?

İzmir is bigger than Aydın.
İzmir iz bigır den Aydın.
İzmir, Aydın’dan daha büyüktür.

Slide 82 — SHORT ADJECTIVES (-ER)

Mantık:
Kısa sıfatlar -er alır.

Örnekler

  • tall → taller
  • small → smaller
  • old → older
  • young → younger
  • long → longer
  • short → shorter

Cümleler

My brother is older than me.
May bradır iz oldır den mi.
Erkek kardeşim benden daha büyüktür.

This road is longer.
Dis rod iz longır.
Bu yol daha uzundur.

Dikkat!

  • old → older
  • small → smaller
  • tall → taller

Chain Practice

My brother is old.
My brother is older than me.
My brother is much older than me.

Erkek kardeşim yaşlıdır / büyüktür.
Erkek kardeşim benden daha büyüktür.
Erkek kardeşim benden çok daha büyüktür.

Speaking

Who is older, you or your sister?
Hu iz oldır, yu or yor sistır?
Kim daha büyük, sen mi kız kardeşin mi?

I am older than my sister.
Ay em oldır den may sistır.
Ben kız kardeşimden daha büyüğüm.

Slide 83 — LONG ADJECTIVES (MORE)

Mantık:
Uzun sıfatlarda more kullanılır.

Yapı

more + adjective + than

Örnekler

  • more beautiful
  • more expensive
  • more interesting
  • more difficult
  • more important

Cümleler

This hotel is more expensive than that hotel.
Dis hotel iz mor ikspensiv den det hotel.
Bu otel şu otelden daha pahalıdır.

English is more interesting than history.
İngliş iz mor intırısting den histıri.
İngilizce tarihten daha ilginçtir.

Dikkat!

beautifuller ❌

more beautiful ✅

Chain Practice

English is interesting.
English is more interesting than history.
English is much more interesting than history.

İngilizce ilginçtir.
İngilizce tarihten daha ilginçtir.
İngilizce tarihten çok daha ilginçtir.

Speaking

Which subject is more difficult?
Viç sabjekt iz mor difikılt?
Hangi ders daha zor?

Math is more difficult than English.
Meth iz mor difikılt den İngliş.
Matematik İngilizceden daha zordur.

Slide 84 — SUPERLATIVE (En...)

Mantık:
Üç veya daha fazla kişi / şey arasında en üstün olanı gösterir.

Yapı

the + adjective + -est

the + most + adjective

Örnekler

Ali is the tallest student.
Ali iz dı tolıst stüdınt.
Ali en uzun öğrencidir.

This is the cheapest book.
Dis iz dı çipıst buk.
Bu en ucuz kitaptır.

She is the most beautiful girl in the class.
Şi iz dı most byutıfıl görl in dı klas.
O sınıftaki en güzel kızdır.

Dikkat!

Superlative’da genellikle the kullanılır.

the tallest

the oldest

the most expensive

Chain Practice

This book is cheap.
This book is cheaper than that book.
This is the cheapest book.

Bu kitap ucuzdur.
Bu kitap şu kitaptan daha ucuzdur.
Bu en ucuz kitaptır.

Speaking

Who is the tallest person in your family?
Hu iz dı tolıst pörsın in yor femıli?
Ailendeki en uzun kişi kim?

My father is the tallest.
May fadır iz dı tolıst.
Babam en uzundur.

Slide 85 — COMPARATIVE & SUPERLATIVE REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • taller than
  • smaller than
  • more beautiful than
  • the tallest
  • the most beautiful

Mini Review

This car is faster than that car.

My brother is older than me.

English is more interesting than history.

Ali is the tallest student.

This is the most expensive hotel.

Zincir

İzmir is bigger than Aydın, and İstanbul is the biggest city in Turkey.

İzmir iz bigır den Aydın, end İstanbul iz dı bigıst siti in Törki.

İzmir Aydın’dan daha büyüktür ve İstanbul Türkiye’nin en büyük şehridir.

Speaking

Which city is the most beautiful?

Viç siti iz dı most byutıfıl?

Sence en güzel şehir hangisi?

İzmir is the most beautiful city.

İzmir iz dı most byutıfıl siti.

İzmir en güzel şehirdir.

Slide 86 — PREPOSITIONS OF PLACE (Yer Edatları)


Mantık:
Bir nesnenin nerede olduğunu gösterir.

En Önemli Yer Edatları

  • in = içinde
  • on = üzerinde
  • under = altında
  • behind = arkasında
  • in front of = önünde
  • between = arasında
  • next to = yanında
  • opposite = karşısında

Örnekler

The book is on the table.
Dı buk iz on dı teybıl.
Kitap masanın üzerindedir.

The cat is under the chair.
Dı ket iz andır dı çeyr.
Kedi sandalyenin altındadır.

The school is opposite the park.
Dı skul iz opızıt dı park.
Okul parkın karşısındadır.

Dikkat!

  • In → içinde
  • On → üzerinde
  • At → bir noktada

Chain Practice

The phone is on the table.
The phone is on the table in my room.
The phone is on the table in my room next to the computer.

Telefon masanın üzerindedir.
Telefon odamdaki masanın üzerindedir.
Telefon odamdaki masanın üzerinde, bilgisayarın yanındadır.

Speaking

Where is the phone?
Ver iz dı fon?
Telefon nerede?

It is on the table.
İt iz on dı teybıl.
Masanın üzerindedir.

Slide 87 — IN FRONT OF / BEHIND

Mantık:
Bir nesnenin önünde veya arkasında olduğunu gösterir.

Yapı

Subject + be + in front of / behind + noun

Örnekler

The car is in front of the house.
Dı kar iz in front ov dı haus.
Araba evin önündedir.

The garden is behind the house.
Dı gardın iz bihaynd dı haus.
Bahçe evin arkasındadır.

The school is behind the bank.
Dı skul iz bihaynd dı benk.
Okul bankanın arkasındadır.

Dikkat!

  • In front of = önünde
  • Behind = arkasında

Chain Practice

The car is in front of the house.
The car is in front of the house near the park.
The car is in front of the house near the park and next to the tree.

Araba evin önündedir.
Araba parkın yakınındaki evin önündedir.
Araba parkın yakınındaki evin önündedir ve ağacın yanındadır.

Speaking

Where is the school?
Ver iz dı skul?
Okul nerede?

It is behind the bank.
İt iz bihaynd dı benk.
Bankanın arkasındadır.

Slide 88 — BETWEEN / NEXT TO

Mantık:
Bir nesnenin iki şey arasında veya yanında olduğunu gösterir.

Yapı

Subject + be + between / next to + noun

Örnekler

The bank is between the school and the hospital.
Dı benk iz bitvin dı skul end dı hospitıl.
Banka okul ile hastane arasındadır.

The pharmacy is next to the supermarket.
Dı farmısi iz nekst tu dı supırmarkıt.
Eczane süpermarketin yanındadır.

The bus stop is next to the park.
Dı bas stap iz nekst tu dı park.
Otobüs durağı parkın yanındadır.

Dikkat!

  • Between A and B
  • Next to A

Chain Practice

The bank is between the school and the hospital.
The bank is between the school and the hospital on Green Street.
The bank is between the school and the hospital on Green Street near the park.

Banka okul ile hastane arasındadır.
Banka Green Street üzerindeki okul ile hastane arasındadır.
Banka Green Street üzerindeki okul ile hastane arasındadır ve parkın yakınındadır.

Speaking

Where is the pharmacy?
Ver iz dı farmısi?
Eczane nerede?

It is next to the supermarket.
İt iz nekst tu dı supırmarkıt.
Süpermarketin yanındadır.

Slide 89 — OPPOSITE

Mantık:
Bir yerin karşısında olduğunu gösterir.

Yapı

Subject + be + opposite + noun

Örnekler

The hotel is opposite the station.
Dı hotel iz opızıt dı steyşın.
Otel istasyonun karşısındadır.

The restaurant is opposite the bank.
Dı restırant iz opızıt dı benk.
Restoran bankanın karşısındadır.

The school is opposite the museum.
Dı skul iz opızıt dı müziyım.
Okul müzenin karşısındadır.

Dikkat!

Opposite tek başına kullanılabilir.

The hotel is opposite the station.

Chain Practice

The hotel is opposite the station.
The hotel is opposite the station on King Street.
The hotel is opposite the station on King Street near the park.

Otel istasyonun karşısındadır.
Otel King Street üzerindeki istasyonun karşısındadır.
Otel King Street üzerindeki istasyonun karşısındadır ve parkın yakınındadır.

Speaking

Where is the restaurant?
Ver iz dı restırant?
Restoran nerede?

It is opposite the bank.
İt iz opızıt dı benk.
Bankanın karşısındadır.

Slide 90 — PREPOSITIONS REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • in
  • on
  • under
  • behind
  • in front of
  • between
  • next to
  • opposite

Mini Review

The cat is under the chair.

The bank is between the school and the hospital.

The pharmacy is next to the supermarket.

The hotel is opposite the station.

Zincir

The pharmacy is next to the supermarket, opposite the park, and near my house.

Dı farmısi iz nekst tu dı supırmarkıt, opızıt dı park, end nir may haus.

Eczane süpermarketin yanındadır, parkın karşısındadır ve evimin yakınındadır.

 

 

Speaking

Can you describe your neighborhood?

Ken yu diskrayb yor neybırhud?

Mahalleni tarif edebilir misin?

The supermarket is near my house and the pharmacy is next to it.

Dı supırmarkıt iz nir may haus end dı farmısi iz nekst tu it.

Süpermarket evimin yakınındadır ve eczane onun yanındadır.

Slide 91 — ASKING FOR DIRECTIONS (Yol Tarifi Sorma)

Mantık:
Bir yere nasıl gidileceğini sormak için kullanılır.

Yapı

How can I get to + place?

Where is + place?

Örnekler

How can I get to the hospital?
Hau ken ay get tu dı hospitıl?
Hastaneye nasıl gidebilirim?

How can I get to the bus station?
Hau ken ay get tu dı bas steyşın?
Otobüs terminaline nasıl gidebilirim?

Where is the bank?
Ver iz dı benk?
Banka nerede?

Dikkat!

En doğal soru:

How can I get to the hospital?

 

 

Chain Practice

Where is the hospital?
How can I get to the hospital?
Can you tell me how to get to the hospital?

Hastane nerede?
Hastaneye nasıl gidebilirim?
Hastaneye nasıl gidebileceğimi söyleyebilir misiniz?

Speaking

Excuse me, how can I get to the bank?
İkskyuz mi, hau ken ay get tu dı benk?
Affedersiniz, bankaya nasıl gidebilirim?

Go straight.
Go streyt.
Dümdüz gidin.

Slide 92 — GO STRAIGHT / TURN LEFT / TURN RIGHT

Mantık:
Yol tarifinde en temel yön ifadeleri.

Kalıplar

Go straight.

Turn left.

Turn right.

Örnekler

Go straight.
Go streyt.
Dümdüz gidin.

Turn left at the traffic lights.
Törn left et dı trefik layts.
Trafik ışıklarında sola dönün.

Turn right at the corner.
Törn rayt et dı kornır.
Köşeden sağa dönün.

 

Dikkat!

  • Turn left
  • Turn right
  • Go straight

En temel üç kalıp.

Chain Practice

Go straight.
Go straight and turn left.
Go straight, turn left, and walk for two minutes.

Dümdüz gidin.
Dümdüz gidin ve sola dönün.
Dümdüz gidin, sola dönün ve iki dakika yürüyün.

Speaking

How can I get to the supermarket?
Hau ken ay get tu dı supırmarkıt?
Süpermarkete nasıl gidebilirim?

Go straight and turn right.
Go streyt end törn rayt.
Dümdüz gidin ve sağa dönün.

Slide 93 — GO PAST / CROSS

Mantık:
Bir yerin yanından geçmek veya karşıya geçmek.

Kalıplar

Go past + place

Cross the street

Örnekler

Go past the bank.
Go past dı benk.
Bankanın yanından geçin.

Go past the school.
Go past dı skul.
Okulun yanından geçin.

Cross the street.
Kros dı strit.
Sokağın karşısına geçin.

Dikkat!

  • Go past = yanından geçmek
  • Cross = karşıya geçmek

Chain Practice

Go past the bank.
Go past the bank and turn left.
Go past the bank, turn left, and cross the street.

Bankanın yanından geçin.
Bankanın yanından geçin ve sola dönün.
Bankanın yanından geçin, sola dönün ve karşıya geçin.

Speaking

Is the hospital near here?
İz dı hospitıl nir hir?
Hastane burada yakın mı?

Yes. Go past the bank and cross the street.
Yes. Go past dı benk end kros dı strit.
Evet. Bankanın yanından geçin ve karşıya geçin.

Slide 94 — AT THE CORNER / ON THE LEFT / ON THE RIGHT

Mantık:
Bir yerin konumunu tarif eder.

Kalıplar

at the corner

on the left

on the right

Örnekler

The pharmacy is at the corner.
Dı farmısi iz et dı kornır.
Eczane köşededir.

The bank is on the left.
Dı benk iz on dı left.
Banka soldadır.

The restaurant is on the right.
Dı restırant iz on dı rayt.
Restoran sağdadır.

Dikkat!

  • On the left
  • On the right
  • At the corner

Chain Practice

The bank is on the left.
The bank is on the left at the corner.
The bank is on the left at the corner near the park.

Banka soldadır.
Banka solda, köşededir.
Banka solda, köşededir ve parkın yakınındadır.

Speaking

Where is the pharmacy?
Ver iz dı farmısi?
Eczane nerede?

It is on the right at the corner.
İt iz on dı rayt et dı kornır.
Sağda, köşededir.

Slide 95 — GIVING DIRECTIONS (Yol Tarifi Verme)

En Faydalı Kalıplar

  • Go straight.
  • Turn left.
  • Turn right.
  • Go past the bank.
  • Cross the street.
  • It is on the left.
  • It is on the right.
  • It is next to the supermarket.
  • It is opposite the park.

Zincir

Go straight, turn left at the traffic lights, go past the bank, and the hospital is on the right.

Go streyt, törn left et dı trefik layts, go past dı benk, end dı hospitıl iz on dı rayt.

Dümdüz gidin, trafik ışıklarında sola dönün, bankanın yanından geçin ve hastane sağdadır.

Speaking

Can you tell me how to get to the hospital?

Ken yu tel mi hau tu get tu dı hospitıl?

Hastaneye nasıl gidebileceğimi söyleyebilir misiniz?

Go straight, turn left, and the hospital is on the right.

Go streyt, törn left, end dı hospitıl iz on dı rayt.

Dümdüz gidin, sola dönün ve hastane sağdadır.

Slide 96 — DAILY CONVERSATION (Günlük Konuşma)

Mantık:
Temel tanışma ve günlük konuşma.

Diyalog

A: Hello.
B: Hello.

A: What is your name?
B: My name is Ali.

A: Where are you from?
B: I am from Turkey.

A: Where do you live?
B: I live in Kuşadası.

Dikkat!

  • What is your name?
  • Where are you from?
  • Where do you live?

En temel üç soru.

Chain Practice

My name is Ali.
I am from Turkey.
I live in Kuşadası.

Benim adım Ali.
Ben Türkiye’denim.
Kuşadası’nda yaşıyorum.

Speaking

Introduce yourself.

İntrıdyus yorself.

Kendini tanıt.

My name is Yavuz. I am from Turkey and I live in Kuşadası.

May neym iz Yavuz. Ay em from Törki end ay liv in Kuşadası.

Benim adım Yavuz. Türkiye’denim ve Kuşadası’nda yaşıyorum.

Slide 97 — DAILY ROUTINE STORY

Mantık:
Present Simple kullanarak kısa hikâye.

Hikâye

I get up at seven.

I have breakfast.

I go to work.

I come home in the evening.

I study English at night.

Zincir

I get up at seven, have breakfast, go to work, come home in the evening, and study English at night.

Ay get ap et sevın, hev brekfıst, go tu vörk, kam hom in dı ivnıng, end stadi İngliş et nayt.

Yedide kalkarım, kahvaltı yaparım, işe giderim, akşam eve gelirim ve gece İngilizce çalışırım.

Speaking

Tell me about your daily routine.

Tel mi ebaut yor deyli rutin.

Günlük rutininden bahset.

Slide 98 — PAST STORY

Mantık:
Past Simple kullanarak kısa hikâye.

Hikâye

Yesterday I went to İzmir.

I saw my friend.

We drank coffee.

We talked for two hours.

I came home at six.

Zincir

Yesterday I went to İzmir, saw my friend, drank coffee, talked for two hours, and came home at six.

Yestırdey ay vent tu İzmir, so may frend, drenk kofi, takt for tu aurz, end keym hom et siks.

Dün İzmir’e gittim, arkadaşımı gördüm, kahve içtim, iki saat konuştum ve saat altıda eve geldim.

Speaking

What did you do yesterday?

Vat did yu du yestırdey?

Dün ne yaptın?

 

 

Slide 99 — FUTURE STORY

Mantık:
Will ve Be Going To kullanarak gelecek planı.

Hikâye

Tomorrow I will get up early.

I am going to study English.

I will visit my friend.

I am going to watch a movie.

Zincir

Tomorrow I will get up early, study English, visit my friend, and watch a movie.

Tumaro ay vil get ap örli, stadi İngliş, vizit may frend, end vaç ı muvi.

Yarın erken kalkacağım, İngilizce çalışacağım, arkadaşımı ziyaret edeceğim ve film izleyeceğim.

Speaking

What are you going to do tomorrow?

Vat ar yu going tu du tumaro?

Yarın ne yapmayı planlıyorsun?

Slide 100 — A1 FINAL REVIEW

A1’de Öğrendiklerimiz

  • This / That
  • A / An / The
  • Of / With
  • In / On / At
  • Pronouns
  • Am / Is / Are
  • Present Simple
  • Present Continuous
  • Was / Were
  • Past Simple
  • Will
  • Be Going To
  • Comparative / Superlative
  • Prepositions
  • Directions

Final Chain

My name is Yavuz. I am from Turkey. I live in Kuşadası. Yesterday I went to İzmir. Today I am studying English. Tomorrow I will visit my friend.

May neym iz Yavuz. Ay em from Törki. Ay liv in Kuşadası. Yestırdey ay vent tu İzmir. Tudey ay em stadiying İngliş. Tumaro ay vil vizit may frend.

Benim adım Yavuz. Türkiye’denim. Kuşadası’nda yaşıyorum. Dün İzmir’e gittim. Bugün İngilizce çalışıyorum. Yarın arkadaşımı ziyaret edeceğim.

Speaking

Introduce yourself and tell me about yesterday and tomorrow.

İntrıdyus yorself end tel mi ebaut yestırdey end tumaro.

Kendini tanıt ve dünden ve yarından bahset.

Slide 101 — PRESENT PERFECT (Olumlu Cümleler)

Mantık:
Geçmişte olmuş ama bugünle bağlantısı olan durumları anlatır.

Yapı

Subject + have / has + Verb3

Örnekler

I have visited İzmir.
Ay hev vizitid İzmir.
İzmir’i ziyaret ettim.

She has finished her homework.
Şi hez fınişt hör homvörk.
Ödevini bitirdi.

They have seen this movie.
Dey hev sin dis muvi.
Bu filmi gördüler / izlediler.

Dikkat!

  • I / You / We / They → have
  • He / She / It → has

Chain Practice

I have visited İzmir.
I have visited İzmir many times.
I have visited İzmir many times with my family.

İzmir’i ziyaret ettim.
İzmir’i birçok kez ziyaret ettim.
İzmir’i ailemle birçok kez ziyaret ettim.

Speaking

Have you visited İzmir?
Hev yu vizitid İzmir?
İzmir’i ziyaret ettin mi?

Yes, I have.
Yes, ay hev.
Evet, ettim.

Slide 102 — HAVE / HAS + VERB3

Mantık:
Present Perfect’te fiilin 3. hâli (Verb3) kullanılır.

En Önemli Fiiller

Verb1

Verb2

Verb3

go

went

gone

see

saw

seen

eat

ate

eaten

take

took

taken

give

gave

given

make

made

made

write

wrote

written

come

came

come

Örnekler

I have gone home.
Ay hev gon hom.
Eve gittim.

She has written a letter.
Şi hez ritın ı letır.
Bir mektup yazdı.

We have eaten lunch.
Vi hev itın lanç.
Öğle yemeği yedik.

Dikkat!

Past Simple:

I went home yesterday.

Present Perfect:

I have gone home.

Chain Practice

I have written an email.
I have written an English email.
I have written an English email to my teacher.

Bir e-posta yazdım.
İngilizce bir e-posta yazdım.
Öğretmenime İngilizce bir e-posta yazdım.

Speaking

Have you written an email today?
Hev yu ritın en i-meyl tudey?
Bugün bir e-posta yazdın mı?

Yes, I have.
Yes, ay hev.
Evet, yazdım.

Slide 103 — PRESENT PERFECT (Olumsuz Cümleler)

Mantık:
Henüz yapılmamış işleri anlatır.

Yapı

Subject + have / has + not + Verb3

Kısaltmalar

haven’t = have not

hasn’t = has not

Örnekler

I haven’t finished my homework.
Ay hevınt fınişt may homvörk.
Ödevimi bitirmedim.

He hasn’t arrived yet.
Hi hezınt ırayvd yet.
Henüz gelmedi.

We haven’t seen that movie.
Vi hevınt sin det muvi.
O filmi izlemedik.

Dikkat!

Yet, olumsuz cümlelerde çok sık kullanılır.

I haven’t finished yet.

Henüz bitirmedim.

Chain Practice

I haven’t finished my homework.
I haven’t finished my homework yet.
I haven’t finished my homework yet because I was busy.

Ödevimi bitirmedim.
Henüz ödevimi bitirmedim.
Meşgul olduğum için henüz ödevimi bitirmedim.

Speaking

Have you finished your homework?
Hev yu fınişt yor homvörk?
Ödevini bitirdin mi?

No, I haven’t.
No, ay hevınt.
Hayır, bitirmedim.

Slide 104 — PRESENT PERFECT (Soru Cümleleri)

Mantık:
Hayat tecrübelerini ve tamamlanmış işleri sorar.

 

Yapı

Have / Has + Subject + Verb3?

Örnekler

Have you visited İstanbul?
Hev yu vizitid İstanbul?
İstanbul’u ziyaret ettin mi?

Has she finished the report?
Hez şi fınişt dı rıport?
Raporu bitirdi mi?

Have they seen this film?
Hev dey sin dis film?
Bu filmi izlediler mi?

Dikkat!

En yaygın kalıp:

Have you ever…?

Chain Practice

Have you visited İstanbul?
Have you visited İstanbul before?
Have you visited İstanbul before with your family?

İstanbul’u ziyaret ettin mi?
Daha önce İstanbul’u ziyaret ettin mi?
Daha önce İstanbul’u ailenle ziyaret ettin mi?

Speaking

Have you ever traveled abroad?
Hev yu evır trevıld ebrad?
Hiç yurt dışına seyahat ettin mi?

Yes, I have. / No, I haven’t.

Evet, ettim. / Hayır, etmedim.

Slide 105 — EVER / NEVER

Mantık:
Hayat tecrübelerini anlatır.

ever

Hiç

never

Asla / hiç

Örnekler

Have you ever eaten sushi?
Hev yu evır itın suşi?
Hiç sushi yedin mi?

I have never eaten sushi.
Ay hev nevır itın suşi.
Hiç sushi yemedim.

She has never traveled abroad.
Şi hez nevır trevıld ebrad.
Hiç yurt dışına seyahat etmedi.

Dikkat!

  • Ever → soru
  • Never → olumsuz anlam taşır

I haven’t never eaten sushi. ❌

I have never eaten sushi. ✅

Chain Practice

I have never visited London.
I have never visited London before.
I have never visited London before, but I want to go.

Londra’yı hiç ziyaret etmedim.
Daha önce Londra’yı hiç ziyaret etmedim.
Daha önce Londra’yı hiç ziyaret etmedim ama gitmek istiyorum.

Speaking

Have you ever visited another country?
Hev yu evır vizitid enadır kantri?
Hiç başka bir ülkeyi ziyaret ettin mi?

No, I have never visited another country.
No, ay hev nevır vizitid enadır kantri.
Hayır, hiç başka bir ülkeyi ziyaret etmedim.

Slide 106 — JUST (Az Önce)

Mantık:
Just, bir eylemin çok kısa süre önce tamamlandığını gösterir.

Yapı

Subject + have / has + just + Verb3

Örnekler

I have just finished my homework.
Ay hev cast fınişt may homvörk.
Ödevimi az önce bitirdim.

She has just arrived.
Şi hez cast ırayvd.
Az önce geldi.

They have just eaten.
Dey hev cast itın.
Az önce yemek yediler.

Dikkat!

Just, have / has ile Verb3 arasına gelir.

I have finished just. ❌

I have just finished. ✅

Chain Practice

I have just arrived.
I have just arrived home.
I have just arrived home from work.

Az önce geldim.
Az önce eve geldim.
İşten az önce eve geldim.

Speaking

Have you just arrived?
Hev yu cast ırayvd?
Az önce mi geldin?

Yes, I have.
Yes, ay hev.
Evet, az önce geldim.

Slide 107 — ALREADY (Çoktan)

Mantık:
Already, beklenenden önce tamamlanan eylemleri anlatır.

Yapı

Subject + have / has + already + Verb3

Örnekler

I have already finished the report.
Ay hev olredi fınişt dı rıport.
Raporu çoktan bitirdim.

She has already left.
Şi hez olredi left.
O çoktan ayrıldı.

We have already seen this movie.
Vi hev olredi sin dis muvi.
Bu filmi çoktan izledik.

Dikkat!

Already, have / has ile Verb3 arasına gelir.

Chain Practice

I have already finished.
I have already finished my homework.
I have already finished my homework today.

Çoktan bitirdim.
Ödevimi çoktan bitirdim.
Bugün ödevimi çoktan bitirdim.

Speaking

Have you already eaten lunch?
Hev yu olredi itın lanç?
Öğle yemeğini çoktan yedin mi?

Yes, I have.
Yes, ay hev.
Evet, çoktan yedim.

Slide 108 — YET (Henüz)

Mantık:
Yet, henüz tamamlanmamış işleri anlatır.

Yapı

Subject + have / has + not + Verb3 + yet

Have / Has + Subject + Verb3 + yet?

Örnekler

I haven’t finished yet.
Ay hevınt fınişt yet.
Henüz bitirmedim.

She hasn’t arrived yet.
Şi hezınt ırayvd yet.
Henüz gelmedi.

Have you eaten yet?
Hev yu itın yet?
Henüz yemek yedin mi?

Dikkat!

Yet, cümlenin sonunda kullanılır.

I haven’t finished yet. ✅

I haven’t yet finished. (Mümkün ama A2 için gerekmez.)

Chain Practice

I haven’t finished yet.
I haven’t finished my homework yet.
I haven’t finished my homework yet because I am busy.

Henüz bitirmedim.
Henüz ödevimi bitirmedim.
Meşgul olduğum için henüz ödevimi bitirmedim.

 

Speaking

Have you finished the book yet?
Hev yu fınişt dı buk yet?
Kitabı henüz bitirdin mi?

No, I haven’t.
No, ay hevınt.
Hayır, henüz bitirmedim.

Slide 109 — JUST / ALREADY / YET

Karşılaştırma

Just

I have just finished.

Az önce bitirdim.

Already

I have already finished.

Çoktan bitirdim.

Yet

I haven’t finished yet.

Henüz bitirmedim.

Aynı Fiille Karşılaştırma

I have just arrived.

Az önce geldim.

I have already arrived.

Çoktan geldim.

I haven’t arrived yet.

Henüz gelmedim.

 

 

Dikkat!

  • just → az önce
  • already → çoktan
  • yet → henüz

Chain Practice

I have just arrived.
I have already arrived.
I haven’t arrived yet.

Az önce geldim.
Çoktan geldim.
Henüz gelmedim.

Speaking

Have you finished your homework yet?
Hev yu fınişt yor homvörk yet?
Ödevini henüz bitirdin mi?

Yes, I have already finished it.
Yes, ay hev olredi fınişt it.
Evet, onu çoktan bitirdim.

Slide 110 — PRESENT PERFECT REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • have / has + Verb3
  • ever
  • never
  • just
  • already
  • yet

Mini Review

I have just arrived.

She has already left.

We haven’t finished yet.

Have you ever visited İstanbul?          

 

Zincir

I have just finished my homework, I have already eaten dinner, and I haven’t watched TV yet.

Ay hev cast fınişt may homvörk, ay hev olredi itın dinır, end ay hevınt vaçt tivii yet.

Ödevimi az önce bitirdim, akşam yemeğini çoktan yedim ve henüz televizyon izlemedim.

Speaking

What have you done today?

Vat hev yu dan tudey?

Bugün neler yaptın?

I have already studied English, and I have just finished my homework.

Ay hev olredi stadid İngliş, end ay hev cast fınişt may homvörk.

Bugün İngilizce çalıştım ve ödevimi az önce bitirdim.

Slide 111 — FOR (Süre)

Mantık:
For, bir şeyin ne kadar süredir devam ettiğini gösterir.

Yapı

Subject + have / has + Verb3 + for + süre

Örnekler

I have lived here for two years.
Ay hev livd hir for tu yirz.
Burada iki yıldır yaşıyorum.

She has studied English for six months.
Şi hez stadid İngliş for siks manths.
Altı aydır İngilizce çalışıyor.

They have worked here for a long time.
Dey hev vörkt hir for ı long taym.
Burada uzun zamandır çalışıyorlar.

 

 

 

Dikkat!

For = süre

  • for two years
  • for six months
  • for three days
  • for a long time

Chain Practice

I have lived here for two years.
I have lived here for two years with my family.
I have lived here for two years with my family and I like this city.

Burada iki yıldır yaşıyorum.
Burada ailemle iki yıldır yaşıyorum.
Burada ailemle iki yıldır yaşıyorum ve bu şehri seviyorum.

Speaking

How long have you lived here?
Hau long hev yu livd hir?
Burada ne kadar süredir yaşıyorsun?

I have lived here for two years.
Ay hev livd hir for tu yirz.
Burada iki yıldır yaşıyorum.

Slide 112 — SINCE (Başlangıç Noktası)

Mantık:
Since, bir şeyin ne zamandan beri devam ettiğini gösterir.

Yapı

Subject + have / has + Verb3 + since + başlangıç

Örnekler

I have lived here since 2024.
Ay hev livd hir sins tu thauzınd twenti for.
2024’ten beri burada yaşıyorum.

She has studied English since January.
Şi hez stadid İngliş sins Cenyueri.
Ocak ayından beri İngilizce çalışıyor.

We have known each other since Monday.
Vi hev non iç adır sins Mandey.
Pazartesiden beri birbirimizi tanıyoruz.

Dikkat!

Since = başlangıç noktası

  • since 2024
  • since Monday
  • since January
  • since yesterday

Chain Practice

I have lived here since 2024.
I have lived here since 2024 with my family.
I have lived here since 2024 with my family and I enjoy living here.

2024’ten beri burada yaşıyorum.
2024’ten beri ailemle burada yaşıyorum.
2024’ten beri ailemle burada yaşıyorum ve burada yaşamaktan keyif alıyorum.

Speaking

Since when have you studied English?
Sins ven hev yu stadid İngliş?
Ne zamandan beri İngilizce çalışıyorsun?

I have studied English since January.
Ay hev stadid İngliş sins Cenyueri.
Ocak ayından beri İngilizce çalışıyorum.

Slide 113 — FOR vs SINCE

Karşılaştırma

For

I have lived here for two years.

Burada iki yıldır yaşıyorum.

Since

I have lived here since 2024.

2024’ten beri burada yaşıyorum.

Aynı Cümle

I have worked here for five years.

Burada beş yıldır çalışıyorum.

I have worked here since 2021.

2021’den beri burada çalışıyorum.

Dikkat!

  • For → süre
  • Since → başlangıç

Chain Practice

I have worked here for five years.
I have worked here since 2021.
I have worked here since 2021 and I enjoy my job.

Burada beş yıldır çalışıyorum.
2021’den beri burada çalışıyorum.
2021’den beri burada çalışıyorum ve işimi seviyorum.

Speaking

How long have you worked here?
Hau long hev yu vörkt hir?
Burada ne kadar süredir çalışıyorsun?

I have worked here for five years.
Ay hev vörkt hir for fayv yirz.
Burada beş yıldır çalışıyorum.

Slide 114 — HOW LONG

Mantık:
How long, sürenin uzunluğunu sorar.

Yapı

How long have / has + subject + Verb3?

Örnekler

How long have you lived in Kuşadası?
Hau long hev yu livd in Kuşadası?
Kuşadası’nda ne kadar süredir yaşıyorsun?

How long has she studied English?
Hau long hez şi stadid İngliş?
Ne kadar süredir İngilizce çalışıyor?

How long have they known each other?
Hau long hev dey non iç adır?
Ne kadar süredir birbirlerini tanıyorlar?

Dikkat!

How long sorusunun cevabı genellikle for veya since ile verilir.

Chain Practice

I have lived in Kuşadası for two years.
I have lived in Kuşadası since 2024.
I have lived in Kuşadası since 2024 and I love the sea.

Kuşadası’nda iki yıldır yaşıyorum.
2024’ten beri Kuşadası’nda yaşıyorum.
2024’ten beri Kuşadası’nda yaşıyorum ve denizi seviyorum.

Speaking

How long have you studied English?
Hau long hev yu stadid İngliş?
Ne kadar süredir İngilizce çalışıyorsun?

I have studied English for one year.
Ay hev stadid İngliş for van yir.
Bir yıldır İngilizce çalışıyorum.

Slide 115 — FOR / SINCE REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • for + süre
  • since + başlangıç
  • How long
  • Present Perfect

Mini Review

I have lived here for two years.

I have lived here since 2024.

She has studied English for six months.

We have known each other since Monday.

Zincir

I have lived in Kuşadası since 2024, studied English for one year, and worked here for a long time.

Ay hev livd in Kuşadası sins tu thauzınd twenti for, stadid İngliş for van yir, end vörkt hir for ı long taym.

2024’ten beri Kuşadası’nda yaşıyorum, bir yıldır İngilizce çalışıyorum ve burada uzun zamandır çalışıyorum.

Speaking

How long have you lived in your city?

Hau long hev yu livd in yor siti?

Şehrinde ne kadar süredir yaşıyorsun?

I have lived here since 2024 and I have studied English for one year.

Ay hev livd hir sins tu thauzınd twenti for end ay hev stadid İngliş for van yir.

2024’ten beri burada yaşıyorum ve bir yıldır İngilizce çalışıyorum.

Slide 116 — PAST SIMPLE vs PRESENT PERFECT

Mantık:
En önemli fark: Zaman belli mi?

Past Simple

I went to İzmir yesterday.
Ay vent tu İzmir yestırdey.
Dün İzmir’e gittim.

Present Perfect

I have visited İzmir.
Ay hev vizitid İzmir.
İzmir’i ziyaret ettim.

Dikkat!

  • Yesterday → Past Simple
  • Last week → Past Simple
  • In 2024 → Past Simple

Present Perfect’te zaman belirtilmez.

Chain Practice

I went to İzmir yesterday.
I have visited İzmir many times.
I have visited İzmir many times because I like the city.

Dün İzmir’e gittim.
İzmir’i birçok kez ziyaret ettim.
Şehri sevdiğim için İzmir’i birçok kez ziyaret ettim.

Speaking

Have you visited İzmir?
Hev yu vizitid İzmir?
İzmir’i ziyaret ettin mi?

Yes, I have.

Evet, ettim.

Slide 117 — ZAMAN BELLİYSE: PAST SIMPLE

Mantık:
Geçmişte ne zaman olduğu belli ise Past Simple kullanılır.

Örnekler

I saw Ali yesterday.

Ay so Ali yestırdey.

Dün Ali’yi gördüm.

She finished the report last night.

Şi fınişt dı rıport last nayt.

Dün gece raporu bitirdi.

We traveled in 2025.

Vi trevıld in tu thauzınd twenti fayv.

2025’te seyahat ettik.

 

Dikkat!

Bu ifadeler Past Simple ister:

  • yesterday
  • last night
  • last week
  • in 2025
  • two days ago

Chain Practice

I saw Ali yesterday.
I saw Ali yesterday at the cafe.
I saw Ali yesterday at the cafe and we talked for an hour.

Dün Ali’yi gördüm.
Dün Ali’yi kafede gördüm.
Dün Ali’yi kafede gördüm ve bir saat konuştuk.

Speaking

When did you see Ali?
Ven did yu si Ali?
Ali’yi ne zaman gördün?

I saw him yesterday.
Ay so him yestırdey.
Dün gördüm.

Slide 118 — ZAMAN BELLİ DEĞİLSE: PRESENT PERFECT

Mantık:
Ne zaman olduğu önemli değil, deneyim veya sonuç önemli.

Örnekler

I have seen this movie.
Ay hev sin dis muvi.
Bu filmi izledim.

She has finished the report.
Şi hez fınişt dı rıport.
Raporu bitirdi.

They have traveled abroad.
Dey hev trevıld ebrad.
Yurt dışına seyahat ettiler.

Dikkat!

Bu cümlelerde ne zaman olduğu söylenmez.

Chain Practice

I have seen this movie.
I have seen this movie twice.
I have seen this movie twice and I like it.

Bu filmi izledim.
Bu filmi iki kez izledim.
Bu filmi iki kez izledim ve seviyorum.

Speaking

Have you seen this movie?
Hev yu sin dis muvi?
Bu filmi izledin mi?

Yes, I have.
Yes, ay hev.
Evet, izledim.

Slide 119 — HAVE YOU EVER…?

Mantık:
Hayat tecrübesi sorarken Present Perfect kullanılır.

Örnekler

Have you ever been to İstanbul?
Hev yu evır bin tu İstanbul?
Hiç İstanbul’a gittin mi?

Have you ever eaten sushi?
Hev yu evır itın suşi?
Hiç sushi yedin mi?

Have you ever traveled abroad?
Hev yu evır trevıld ebrad?
Hiç yurt dışına seyahat ettin mi?

Cevaplar

Yes, I have.

No, I haven’t.

Dikkat!

Ever genellikle soru cümlelerinde kullanılır.

Chain Practice

Have you ever visited İstanbul?
Yes, I have visited İstanbul twice.
I have visited İstanbul twice with my family.

İstanbul’u hiç ziyaret ettin mi?
Evet, İstanbul’u iki kez ziyaret ettim.
İstanbul’u ailemle iki kez ziyaret ettim.

Speaking

Have you ever eaten Turkish breakfast?
Hev yu evır itın Törkiş brekfıst?
Hiç Türk kahvaltısı yaptın mı?

Yes, I have.
Yes, ay hev.
Evet, yaptım.

Slide 120 — PRESENT PERFECT vs PAST SIMPLE REVIEW

Karşılaştırma

I went to İstanbul last year.

Geçen yıl İstanbul’a gittim.

I have been to İstanbul.

İstanbul’a gittim / İstanbul deneyimim var.

I finished my homework yesterday.

Dün ödevimi bitirdim.

I have finished my homework.

Ödevimi bitirdim.

Mini Review

  • yesterday → Past Simple
  • last week → Past Simple
  • in 2025 → Past Simple
  • ever → Present Perfect
  • never → Present Perfect
  • just → Present Perfect
  • already → Present Perfect
  • yet → Present Perfect

Zincir

I went to İstanbul last year, but I have visited İstanbul many times.

Ay vent tu İstanbul last yir, bat ay hev vizitid İstanbul meni taymz.

Geçen yıl İstanbul’a gittim ama İstanbul’u birçok kez ziyaret ettim.

Speaking

Tell me about a city you have visited.

Tel mi ebaut ı siti yu hev vizitid.

Ziyaret ettiğin bir şehirden bahset.

I have visited İzmir many times. I went there last month with my family.

Ay hev vizitid İzmir meni taymz. Ay vent der last manth vith may femıli.

İzmir’i birçok kez ziyaret ettim. Geçen ay ailemle oraya gittim.

Slide 121 — CAN (Şimdiki Beceri)

Mantık:
Can, şu anda yapabildiğimiz becerileri anlatır.

Yapı

Subject + can + Verb1

Örnekler

I can speak English.
Ay ken spik İngliş.
İngilizce konuşabilirim.

She can drive a car.
Şi ken drayv ı kar.
Araba kullanabilir.

They can swim.
Dey ken svim.
Yüzebilirler.

Dikkat!

Can’den sonra fiil her zaman Verb1 olur.

She can drives. ❌

She can drive. ✅

Chain Practice

I can speak English.
I can speak English well.
I can speak English well with foreigners.

İngilizce konuşabilirim.
İngilizceyi iyi konuşabilirim.
Yabancılarla İngilizceyi iyi konuşabilirim.

Speaking

Can you speak English?
Ken yu spik İngliş?
İngilizce konuşabiliyor musun?

Yes, I can.
Yes, ay ken.
Evet, konuşabiliyorum.

Slide 122 — COULD (Geçmişteki Beceri)

Mantık:
Could, geçmişte sahip olduğumuz becerileri anlatır.

Yapı

Subject + could + Verb1

Örnekler

I could swim when I was a child.
Ay kud svim ven ay vaz ı çayld.
Çocukken yüzebilirdim.

She could play the piano.
Şi kud pley dı piyano.
Piyano çalabiliyordu.

They could speak French.
Dey kud spik Frenç.
Fransızca konuşabiliyorlardı.

Dikkat!

Could, geçmişteki genel beceriyi anlatır.

Chain Practice

I could swim.
I could swim when I was a child.
I could swim very well when I was a child.

Yüzebilirdim.
Çocukken yüzebilirdim.
Çocukken çok iyi yüzebilirdim.

Speaking

Could you ride a bicycle when you were ten?
Kud yu rayd ı baysikıl ven yu vör ten?
On yaşındayken bisiklet sürebiliyor muydun?

Yes, I could.
Yes, ay kud.
Evet, sürebiliyordum.

Slide 123 — BE ABLE TO (Yapabilmek)

Mantık:
Be able to, can ile aynı anlama gelir ancak daha resmî ve daha esnektir.

Yapı

Subject + am / is / are + able to + Verb1

Örnekler

I am able to help you.
Ay em eybıl tu help yu.
Sana yardım edebilirim.

She is able to speak English.
Şi iz eybıl tu spik İngliş.
İngilizce konuşabiliyor.

They are able to solve the problem.
Dey ar eybıl tu sal v dı prablem.
Problemi çözebiliyorlar.

Dikkat!

Be able to, özellikle resmî konuşmalarda ve farklı zamanlarda çok kullanılır.

Chain Practice**

I am able to help you.
I am able to help you today.
I am able to help you today after work.

Sana yardım edebilirim.
Bugün sana yardım edebilirim.
Bugün işten sonra sana yardım edebilirim.

Speaking

Are you able to come tomorrow?
Ar yu eybıl tu kam tumaro?
Yarın gelebiliyor musun?

Yes, I am.
Yes, ay em.
Evet, gelebiliyorum.

Slide 124 — WILL BE ABLE TO (Gelecekteki Beceri)

Mantık:
Gelecekte yapabileceğimiz şeyleri anlatır.

Yapı

Subject + will be able to + Verb1

Örnekler

I will be able to speak English.
Ay vil bi eybıl tu spik İngliş.
İngilizce konuşabileceğim.

She will be able to drive.
Şi vil bi eybıl tu drayv.
Araba kullanabilecek.

We will be able to travel.
Vi vil bi eybıl tu trevıl.
Seyahat edebileceğiz.

Dikkat!

Gelecek zamanda can yerine genellikle will be able to kullanılır.

I will can speak English. ❌

I will be able to speak English. ✅

Chain Practice**

I will be able to speak English.
I will be able to speak English fluently.
I will be able to speak English fluently after this course.

İngilizce konuşabileceğim.
İngilizceyi akıcı konuşabileceğim.
Bu kurstan sonra İngilizceyi akıcı konuşabileceğim.

Speaking

Will you be able to come next week?
Vil yu bi eybıl tu kam nekst vik?
Gelecek hafta gelebilecek misin?

Yes, I will.
Yes, ay vil.
Evet, gelebileceğim.

Slide 125 — CAN / COULD / BE ABLE TO REVIEW

Karşılaştırma

Can

I can swim.

Yüzebilirim.

 

Could

I could swim when I was a child.

Çocukken yüzebilirdim.

Be Able To

I am able to swim.

Yüzebiliyorum.

Will Be Able To

I will be able to swim.

Yüzebileceğim.

Mini Review

I can drive.

She could play the piano.

We are able to help you.

They will be able to travel next month.

Zincir

I could swim when I was a child, I can swim now, and I will be able to teach my son in the future.

Ay kud svim ven ay vaz ı çayld, ay ken svim nau, end ay vil bi eybıl tu tiç may san in dı fyuçır.

Çocukken yüzebiliyordum, şimdi yüzebiliyorum ve gelecekte oğluma öğretebileceğim.

Speaking

What can you do now, what could you do when you were a child, and what will you be able to do in the future?

Vat ken yu du nau, vat kud yu du ven yu vör ı çayld, end vat vil yu bi eybıl tu du in dı fyuçır?

Şimdi ne yapabiliyorsun, çocukken ne yapabiliyordun ve gelecekte ne yapabileceksin?

I can speak English now, I could swim when I was a child, and I will be able to travel abroad in the future.

Ay ken spik İngliş nau, ay kud svim ven ay vaz ı çayld, end ay vil bi eybıl tu trevıl ebrad in dı fyuçır.

Şimdi İngilizce konuşabiliyorum, çocukken yüzebiliyordum ve gelecekte yurt dışına seyahat edebileceğim.

Slide 126 — SHOULD (Tavsiye Vermek)

Mantık:
Should, tavsiye, öneri ve fikir vermek için kullanılır.

Yapı

Subject + should + Verb1

Örnekler

You should study English every day.
Yu şud stadi İngliş evri dey.
Her gün İngilizce çalışmalısın.

She should sleep early.
Şi şud slip örli.
Erken uyumalı.

We should save money.
Vi şud seyv mani.
Para biriktirmeliyiz.

Dikkat!

Should’dan sonra fiil her zaman Verb1 olur.

You should studies English. ❌

You should study English. ✅

Chain Practice

You should study English.
You should study English every day.
You should study English every day for thirty minutes.

İngilizce çalışmalısın.
Her gün İngilizce çalışmalısın.
Her gün otuz dakika İngilizce çalışmalısın.

 

 

Speaking

What should I do to improve my English?
Vat şud ay du tu impruv may İngliş?
İngilizcemi geliştirmek için ne yapmalıyım?

You should practice every day.
Yu şud prektis evri dey.
Her gün pratik yapmalısın.

Slide 127 — SHOULDN’T (Yapmamalısın)

Mantık:
Shouldn’t, tavsiye edilen olumsuz davranışları anlatır.

Yapı

Subject + shouldn’t + Verb1

Örnekler

You shouldn’t smoke.
Yu şudınt smok.
Sigara içmemelisin.

He shouldn’t eat too much sugar.
Hi şudınt it tu maç şugır.
Çok fazla şeker yememeli.

They shouldn’t be late.
Dey şudınt bi leyt.
Geç kalmamalılar.

Dikkat!

Shouldn’t = should not

Chain Practice

You shouldn’t smoke.
You shouldn’t smoke every day.
You shouldn’t smoke every day because it is unhealthy.

Sigara içmemelisin.
Her gün sigara içmemelisin.
Sağlıksız olduğu için her gün sigara içmemelisin.

 

Speaking

Should I eat more vegetables?
Şud ay it mor vecıtıbılz?
Daha fazla sebze yemeli miyim?

Yes, you should.
Yes, yu şud.
Evet, yemelisin.

Slide 128 — SHOULD I…? (Tavsiye İstemek)

Mantık:
Bir konuda tavsiye istemek için kullanılır.

Yapı

Should I + Verb1?

Örnekler

Should I study tonight?
Şud ay stadi tunayt?
Bu gece çalışmalı mıyım?

Should I buy this phone?
Şud ay bay dis fon?
Bu telefonu almalı mıyım?

Should I go to the doctor?
Şud ay go tu dı doktır?
Doktora gitmeli miyim?

Cevaplar

Yes, you should.

No, you shouldn’t.

Dikkat!

Should I…? çok yaygın bir tavsiye kalıbıdır.

Chain Practice

Should I study tonight?
Yes, you should study tonight.
Yes, you should study tonight because you have an exam tomorrow.

Bu gece çalışmalı mıyım?
Evet, bu gece çalışmalısın.
Evet, yarın sınavın olduğu için bu gece çalışmalısın.

Speaking

Should I learn new words every day?
Şud ay lörn nu vördz evri dey?
Her gün yeni kelimeler öğrenmeli miyim?

Yes, you should.
Yes, yu şud.
Evet, öğrenmelisin.

Slide 129 — HEALTH & LIFE ADVICE

Mantık:
Sağlık ve günlük yaşam tavsiyeleri.

Örnekler

You should drink more water.
Yu şud drink mor votır.
Daha fazla su içmelisin.

You should exercise regularly.
Yu şud eksırsayz regyulırli.
Düzenli egzersiz yapmalısın.

You should eat healthy food.
Yu şud it helti fud.
Sağlıklı yemek yemelisin.

You shouldn’t stay up late.
Yu şudınt stey ap leyt.
Geç saate kadar uyanık kalmamalısın.

You shouldn’t spend too much money.
Yu şudınt spend tu maç mani.
Çok fazla para harcamamalısın.

Dikkat!

  • more water
  • healthy food
  • exercise regularly

Bu kalıplar günlük konuşmada çok yaygındır.

Chain Practice

You should drink more water.
You should drink more water every day.
You should drink more water every day because it is good for your health.

Daha fazla su içmelisin.
Her gün daha fazla su içmelisin.
Sağlığın için iyi olduğu için her gün daha fazla su içmelisin.

Speaking

What should I do to be healthy?
Vat şud ay du tu bi helti?
Sağlıklı olmak için ne yapmalıyım?

You should exercise and eat healthy food.
Yu şud eksırsayz end it helti fud.
Egzersiz yapmalı ve sağlıklı yemek yemelisin.

Slide 130 — SHOULD REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • should
  • shouldn’t
  • Should I…?
  • health advice
  • study advice
  • life advice

Mini Review

You should study English every day.

You shouldn’t smoke.

Should I buy this phone?

You should drink more water.

Zincir

You should study English every day, practice speaking, learn new words, and watch English videos.

Yu şud stadi İngliş evri dey, prektis spiking, lörn nu vördz, end vaç İngliş vidiyoz.

Her gün İngilizce çalışmalı, konuşma pratiği yapmalı, yeni kelimeler öğrenmeli ve İngilizce videolar izlemelisin.

Speaking

What should a student do to learn English quickly?

Vat şud ı stüdınt du tu lörn İngliş kuikli?

Bir öğrenci İngilizceyi hızlı öğrenmek için ne yapmalı?

A student should study every day, practice speaking, read English texts, and listen to English every day.

I stüdınt şud stadi evri dey, prektis spiking, rid İngliş teksts, end lisın tu İngliş evri dey.

Bir öğrenci her gün çalışmalı, konuşma pratiği yapmalı, İngilizce metinler okumalı ve her gün İngilizce dinlemelidir.

Slide 131 — HAVE TO (Zorundayım)

Mantık:
Have to, dışarıdan gelen zorunlulukları anlatır.

Yapı

Subject + have / has to + Verb1

Örnekler

I have to study tonight.
Ay hev tu stadi tunayt.
Bu gece çalışmak zorundayım.

She has to go to work.
Şi hez tu go tu vörk.
İşe gitmek zorunda.

They have to wear uniforms.
Dey hev tu ver yunıforms.
Üniforma giymek zorundalar.

Dikkat!

  • I / You / We / They → have to
  • He / She / It → has to

 

 

Chain Practice

I have to study tonight.
I have to study tonight for my exam.
I have to study tonight for my English exam tomorrow.

Bu gece çalışmak zorundayım.
Sınavım için bu gece çalışmak zorundayım.
Yarınki İngilizce sınavım için bu gece çalışmak zorundayım.

Speaking

Do you have to work tomorrow?
Du yu hev tu vörk tumaro?
Yarın çalışmak zorunda mısın?

Yes, I do.
Yes, ay du.
Evet, zorundayım.

Slide 132 — DON’T HAVE TO (Zorunda Değilim)

Mantık:
Don’t have to, zorunluluğun olmadığını gösterir.

Yapı

Subject + don’t / doesn’t have to + Verb1

Örnekler

I don’t have to work today.
Ay dont hev tu vörk tudey.
Bugün çalışmak zorunda değilim.

She doesn’t have to come early.
Şi dazınt hev tu kam örli.
Erken gelmek zorunda değil.

We don’t have to wear uniforms.
Vi dont hev tu ver yunıforms.
Üniforma giymek zorunda değiliz.

Dikkat!

Don’t have to ≠ Mustn’t

  • don’t have to = zorunlu değil
  • mustn’t = yasak

Chain Practice

I don’t have to work today.
I don’t have to work today because it is Sunday.
I don’t have to work today because it is Sunday and I am free.

Bugün çalışmak zorunda değilim.
Pazar olduğu için bugün çalışmak zorunda değilim.
Pazar olduğu için bugün çalışmak zorunda değilim ve boşum.

Speaking

Do you have to study tonight?
Du yu hev tu stadi tunayt?
Bu gece çalışmak zorunda mısın?

No, I don’t.
No, ay dont.
Hayır, zorunda değilim.

Slide 133 — MUST (Kesin Gereklilik)

Mantık:
Must, güçlü zorunluluk ve kesin gereklilik ifade eder.

Yapı

Subject + must + Verb1

Örnekler

You must study.
Yu mast stadi.
Çalışmalısın / Çalışmak zorundasın.

We must be careful.
Vi mast bi kerfıl.
Dikkatli olmalıyız.

She must finish the report today.
Şi mast fıniş dı rıport tudey.
Raporu bugün bitirmek zorunda.

Dikkat!

Must çok güçlü bir ifadedir.

 

Chain Practice

We must be careful.
We must be careful on the road.
We must be careful on the road when we drive.

Dikkatli olmalıyız.
Yolda dikkatli olmalıyız.
Araba kullanırken yolda dikkatli olmalıyız.

Speaking

Must I bring my passport?
Mast ay bring may pasport?
Pasaportumu getirmek zorunda mıyım?

Yes, you must.
Yes, yu mast.
Evet, getirmek zorundasın.

Slide 134 — MUSTN’T (Yasak)

Mantık:
Mustn’t, yasak olan şeyleri anlatır.

Yapı

Subject + mustn’t + Verb1

Örnekler

You mustn’t smoke here.
Yu masınt smok hir.
Burada sigara içmemelisin. (Yasak)

Students mustn’t use phones in class.
Stüdınts masınt yuz fons in klas.
Öğrenciler sınıfta telefon kullanmamalı. (Yasak)

We mustn’t park here.
Vi masınt park hir.
Buraya park etmemeliyiz. (Yasak)

Dikkat!

Mustn’t = yasak

Don’t have to = zorunlu değil

Chain Practice

You mustn’t smoke here.
You mustn’t smoke here in the hospital.
You mustn’t smoke here in the hospital because it is forbidden.

Burada sigara içmemelisin.
Hastanede burada sigara içmemelisin.
Yasak olduğu için hastanede burada sigara içmemelisin.

Speaking

Can I smoke here?
Ken ay smok hir?
Burada sigara içebilir miyim?

No, you mustn’t.
No, yu masınt.
Hayır, yasak.

Slide 135 — HAVE TO / MUST REVIEW

Karşılaştırma

Have To

I have to work tomorrow.

Yarın çalışmak zorundayım.

Don’t Have To

I don’t have to work tomorrow.

Yarın çalışmak zorunda değilim.

Must

You must wear a seat belt.

Emniyet kemeri takmalısın.

Mustn’t

You mustn’t smoke here.

Burada sigara içmemelisin. (Yasak)

 

Mini Review

She has to go to school.

We don’t have to hurry.

You must be careful.

They mustn’t enter this room.

Zincir

I have to study tonight, I must finish my homework, and I mustn’t waste my time.

Ay hev tu stadi tunayt, ay mast fıniş may homvörk, end ay masınt weyst may taym.

Bu gece çalışmak zorundayım, ödevimi bitirmeliyim ve zamanımı boşa harcamamalıyım.

Speaking

What do you have to do every day?

Vat du yu hev tu du evri dey?

Her gün ne yapmak zorundasın?

I have to work, study English, and help my family every day.

Ay hev tu vörk, stadi İngliş, end help may femıli evri dey.

Her gün çalışmak, İngilizce çalışmak ve aileme yardım etmek zorundayım.

Slide 136 — WOULD LIKE (İsterdim)

Mantık:
Would like, kibarca istemek için kullanılır.

Yapı

Subject + would like + noun

Subject + would like + to + Verb1

Kısaltma

I’d like

You’d like

He’d like

Örnekler

I would like a coffee.
Ay vud layk ı kofi.
Bir kahve isterim.

She would like some tea.
Şi vud layk sam ti.
Biraz çay ister.

We would like to travel.
Vi vud layk tu trevıl.
Seyahat etmek isteriz.

Dikkat!

Would like = nazik istek

Want daha doğrudandır.

I want coffee. (daha doğrudan)

I’d like a coffee. (daha kibar)

Chain Practice

I’d like a coffee.
I’d like a coffee, please.
I’d like a coffee, please, with milk.

Bir kahve isterim.
Lütfen bir kahve isterim.
Lütfen sütlü bir kahve isterim.

Speaking

What would you like?
Vat vud yu layk?
Ne istersin?

I’d like a coffee.
Ayd layk ı kofi.
Bir kahve isterim.

 

 

 

Slide 137 — WOULD LIKE TO + VERB1

Mantık:
Bir şeyi yapmak istemek.

Yapı

Subject + would like to + Verb1

Örnekler

I’d like to learn English.
Ayd layk tu lörn İngliş.
İngilizce öğrenmek isterim.

She’d like to visit İstanbul.
Şid layk tu vizit İstanbul.
İstanbul’u ziyaret etmek ister.

They’d like to buy a house.
Deyd layk tu bay ı haus.
Bir ev satın almak isterler.

Dikkat!

Would like to + Verb1

I’d like learn English. ❌

I’d like to learn English. ✅

Chain Practice

I’d like to learn English.
I’d like to learn English well.
I’d like to learn English well because I want to travel.

İngilizce öğrenmek isterim.
İngilizceyi iyi öğrenmek isterim.
Seyahat etmek istediğim için İngilizceyi iyi öğrenmek isterim.

Speaking

What would you like to do this weekend?
Vat vud yu layk tu du dis vikend?
Bu hafta sonu ne yapmak istersin?

I’d like to visit my family.
Ayd layk tu vizit may femıli.
Ailemi ziyaret etmek isterim.

Slide 138 — WOULD YOU LIKE…? (Teklif Etmek)

Mantık:
Birine nazikçe teklif yapmak.

Yapı

Would you like + noun?

Would you like to + Verb1?

Örnekler

Would you like some tea?
Vud yu layk sam ti?
Biraz çay ister misiniz?

Would you like a sandwich?
Vud yu layk ı sendviç?
Bir sandviç ister misiniz?

Would you like to come with us?
Vud yu layk tu kam vith as?
Bizimle gelmek ister misiniz?

Cevaplar

Yes, I’d love to.

No, thank you.

Dikkat!

Would you like…? en nazik teklif kalıplarından biridir.

Chain Practice

Would you like some coffee?
Yes, I’d like some coffee.
Yes, I’d like some coffee with milk.

Biraz kahve ister misiniz?
Evet, biraz kahve isterim.
Evet, sütlü biraz kahve isterim.

Speaking

Would you like to watch a movie tonight?
Vud yu layk tu vaç ı muvi tunayt?
Bu gece film izlemek ister misin?

Yes, I’d love to.
Yes, ayd lav tu.
Evet, çok isterim.

Slide 139 — AT A RESTAURANT

Mantık:
Restoranda sipariş verme.

Garson

What would you like?

Ne istersiniz?

Müşteri

I’d like a chicken sandwich.

Tavuklu sandviç isterim.

I’d like a bottle of water.

Bir şişe su isterim.

I’d like some coffee.

Biraz kahve isterim.

Dikkat!**

A bottle of water

A cup of tea

A glass of juice

Bu kalıplar çok yaygındır.

Chain Practice

I’d like a bottle of water.
I’d like a bottle of water and a sandwich.
I’d like a bottle of water and a chicken sandwich, please.

Bir şişe su isterim.
Bir şişe su ve bir sandviç isterim.
Lütfen bir şişe su ve tavuklu bir sandviç isterim.

Speaking

Are you ready to order?
Ar yu redi tu ordır?
Sipariş vermeye hazır mısınız?

Yes, I’d like a chicken sandwich and a coffee.
Yes, ayd layk ı çikın sendviç end ı kofi.
Evet, tavuklu sandviç ve bir kahve isterim.

Slide 140 — WOULD LIKE REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • I’d like…
  • I’d like to…
  • Would you like…?
  • Would you like to…?
  • Restaurant expressions

Mini Review

I’d like a coffee.

She’d like to travel.

Would you like some tea?

Would you like to join us?

Zincir

I’d like a coffee, I’d like to visit London, and I’d like to travel abroad next year.

Ayd layk ı kofi, ayd layk tu vizit Landın, end ayd layk tu trevıl ebrad nekst yir.

Bir kahve isterim, Londra’yı ziyaret etmek isterim ve gelecek yıl yurt dışına seyahat etmek isterim.

Speaking

What would you like to do in the future?

Vat vud yu layk tu du in dı fyuçır?

Gelecekte ne yapmak istersin?

 

I’d like to speak English fluently and travel around the world.

Ayd layk tu spik İngliş fluıntli end trevıl ıraund dı vörld.

İngilizceyi akıcı konuşmak ve dünyayı gezmek isterim.

Slide 141 — QUESTION TAGS (Temel Mantık)

Mantık:
Question Tag, cümlenin sonuna gelen kısa onay sorusudur.

Yapı

Olumlu cümle + olumsuz tag

Olumsuz cümle + olumlu tag

Örnekler

You are a student, aren’t you?
Yu ar ı stüdınt, arınt yu?
Öğrencisin, değil mi?

She is happy, isn’t she?
Şi iz hepi, izınt şi?
Mutlu, değil mi?

They are ready, aren’t they?
Dey ar redi, arınt dey?
Hazırlar, değil mi?

Dikkat!

Olumlu → olumsuz tag

  • is → isn’t
  • are → aren’t
  • do → don’t
  • can → can’t

Chain Practice

You are a student.
You are a student, aren’t you?
You are an English student, aren’t you?

Öğrencisin.
Öğrencisin, değil mi?
İngilizce öğrencisisin, değil mi?

Speaking

You are from Turkey, aren’t you?
Yu ar from Törki, arınt yu?
Türkiye’densin, değil mi?

Yes, I am.
Yes, ay em.
Evet, öyleyim.

Slide 142 — ISN’T IT? / AREN’T THEY?

Mantık:
Be fiili (am, is, are) ile kurulan cümlelerde tag de be fiiliyle yapılır.

Örnekler

It is cold today, isn’t it?
İt iz kold tudey, izınt it?
Bugün hava soğuk, değil mi?

They are your friends, aren’t they?
Dey ar yor frendz, arınt dey?
Onlar senin arkadaşların, değil mi?

The book is interesting, isn’t it?
Dı buk iz intırısting, izınt it?
Kitap ilginç, değil mi?

Dikkat!

  • is → isn’t
  • are → aren’t

Chain Practice

It is cold today.
It is cold today, isn’t it?
It is very cold today, isn’t it?

Bugün hava soğuk.
Bugün hava soğuk, değil mi?
Bugün hava çok soğuk, değil mi?

Speaking

The lesson is easy, isn’t it?
Dı lesın iz izi, izınt it?
Ders kolay, değil mi?

Yes, it is.
Yes, it iz.
Evet, öyle.

Slide 143 — DON’T YOU? / DOESN’T HE?

Mantık:
Present Simple cümlelerinde do / does kullanılır.

Örnekler

You speak English, don’t you?
Yu spik İngliş, dont yu?
İngilizce konuşuyorsun, değil mi?

She works here, doesn’t she?
Şi vörks hir, dazınt şi?
Burada çalışıyor, değil mi?

They live in İzmir, don’t they?
Dey liv in İzmir, dont dey?
İzmir’de yaşıyorlar, değil mi?

Dikkat!

  • do → don’t
  • does → doesn’t

Chain Practice

You study English.
You study English, don’t you?
You study English every day, don’t you?

İngilizce çalışıyorsun.
İngilizce çalışıyorsun, değil mi?
Her gün İngilizce çalışıyorsun, değil mi?

Speaking

You like coffee, don’t you?
Yu layk kofi, dont yu?
Kahveyi seviyorsun, değil mi?

Yes, I do.
Yes, ay du.
Evet, seviyorum.

Slide 144 — CAN’T YOU? / COULDN’T HE?

Mantık:
Modal fiillerde tag de aynı modal fiille yapılır.

Örnekler

You can swim, can’t you?
Yu ken svim, kent yu?
Yüzebiliyorsun, değil mi?

She could drive, couldn’t she?
Şi kud drayv, kudınt şi?
Araba kullanabiliyordu, değil mi?

They will come tomorrow, won’t they?
Dey vil kam tumaro, wont dey?
Yarın gelecekler, değil mi?

Dikkat!

  • can → can’t
  • could → couldn’t
  • will → won’t

Chain Practice

You can speak English.
You can speak English, can’t you?
You can speak English well, can’t you?

İngilizce konuşabiliyorsun.
İngilizce konuşabiliyorsun, değil mi?
İngilizceyi iyi konuşabiliyorsun, değil mi?

Speaking

You will help me tomorrow, won’t you?
Yu vil help mi tumaro, wont yu?
Yarın bana yardım edeceksin, değil mi?

Yes, I will.
Yes, ay vil.
Evet, edeceğim.

 

 

 

Slide 145 — QUESTION TAGS REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • isn’t it?
  • aren’t they?
  • don’t you?
  • doesn’t she?
  • can’t you?
  • won’t they?

Mini Review

You are tired, aren’t you?

She is a teacher, isn’t she?

They play football, don’t they?

You can drive, can’t you?

Zincir

You are from Turkey, you study English every day, and you want to improve, don’t you?

Yu ar from Törki, yu stadi İngliş evri dey, end yu vant tu impruv, dont yu?

Türkiye’densin, her gün İngilizce çalışıyorsun ve gelişmek istiyorsun, değil mi?

Speaking

You are going to continue this course, aren’t you?

Yu ar going tu kıntinyu dis kors, arınt yu?

Bu kursa devam edeceksin, değil mi?

Yes, I am.
Yes, ay em.
Evet, edeceğim.

 

 

 

Slide 146 — GERUND (Verb + ing)

Mantık:
Bazı fiillerden sonra Verb + ing gelir.

En Önemli Fiiller

  • like
  • love
  • enjoy
  • hate
  • finish
  • mind

Yapı

Subject + Verb + Verb-ing

Örnekler

I like reading books.
Ay layk riyding buks.
Kitap okumayı severim.

She enjoys cooking.
Şi incoys kuking.
Yemek yapmaktan hoşlanır.

They love traveling.
Dey lav trevılıng.
Seyahat etmeyi severler.

Dikkat!

Like’dan sonra reading, watching, playing gibi -ing gelir.

Chain Practice

I like reading.
I like reading books.
I like reading English books.

Okumayı severim.
Kitap okumayı severim.
İngilizce kitap okumayı severim.

 

 

Speaking

What do you enjoy doing?
Vat du yu incoy duing?
Ne yapmaktan hoşlanırsın?

I enjoy watching movies.
Ay incoy vaçing muviz.
Film izlemekten hoşlanırım.

Slide 147 — INFINITIVE (To + Verb1)

Mantık:
Bazı fiillerden sonra to + Verb1 gelir.

En Önemli Fiiller

  • want
  • need
  • decide
  • hope
  • plan
  • learn

Yapı

Subject + Verb + to + Verb1

Örnekler

I want to learn English.
Ay vant tu lörn İngliş.
İngilizce öğrenmek istiyorum.

She decided to study.
Şi disaydid tu stadi.
Çalışmaya karar verdi.

We hope to travel next year.
Vi hop tu trevıl nekst yir.
Gelecek yıl seyahat etmeyi umuyoruz.

Dikkat!

Want’dan sonra to gelir.

I want learn English. ❌

I want to learn English. ✅

Chain Practice

I want to learn English.
I want to learn English well.
I want to learn English well to travel abroad.

İngilizce öğrenmek istiyorum.
İngilizceyi iyi öğrenmek istiyorum.
Yurt dışına seyahat etmek için İngilizceyi iyi öğrenmek istiyorum.

Speaking

What do you want to do in the future?
Vat du yu vant tu du in dı fyuçır?
Gelecekte ne yapmak istiyorsun?

I want to travel abroad.
Ay vant tu trevıl ebrad.
Yurt dışına seyahat etmek istiyorum.

Slide 148 — LIKE DOING vs WOULD LIKE TO DO

Mantık:
Bu fark çok önemlidir.

Like + Verb-ing

Genel alışkanlık / sevme

I like reading.

Okumayı severim.

Would like to + Verb1

Şu anki istek

I’d like to read.

Okumak isterim.

Örnekler

I like drinking coffee.
Ay layk drinking kofi.
Kahve içmeyi severim.

I’d like to drink coffee now.
Ayd layk tu drink kofi nau.
Şimdi kahve içmek isterim.

Dikkat!

  • Like doing → genel
  • Would like to do → şu anki istek

Chain Practice

I like reading books.
I’d like to read tonight.
I’d like to read an English book tonight.

Kitap okumayı severim.
Bu gece okumak isterim.
Bu gece İngilizce bir kitap okumak isterim.

Speaking

Do you like watching movies?
Du yu layk vaçing muviz?
Film izlemeyi sever misin?

Yes, I do. I’d like to watch a movie tonight.
Yes, ay du. Ayd layk tu vaç ı muvi tunayt.
Evet, severim. Bu gece bir film izlemek isterim.

Slide 149 — STOP DOING vs STOP TO DO

Mantık:
Bu, A2’nin en önemli ince nüanslarından biridir.

Stop + Verb-ing

Bir alışkanlığı bırakmak

I stopped smoking.

Sigara içmeyi bıraktım.

Stop + To + Verb1

Başka bir amaç için durmak

I stopped to smoke.

Sigara içmek için durdum.

Örnekler

She stopped working.
Şi stopt vörking.
Çalışmayı bıraktı.

She stopped to work.
Şi stopt tu vörk.
Çalışmak için durdu.

Dikkat!

Anlam tamamen değişir.

  • Stop doing → bırakmak
  • Stop to do → yapmak için durmak

Chain Practice

I stopped smoking.
I stopped smoking last year.
I stopped smoking last year because it was unhealthy.

Sigara içmeyi bıraktım.
Geçen yıl sigara içmeyi bıraktım.
Sağlıksız olduğu için geçen yıl sigara içmeyi bıraktım.

Speaking

Have you ever stopped doing something?
Hev yu evır stopt duing samthing?
Hiç bir şeyi yapmayı bıraktın mı?

Yes, I stopped drinking cola.
Yes, ay stopt drinking kola.
Evet, kola içmeyi bıraktım.

Slide 150 — GERUND & INFINITIVE REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • like doing
  • enjoy doing
  • love doing
  • want to do
  • decide to do
  • hope to do
  • stop doing
  • stop to do

Mini Review

I enjoy reading books.

She wants to learn English.

They decided to travel.

He stopped smoking.

We stopped to rest.

Zincir

I enjoy reading English books, I want to improve my speaking, and I have stopped wasting my time.

Ay incoy riyding İngliş buks, ay vant tu impruv may spiking, end ay hev stopt weysting may taym.

İngilizce kitap okumaktan hoşlanıyorum, konuşmamı geliştirmek istiyorum ve zamanımı boşa harcamayı bıraktım.

Speaking

What do you enjoy doing, what do you want to do, and what have you stopped doing?

Vat du yu incoy duing, vat du yu vant tu du, end vat hev yu stopt duing?

Ne yapmaktan hoşlanıyorsun, ne yapmak istiyorsun ve neyi yapmayı bıraktın?

I enjoy learning English, I want to travel abroad, and I have stopped wasting time.

Ay incoy lörnıng İngliş, ay vant tu trevıl ebrad, end ay hev stopt weysting taym.

İngilizce öğrenmekten hoşlanıyorum, yurt dışına seyahat etmek istiyorum ve zaman kaybetmeyi bıraktım.

Slide 151 — IF CLAUSE TYPE 0 (Genel Gerçekler)

Mantık:
Type 0, her zaman doğru olan gerçekleri ve kuralları anlatır.

Yapı

If + Present Simple, Present Simple

 

Örnekler

If you heat water, it boils.
İf yu hit votır, it boylz.
Suyu ısıtırsan kaynar.

If it rains, the ground gets wet.
İf it reynz, dı graund gets vet.
Yağmur yağarsa yer ıslanır.

If people don’t eat, they get hungry.
İf pipıl dont it, dey get hangri.
İnsanlar yemezse acıkır.

Dikkat!

Type 0 = bilimsel gerçek, doğa kuralı, genel gerçek.

Chain Practice

If you study, you learn.
If you study English, you learn English.
If you study English every day, you improve.

Çalışırsan öğrenirsin.
İngilizce çalışırsan İngilizce öğrenirsin.
Her gün İngilizce çalışırsan gelişirsin.

Speaking

What happens if you don’t sleep?
Vat hepınz if yu dont slip?
Uyumazsan ne olur?

If I don’t sleep, I get tired.
İf ay dont slip, ay get tayırd.
Uyumazsam yorulurum.

Slide 152 — IF CLAUSE TYPE 1 (Gerçek Gelecek)

Mantık:
Type 1, gelecekte gerçekleşmesi mümkün olan durumları anlatır.

Yapı

If + Present Simple, Will + Verb1

 

Örnekler

If you study, you will pass the exam.
İf yu stadi, yu vil pas dı igzem.
Çalışırsan sınavı geçeceksin.

If it rains tomorrow, we will stay home.
İf it reynz tumaro, vi vil stey hom.
Yarın yağmur yağarsa evde kalacağız.

If she comes, I will help her.
İf şi kamz, ay vil help hör.
Gelirse ona yardım edeceğim.

Dikkat!

If kısmında will kullanılmaz.

If you will study, you will pass. ❌

If you study, you will pass. ✅

Chain Practice

If I study, I will pass.
If I study English, I will pass the exam.
If I study English every day, I will pass the exam easily.

Çalışırsam geçeceğim.
İngilizce çalışırsam sınavı geçeceğim.
Her gün İngilizce çalışırsam sınavı kolayca geçeceğim.

Speaking

What will you do if you have free time tomorrow?
Vat vil yu du if yu hev fri taym tumaro?
Yarın boş zamanın olursa ne yapacaksın?

If I have free time, I will watch a movie.
İf ay hev fri taym, ay vil vaç ı muvi.
Boş zamanım olursa film izleyeceğim.

 

 

 

 

Slide 153 — TYPE 0 vs TYPE 1

Karşılaştırma

Type 0

If you heat water, it boils.

Suyu ısıtırsan kaynar.

(Genel gerçek)

Type 1

If you heat the water, I will make tea.

Suyu ısıtırsan çay yapacağım.

(Gelecek planı)

Örnekler

If people exercise, they stay healthy.

İnsanlar egzersiz yaparsa sağlıklı kalır.

If I exercise tomorrow, I will feel better.

Yarın egzersiz yaparsam kendimi daha iyi hissedeceğim.

Dikkat!

  • Type 0 → her zaman
  • Type 1 → gelecekte olabilir

Chain Practice

If people exercise, they stay healthy.
If I exercise tomorrow, I will stay healthy.
If I exercise tomorrow morning, I will feel better.

İnsanlar egzersiz yaparsa sağlıklı kalır.
Yarın egzersiz yaparsam sağlıklı kalacağım.
Yarın sabah egzersiz yaparsam kendimi daha iyi hissedeceğim.

Speaking

What happens if people drink enough water?
Vat hepınz if pipıl drink inaf votır?
İnsanlar yeterince su içerse ne olur?

They stay healthy.
Dey stey helti.
Sağlıklı kalırlar.

Slide 154 — MORE TYPE 1 PRACTICE

Örnekler

If you call me, I will answer.

Beni ararsan cevap vereceğim.

If we leave now, we will arrive early.

Şimdi çıkarsak erken varacağız.

If they study hard, they will succeed.

Çok çalışırlarsa başarılı olacaklar.

If he doesn’t hurry, he will miss the bus.

Acele etmezse otobüsü kaçıracak.

Dikkat!

Olumsuz da olabilir.

If you don’t study, you won’t pass.

Çalışmazsan geçemeyeceksin.

Chain Practice**

If we leave now, we will arrive early.
If we leave now, we will arrive early and avoid traffic.
If we leave now, we will arrive early and have time for coffee.

Şimdi çıkarsak erken varacağız.
Şimdi çıkarsak erken varacağız ve trafiğe yakalanmayacağız.
Şimdi çıkarsak erken varacağız ve kahve için zamanımız olacak.

Speaking

What will happen if you don’t study?
Vat vil hepın if yu dont stadi?
Çalışmazsan ne olacak?

If I don’t study, I won’t pass the exam.
İf ay dont stadi, ay wont pas dı igzem.
Çalışmazsam sınavı geçemeyeceğim.

Slide 155 — IF CLAUSES REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • Type 0
  • Type 1
  • if + Present Simple
  • will
  • won’t

Mini Review

If you heat water, it boils.

If it rains tomorrow, we will stay home.

If she studies, she will pass.

If I don’t sleep, I get tired.

Zincir

If I study English every day, I improve, and if I continue this course, I will speak English fluently.

İf ay stadi İngliş evri dey, ay impruv, end if ay kıntinyu dis kors, ay vil spik İngliş fluıntli.

Her gün İngilizce çalışırsam gelişirim ve bu kursa devam edersem İngilizceyi akıcı konuşacağım.

Speaking

What will you do if you speak English fluently?

Vat vil yu du if yu spik İngliş fluıntli?

İngilizceyi akıcı konuşursan ne yapacaksın?

If I speak English fluently, I will travel abroad and work internationally.

İf ay spik İngliş fluıntli, ay vil trevıl ebrad end vörk intırneşınıli.

İngilizceyi akıcı konuşursam yurt dışına seyahat edeceğim ve uluslararası çalışacağım.

Slide 156 — ADVERBS OF FREQUENCY (Sıklık Zarfları)

Mantık:
Bir eylemin ne sıklıkla yapıldığını gösterir.

En Önemli Zarflar

  • always = her zaman
  • usually = genellikle
  • often = sık sık
  • sometimes = bazen
  • rarely / seldom = nadiren
  • never = asla / hiç

Örnekler

I always study English.
Ay olveyz stadi İngliş.
Her zaman İngilizce çalışırım.

She usually drinks coffee.
Şi yujuıli drinks kofi.
Genellikle kahve içer.

They sometimes watch TV.
Dey samtaymz vaç tivii.
Bazen televizyon izlerler.

Dikkat!

Bu zarflar genellikle özneden sonra ve ana fiilden önce gelir.

Chain Practice

I always study English.
I always study English in the evening.
I always study English in the evening after work.

Her zaman İngilizce çalışırım.
Akşamları her zaman İngilizce çalışırım.
İşten sonra akşamları her zaman İngilizce çalışırım.

Speaking

How often do you study English?
Hau ofın du yu stadi İngliş?
Ne sıklıkla İngilizce çalışıyorsun?

I usually study English every day.
Ay yujuıli stadi İngliş evri dey.
Genellikle her gün İngilizce çalışırım.

Slide 157 — WORD ORDER (Kelime Dizilişi)

Mantık:
Sıklık zarfı ana fiilden önce gelir.

Yapı

Subject + Adverb + Verb

Örnekler

I always get up early.
Ay olveyz get ap örli.
Her zaman erken kalkarım.

He often goes to school.
Hi ofın goz tu skul.
Sık sık okula gider.

We never eat fast food.
Vi nevır it fast fud.
Asla fast food yemeyiz.

Dikkat!

I study always English. ❌

I always study English. ✅

Chain Practice

I often read books.
I often read English books.
I often read English books before bed.

Sık sık kitap okurum.
Sık sık İngilizce kitap okurum.
Yatmadan önce sık sık İngilizce kitap okurum.

Speaking

Do you often read books?
Du yu ofın rid buks?
Sık sık kitap okur musun?

Yes, I do.
Yes, ay du.
Evet, okurum.

Slide 158 — BE FIİLİ İLE DİKKAT!

Mantık:
Be fiili (am / is / are) varsa sıklık zarfı be fiilinden sonra gelir.

Örnekler

I am always busy.
Ay em olveyz bizi.
Her zaman meşgulüm.

She is usually happy.
Şi iz yujuıli hepi.
Genellikle mutludur.

They are never late.
Dey ar nevır leyt.
Asla geç kalmazlar.

Dikkat! (İnce Nüans)

Bu çok önemlidir.

I always am busy. ❌

I am always busy. ✅

Chain Practice

I am always busy.
I am always busy on weekdays.
I am always busy on weekdays because I work.

Her zaman meşgulüm.
Hafta içi her zaman meşgulüm.
Çalıştığım için hafta içi her zaman meşgulüm.

Speaking

Are you usually busy?
Ar yu yujuıli bizi?
Genellikle meşgul müsün?

Yes, I am.
Yes, ay em.
Evet, öyleyim.

Slide 159 — HAVE / HAS İLE DİKKAT!

Mantık:
Present Perfect’te sıklık zarfı have / has ile Verb3 arasına gelir.

Yapı

Subject + have / has + Adverb + Verb3

Örnekler

I have never visited London.
Ay hev nevır vizitid Landın.
Londra’yı hiç ziyaret etmedim.

She has already finished.
Şi hez olredi fınişt.
Çoktan bitirdi.

We have often talked about this.
Vi hev ofın takt ebaut dis.
Bu konu hakkında sık sık konuştuk.

Dikkat!

I have visited never London. ❌

I have never visited London. ✅

Chain Practice

I have never visited London.
I have never visited London before.
I have never visited London before, but I want to go.

Londra’yı hiç ziyaret etmedim.
Daha önce Londra’yı hiç ziyaret etmedim.
Daha önce Londra’yı hiç ziyaret etmedim ama gitmek istiyorum.

Speaking

Have you ever visited another country?
Hev yu evır vizitid enadır kantri?
Hiç başka bir ülkeyi ziyaret ettin mi?

No, I have never visited another country.
No, ay hev nevır vizitid enadır kantri.
Hayır, hiç başka bir ülkeyi ziyaret etmedim.

Slide 160 — FREQUENCY REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • always
  • usually
  • often
  • sometimes
  • never
  • word order
  • be + adverb
  • have + adverb + Verb3

Mini Review

I always study English.

She usually drinks coffee.

They are never late.

I have never visited London.

Zincir

I usually study English every day, I am always motivated, and I have never stopped learning.

Ay yujuıli stadi İngliş evri dey, ay em olveyz motıveytid, end ay hev nevır stopt lörnıng.

Genellikle her gün İngilizce çalışırım, her zaman motiveyim ve öğrenmeyi hiç bırakmadım.

Speaking

How often do you study English, and what do you usually do after work?

Hau ofın du yu stadi İngliş, end vat du yu yujuıli du aftır vörk?

Ne sıklıkla İngilizce çalışıyorsun ve işten sonra genellikle ne yaparsın?

I usually study English after work, and I always review new words.

Ay yujuıli stadi İngliş aftır vörk, end ay olveyz rivyu nu vördz.

İşten sonra genellikle İngilizce çalışırım ve her zaman yeni kelimeleri tekrar ederim.

Slide 166 — PASSIVE VOICE (Edilgen Yapı)

Mantık:
Edilgen yapıda işi yapan kişi önemli değildir; önemli olan yapılan iştir.

Active (Etken)

Ali writes a letter.

Ali bir mektup yazar.

Passive (Edilgen)

A letter is written.

Bir mektup yazılır.

Yapı

Object + be + Verb3

Örnekler

English is spoken here.
İngliş iz spokın hir.
Burada İngilizce konuşulur.

Tea is grown in Turkey.
Ti iz gron in Törki.
Türkiye’de çay yetiştirilir.

Cars are produced in many countries.
Karz ar prıdust in meni kantriz.
Arabalar birçok ülkede üretilir.

Dikkat!

Passive = be + Verb3

Chain Practice

English is spoken.
English is spoken here.
English is spoken here every day.

İngilizce konuşulur.
Burada İngilizce konuşulur.
Burada her gün İngilizce konuşulur.

Speaking

Is English spoken in your city?
İz İngliş spokın in yor siti?
Şehrinde İngilizce konuşuluyor mu?

Yes, it is. / No, it isn’t.
Yes, it iz. / No, it izınt.
Evet, konuşuluyor. / Hayır, konuşulmuyor.

Slide 167 — PRESENT SIMPLE PASSIVE

Mantık:
Genel gerçekler ve rutin işlemler.

Yapı

am / is / are + Verb3

Örnekler

Coffee is served here.
Kofi iz sörvd hir.
Burada kahve servis edilir.

The room is cleaned every day.
Dı rum iz klind evri dey.
Oda her gün temizlenir.

The books are sold online.
Dı buks ar sold onlayn.
Kitaplar internetten satılır.

Dikkat!

  • is + Verb3
  • are + Verb3

Chain Practice

The room is cleaned.
The room is cleaned every day.
The room is cleaned every day by the staff.

Oda temizlenir.
Oda her gün temizlenir.
Oda her gün personel tarafından temizlenir.

 

Speaking

How is coffee served in your country?
Hau iz kofi sörvd in yor kantri?
Ülkenizde kahve nasıl servis edilir?

Coffee is usually served hot.
Kofi iz yujuıli sörvd hot.
Kahve genellikle sıcak servis edilir.

Slide 168 — PAST SIMPLE PASSIVE

Mantık:
Geçmişte yapılan işlemler.

Yapı

was / were + Verb3

Örnekler

The bridge was built in 1990.
Dı bric vaz bilt in nayn-tin naynti.
Köprü 1990’da inşa edildi.

The letter was sent yesterday.
Dı letır vaz sent yestırdey.
Mektup dün gönderildi.

The houses were repaired last year.
Dı hauzız vör ripeyrd last yir.
Evler geçen yıl tamir edildi.

Dikkat!

  • was + Verb3
  • were + Verb3

Chain Practice

The bridge was built.
The bridge was built in 1990.
The bridge was built in 1990 by engineers.

Köprü inşa edildi.
Köprü 1990’da inşa edildi.
Köprü 1990’da mühendisler tarafından inşa edildi.

 

Speaking

When was this building built?
Ven vaz dis bilding bilt?
Bu bina ne zaman inşa edildi?

It was built in 2005.
İt vaz bilt in tu thauzınd fayv.
2005 yılında inşa edildi.

Slide 169 — BY (Tarafından)

Mantık:
İşi yapan kişiyi söylemek istersek by kullanılır.

Yapı

Passive + by + person

Örnekler

The book was written by Orhan Pamuk.
Dı buk vaz ritın bay Orhan Pamuk.
Kitap Orhan Pamuk tarafından yazıldı.

The picture was painted by my sister.
Dı pikçır vaz peyntıd bay may sistır.
Resim kız kardeşim tarafından yapıldı.

The report was prepared by the manager.
Dı rıport vaz priperd bay dı menıcır.
Rapor müdür tarafından hazırlandı.

Dikkat!

By sadece işi yapan kişi önemliyse kullanılır.

Chain Practice

The book was written.
The book was written by Orhan Pamuk.
The book was written by Orhan Pamuk in Turkish.

Kitap yazıldı.
Kitap Orhan Pamuk tarafından yazıldı.
Kitap Orhan Pamuk tarafından Türkçe yazıldı.

 

Speaking

Who was this book written by?
Hu vaz dis buk ritın bay?
Bu kitap kim tarafından yazıldı?

It was written by Orhan Pamuk.
İt vaz ritın bay Orhan Pamuk.
Orhan Pamuk tarafından yazıldı.

Slide 170 — PASSIVE REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • be + Verb3
  • is / are + Verb3
  • was / were + Verb3
  • by

Mini Review

English is spoken here.

The room is cleaned every day.

The bridge was built in 1990.

The book was written by Orhan Pamuk.

Zincir

English is spoken in many countries, the lessons are recorded every week, and the videos are watched by thousands of students.

İngliş iz spokın in meni kantriz, dı lesınz ar rikordıd evri vik, end dı vidiyoz ar vaçt bay thauzındz ov stüdınts.

İngilizce birçok ülkede konuşulur, dersler her hafta kaydedilir ve videolar binlerce öğrenci tarafından izlenir.

Speaking

What products are made in your city?

Vat pradakts ar meyd in yor siti?

Şehrinde hangi ürünler üretiliyor?

Olive oil is produced in my city.

Olıv oyl iz prıdust in may siti.

Şehrimde zeytinyağı üretiliyor.

Slide 171 — WHO (İnsanlar İçin)

Mantık:
Who, insanlar hakkında ek bilgi verir.

Yapı

Person + who + Verb

Örnekler

I have a friend who lives in İzmir.
Ay hev ı frend hu livz in İzmir.
İzmir’de yaşayan bir arkadaşım var.

She is the teacher who helps me.
Şi iz dı tiçır hu helps mi.
Bana yardım eden öğretmendir.

They know a man who speaks English.
Dey no ı men hu spiks İngliş.
İngilizce konuşan bir adam tanıyorlar.

Dikkat!

Who = insanlar

Chain Practice

I have a friend.
I have a friend who lives in İzmir.
I have a friend who lives in İzmir and works at a hospital.

Bir arkadaşım var.
İzmir’de yaşayan bir arkadaşım var.
İzmir’de yaşayan ve bir hastanede çalışan bir arkadaşım var.

Speaking

Do you know anyone who speaks English well?
Du yu no eniwan hu spiks İngliş vel?
İngilizceyi iyi konuşan birini tanıyor musun?

Yes, I do.
Yes, ay du.
Evet, tanıyorum.

Slide 172 — WHICH (Nesneler ve Hayvanlar)

Mantık:
Which, nesneler ve hayvanlar için kullanılır.

Yapı

Thing + which + Verb

Örnekler

This is the book which changed my life.
Dis iz dı buk viç çeyncd may layf.
Bu, hayatımı değiştiren kitaptır.

The car which is outside is mine.
Dı kar viç iz autsayd iz mayn.
Dışarıdaki araba benimdir.

I bought a phone which has a good camera.
Ay bot ı fon viç hez ı gud kemıra.
İyi kamerası olan bir telefon aldım.

Dikkat!

Günlük konuşmada which yerine that da kullanılabilir.

Chain Practice

I bought a phone.
I bought a phone which has a good camera.
I bought a phone which has a good camera and a large screen.

Bir telefon aldım.
İyi kamerası olan bir telefon aldım.
İyi kamerası ve büyük ekranı olan bir telefon aldım.

Speaking

What is the best book which you have read?
Vat iz dı best buk viç yu hev red?
Okuduğun en iyi kitap hangisidir?

Slide 173 — THAT (İnsanlar ve Nesneler)

Mantık:
That, hem insanlar hem de nesneler için kullanılabilir.

Yapı

Person / Thing + that + Verb

Örnekler

The student that studies every day will succeed.
Dı stüdınt det stadiz evri dey vil saksid.
Her gün çalışan öğrenci başarılı olacaktır.

The movie that we watched was interesting.
Dı muvi det vi vaçt vaz intırısting.
İzlediğimiz film ilginçti.

I know a woman that works here.
Ay no ı vumın det vörks hir.
Burada çalışan bir kadın tanıyorum.

Dikkat!

That, konuşmada çok yaygındır.

Chain Practice

I know a woman.
I know a woman that works here.
I know a woman that works here and speaks three languages.

Bir kadın tanıyorum.
Burada çalışan bir kadın tanıyorum.
Burada çalışan ve üç dil konuşan bir kadın tanıyorum.

Speaking

Do you know a movie that is very funny?
Du yu no ı muvi det iz veri fani?
Çok komik olan bir film biliyor musun?

Yes, I do.
Yes, ay du.
Evet, biliyorum.

 

Slide 174 — WHERE (Yerler İçin)

Mantık:
Where, yerler hakkında ek bilgi verir.

Yapı

Place + where + Subject + Verb

Örnekler

This is the city where I was born.
Dis iz dı siti ver ay vaz born.
Bu, doğduğum şehirdir.

The restaurant where we ate was excellent.
Dı restırant ver vi eyt vaz eksılınt.
Yemek yediğimiz restoran mükemmeldi.

I know a place where you can relax.
Ay no ı pleys ver yu ken rilæks.
Rahatlayabileceğin bir yer biliyorum.

Dikkat!

Where = yer

Chain Practice

This is the city.
This is the city where I was born.
This is the city where I was born and grew up.

Bu şehir.
Bu, doğduğum şehirdir.
Bu, doğduğum ve büyüdüğüm şehirdir.

Speaking

What is a place where you feel happy?
Vat iz ı pleys ver yu fil hepi?
Kendini mutlu hissettiğin bir yer neresidir?

 

 

 

 

 

Slide 175 — RELATIVE CLAUSES REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • who
  • which
  • that
  • where

Mini Review

I have a friend who lives in İzmir.

This is the book which changed my life.

The student that studies every day will succeed.

This is the city where I was born.

Zincir

I have a friend who lives in Kuşadası, works as a teacher, and studies English every day.

Ay hev ı frend hu livz in Kuşadası, vörks ez ı tiçır, end stadiz İngliş evri dey.

Kuşadası’nda yaşayan, öğretmen olarak çalışan ve her gün İngilizce çalışan bir arkadaşım var.

Speaking

Describe a person who inspires you, a book that you like, and a place where you want to live.

Diskrayb ı pörsın hu inspayırz yu, ı buk det yu layk, end ı pleys ver yu vant tu liv.

Sana ilham veren bir kişiyi, sevdiğin bir kitabı ve yaşamak istediğin bir yeri anlat.

I know a teacher who motivates me, I like a book that teaches life lessons, and I want to live in a place where people are friendly.

Ay no ı tiçır hu motıveyts mi, ay layk ı buk det tiçız layf lesınz, end ay vant tu liv in ı pleys ver pipıl ar frendli.

Beni motive eden bir öğretmen tanıyorum, hayat dersleri veren bir kitabı seviyorum ve insanların arkadaş canlısı olduğu bir yerde yaşamak istiyorum.

 

 

Slide 176 — REPORTED SPEECH (Dolaylı Anlatım)

Mantık:
Birinin söylediği sözü başka birine aktarmak.

Direct Speech (Doğrudan)

Ali: “I am tired.”

Ali: “Yorgunum.”

Reported Speech (Dolaylı)

Ali said that he was tired.

Ali yorgun olduğunu söyledi.

Yapı

Subject + said (that) + clause

Örnekler

She said that she was happy.
Şi sed det şi vaz hepi.
Mutlu olduğunu söyledi.

They said that they were busy.
Dey sed det dey vör bizi.
Meşgul olduklarını söylediler.

I said that I was ready.
Ay sed det ay vaz redi.
Hazır olduğumu söyledim.

Dikkat!

That kullanılabilir veya konuşmada atlanabilir.

She said she was happy. ✔

Chain Practice

He said, “I am tired.”
He said that he was tired.
He said that he was tired because he worked all day.

“Yorgunum,” dedi.
Yorgun olduğunu söyledi.
Bütün gün çalıştığı için yorgun olduğunu söyledi.

Speaking

What did your friend say?
Vat did yor frend sey?
Arkadaşın ne dedi?

He said that he was busy.
Hi sed det hi vaz bizi.
Meşgul olduğunu söyledi.

Slide 177 — SAY vs TELL

Mantık:
Say ve tell aynı değildir.

Say

He said that he was tired.

Yorgun olduğunu söyledi.

Tell

He told me that he was tired.

Bana yorgun olduğunu söyledi.

Yapılar

say + that

tell + person + that

Örnekler

She told me that she was happy.
Şi told mi det şi vaz hepi.
Bana mutlu olduğunu söyledi.

My teacher told us that English was important.
May tiçır told as det İngliş vaz importınt.
Öğretmenimiz bize İngilizcenin önemli olduğunu söyledi.

 

Dikkat!

He said me… ❌

He told me… ✔

Chain Practice

She said that she was happy.
She told me that she was happy.
She told me that she was happy with her new job.

Mutlu olduğunu söyledi.
Bana mutlu olduğunu söyledi.
Yeni işinden mutlu olduğunu bana söyledi.

Speaking

What did your teacher tell you?
Vat did yor tiçır tel yu?
Öğretmenin sana ne söyledi?

My teacher told me that I should practice every day.
May tiçır told mi det ay şud prektis evri dey.
Öğretmenim bana her gün pratik yapmam gerektiğini söyledi.

Slide 178 — PRESENT SIMPLE → PAST SIMPLE

Mantık:
Reported Speech’te zaman genellikle bir adım geriye gider.

Direct

“I like coffee.”

Kahveyi severim.

Reported

He said that he liked coffee.

Kahveyi sevdiğini söyledi.

Örnekler

She said that she lived in İzmir.
Şi sed det şi livd in İzmir.
İzmir’de yaşadığını söyledi.

They said that they worked hard.
Dey sed det dey vörkt hard.
Çok çalıştıklarını söylediler.

Dikkat!

Present Simple → Past Simple

  • like → liked
  • live → lived
  • work → worked

Chain Practice

“I like English.”
He said that he liked English.
He said that he liked English because it was useful.

“İngilizceyi severim,” dedi.
İngilizceyi sevdiğini söyledi.
Faydalı olduğu için İngilizceyi sevdiğini söyledi.

Speaking

What did she say about English?
Vat did şi sey ebaut İngliş?
İngilizce hakkında ne söyledi?

She said that she liked English.
Şi sed det şi laykt İngliş.
İngilizceyi sevdiğini söyledi.

Slide 179 — PRESENT CONTINUOUS → PAST CONTINUOUS

Mantık:
Şu anda devam eden eylem geçmişte devam eden eyleme dönüşür.

Direct

“I am studying.”

Çalışıyorum.

Reported

He said that he was studying.

Çalıştığını söyledi.

Örnekler

She said that she was watching TV.
Şi sed det şi vaz vaçing tivii.
Televizyon izlediğini söyledi.

They said that they were waiting outside.
Dey sed det dey vör veyting autsayd.
Dışarıda beklediklerini söylediler.

Dikkat!

Present Continuous → Past Continuous

  • am studying → was studying
  • are waiting → were waiting

Chain Practice

“I am studying English.”
He said that he was studying English.
He said that he was studying English for his exam.

“İngilizce çalışıyorum,” dedi.
İngilizce çalıştığını söyledi.
Sınavı için İngilizce çalıştığını söyledi.

Speaking

What was he doing?
Vat vaz hi duing?
Ne yapıyordu?

He said that he was studying English.
Hi sed det hi vaz stadiying İngliş.
İngilizce çalıştığını söyledi.

Slide 180 — REPORTED SPEECH REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • said
  • told
  • say vs tell
  • Present Simple → Past Simple
  • Present Continuous → Past Continuous

 

Mini Review

He said that he was tired.

She told me that she was happy.

They said that they worked hard.

He said that he was studying English.

Zincir

My teacher told me that I should study every day, my friend said that he was learning English, and my family said that they were proud of me.

May tiçır told mi det ay şud stadi evri dey, may frend sed det hi vaz lörnıng İngliş, end may femıli sed det dey vör praud ov mi.

Öğretmenim bana her gün çalışmam gerektiğini söyledi, arkadaşım İngilizce öğrendiğini söyledi ve ailem benimle gurur duyduklarını söyledi.

Speaking

Tell me something that someone told you recently.

Tel mi samthing det samwan told yu risıntli.

Bana birinin sana yakın zamanda söylediği bir şeyi anlat.

My teacher told me that I should practice speaking every day.

May tiçır told mi det ay şud prektis spiking evri dey.

Öğretmenim bana her gün konuşma pratiği yapmam gerektiğini söyledi.

Slide 181 — GET UP / WAKE UP

Mantık:
Bu iki fiil çok karıştırılır.

Wake Up

Uyanmak

I wake up at seven.

Yedide uyanırım.

 

Get Up

Yataktan kalkmak

I get up at seven-thirty.

Yedi buçukta yataktan kalkarım.

Örnekler

She wakes up early.

Erken uyanır.

He gets up late.

Geç kalkar.

Dikkat! (İnce Nüans)

Önce wake up, sonra get up.

I wake up at 7:00.

I get up at 7:15.

Chain Practice

I wake up at seven.
I get up at seven-fifteen.
I wake up at seven and get up at seven-fifteen.

Yedide uyanırım.
Yedi on beşte yataktan kalkarım.
Yedide uyanır ve yedi on beşte yataktan kalkarım.

Speaking

What time do you wake up and get up?
Vat taym du yu veyk ap end get ap?
Saat kaçta uyanır ve yataktan kalkarsın?

Slide 182 — TURN ON / TURN OFF

Mantık:
Elektrikli cihazları açıp kapatmak.

 

Turn On

Açmak

Turn Off

Kapatmak

Örnekler

Turn on the light.
Törn on dı layt.
Işığı aç.

Turn off the TV.
Törn of dı tivii.
Televizyonu kapat.

She turned off her phone.
Şi törnd of hör fon.
Telefonunu kapattı.

Dikkat!

Nesne ortada veya sonda olabilir.

Turn on the light.

Turn the light on.

Chain Practice

Turn on the light.
Turn on the kitchen light.
Turn on the kitchen light because it is dark.

Işığı aç.
Mutfak ışığını aç.
Hava karanlık olduğu için mutfak ışığını aç.

Speaking

Can you turn on the air conditioner?
Ken yu törn on dı er kındişınır?
Klimayı açabilir misin?

Yes, I can.
Yes, ay ken.
Evet, açabilirim.

Slide 183 — LOOK FOR / FIND OUT

Mantık:
İkisi farklıdır.

Look For

Aramak

I am looking for my keys.

Anahtarlarımı arıyorum.

Find Out

Öğrenmek / keşfetmek

I found out the answer.

Cevabı öğrendim.

Örnekler

She is looking for a job.

İş arıyor.

We found out that the exam was canceled.

Sınavın iptal edildiğini öğrendik.

Dikkat! (İnce Nüans)

  • Look for = arama süreci
  • Find = bulmak
  • Find out = bilgi öğrenmek

Chain Practice

I am looking for my phone.
I am looking for my phone at home.
I am looking for my phone at home because I cannot find it.

Telefonumu arıyorum.
Telefonumu evde arıyorum.
Bulamadığım için telefonumu evde arıyorum.

 

Speaking

What are you looking for?
Vat ar yu luking for?
Ne arıyorsun?

I am looking for my wallet.
Ay em luking for may valıt.
Cüzdanımı arıyorum.

Slide 184 — PUT ON / TAKE OFF / GIVE UP

Mantık:
Günlük hayatta çok kullanılan üç phrasal verb.

Put On

Giymek / takmak

Put on your coat.

Montunu giy.

Take Off

Çıkarmak

Take off your shoes.

Ayakkabılarını çıkar.

Give Up

Vazgeçmek / bırakmak

Don’t give up.

Vazgeçme.

Örnekler

She put on a jacket.

Ceket giydi.

He took off his glasses.

Gözlüğünü çıkardı.

They gave up smoking.

Sigarayı bıraktılar.

Dikkat!

Give up çok yaygın bir motivasyon ifadesidir.

Chain Practice

Put on your jacket.
Put on your warm jacket.
Put on your warm jacket because it is cold.

Ceketini giy.
Kalın ceketini giy.
Hava soğuk olduğu için kalın ceketini giy.

Speaking

Have you ever given up a bad habit?
Hev yu evır givın ap ı bed hebıt?
Hiç kötü bir alışkanlığı bıraktın mı?

Yes, I have.
Yes, ay hev.
Evet, bıraktım.

Slide 185 — PHRASAL VERBS REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

  • wake up
  • get up
  • turn on
  • turn off
  • look for
  • find out
  • put on
  • take off
  • give up

 

 

 

Mini Review

I wake up at seven.

Turn off the TV.

She is looking for her bag.

We found out the truth.

Don’t give up.

Zincir

I wake up early, put on my clothes, turn on the computer, study English, and never give up.

Ay veyk ap örli, put on may kloz, törn on dı kompiyutır, stadi İngliş, end nevır giv ap.

Erken uyanırım, kıyafetlerimi giyerim, bilgisayarı açarım, İngilizce çalışırım ve asla vazgeçmem.

Speaking

Describe your morning routine using phrasal verbs.

Diskrayb yor mornıng rutin yuzing freyzıl vörbz.

Sabah rutinini phrasal verb kullanarak anlat.

I wake up at seven, get up at seven-fifteen, put on my clothes, turn on the kettle, and start studying English.

Ay veyk ap et sevın, get ap et sevın fiftin, put on may kloz, törn on dı ketıl, end start stadiying İngliş.

Yedide uyanırım, yedi on beşte kalkarım, kıyafetlerimi giyerim, su ısıtıcısını açarım ve İngilizce çalışmaya başlarım.

Slide 186 — COLLOCATION NEDİR?

Mantık:
Bazı kelimeler İngilizce’de doğal olarak birlikte kullanılır.

Türkçe: ödev yapmak

İngilizce: do homework

Türkçe: karar vermek

İngilizce: make a decision

Örnekler

I do my homework every day.
Ay du may homvörk evri dey.
Her gün ödevimi yaparım.

She makes a decision quickly.
Şi meyks ı disıcın kuikli.
Hızlı karar verir.

We take a shower in the morning.
Vi teyk ı şaur in dı mornıng.
Sabah duş alırız.

Dikkat!

Do homework ✔

Make homework ❌

Chain Practice

I do my homework.
I do my homework every evening.
I do my homework every evening after dinner.

Ödevimi yaparım.
Her akşam ödevimi yaparım.
Akşam yemeğinden sonra her akşam ödevimi yaparım.

Speaking

Do you do your homework every day?
Du yu du yor homvörk evri dey?
Her gün ödevini yapar mısın?

Yes, I do.
Yes, ay du.
Evet, yaparım.

 

 

 

 

Slide 187 — DO

Mantık:
Do, görevler, işler ve rutinler için kullanılır.

 

En Yaygın Kalıplar

  • do homework
  • do housework
  • do the dishes
  • do exercise
  • do your best

Örnekler

I do housework every Saturday.
Ay du hausvörk evri Setırdey.
Her cumartesi ev işi yaparım.

She does the dishes after dinner.
Şi daz dı dişız aftır dinır.
Akşam yemeğinden sonra bulaşıkları yıkar.

They do exercise regularly.
Dey du eksırsayz regyulırli.
Düzenli egzersiz yaparlar.

Dikkat!

Do genellikle iş / görev ile ilgilidir.

Chain Practice

I do exercise.
I do exercise every morning.
I do exercise every morning before work.

Egzersiz yaparım.
Her sabah egzersiz yaparım.
İşten önce her sabah egzersiz yaparım.

Speaking

What housework do you usually do?
Vat hausvörk du yu yujuıli du?
Genellikle hangi ev işlerini yaparsın?

I usually do the dishes.
Ay yujuıli du dı dişız.
Genellikle bulaşıkları yıkarım.

Slide 188 — MAKE

Mantık:
Make, üretmek, oluşturmak ve karar vermek için kullanılır.

En Yaygın Kalıplar

  • make a decision
  • make a mistake
  • make money
  • make breakfast
  • make friends

Örnekler

I made a mistake.
Ay meyd ı mısteyk.
Bir hata yaptım.

She makes breakfast every morning.
Şi meyks brekfıst evri mornıng.
Her sabah kahvaltı hazırlar.

They make money online.
Dey meyk mani onlayn.
İnternetten para kazanırlar.

Dikkat!

Make breakfast ✔

Do breakfast ❌

Chain Practice

I make breakfast.
I make breakfast every morning.
I make breakfast every morning for my family.

Kahvaltı hazırlarım.
Her sabah kahvaltı hazırlarım.
Ailem için her sabah kahvaltı hazırlarım.

 

Speaking

Have you ever made a mistake?
Hev yu evır meyd ı mısteyk?
Hiç hata yaptın mı?

Yes, I have.
Yes, ay hev.
Evet, yaptım.

Slide 189 — TAKE & HAVE

Mantık:
Bazı günlük ifadeler take ve have ile kurulur.

TAKE

  • take a shower
  • take a break
  • take a photo
  • take a bus
  • take a seat

HAVE

  • have breakfast
  • have lunch
  • have dinner
  • have coffee
  • have a good time

Örnekler

I take a shower every morning.
Ay teyk ı şaur evri mornıng.
Her sabah duş alırım.

She took a photo of the beach.
Şi tuk ı foto ov dı biç.
Plajın fotoğrafını çekti.

We have dinner at seven.
Vi hev dinır et sevın.
Saat yedide akşam yemeği yeriz.

They had a good time.
Dey hed ı gud taym.
İyi vakit geçirdiler.

Dikkat!

Take a shower ✔

Do a shower ❌

Have breakfast ✔

Eat breakfast ✔ (ikisi de doğru)

Chain Practice

I have breakfast.
I have breakfast at eight.
I have breakfast at eight and take a shower afterward.

Kahvaltı yaparım.
Saat sekizde kahvaltı yaparım.
Saat sekizde kahvaltı yaparım ve ardından duş alırım.

Speaking

What time do you have dinner?
Vat taym du yu hev dinır?
Saat kaçta akşam yemeği yersin?

I have dinner at seven.
Ay hev dinır et sevın.
Saat yedide akşam yemeği yerim.

Slide 190 — COLLOCATIONS REVIEW

Şimdiye Kadar Öğrendiklerimiz

Do

  • do homework
  • do housework
  • do the dishes
  • do exercise

Make

  • make a decision
  • make a mistake
  • make breakfast
  • make money

Take

  • take a shower
  • take a break
  • take a photo

Have

  • have breakfast
  • have lunch
  • have dinner
  • have coffee
  • have a good time

Mini Review

I do my homework.

She made a mistake.

We took a photo.

They had breakfast.

Zincir

I wake up early, have breakfast, take a shower, do exercise, and never make excuses.

Ay veyk ap örli, hev brekfıst, teyk ı şaur, du eksırsayz, end nevır meyk ekskyuzız.

Erken uyanırım, kahvaltı yaparım, duş alırım, egzersiz yaparım ve asla bahane üretmem.

Speaking

Describe your morning routine using collocations.

Diskrayb yor mornıng rutin yuzing kalıkeyşınz.

Sabah rutinini collocation kullanarak anlat.

I wake up at seven, have breakfast, take a shower, do exercise, and make coffee before I start work.

Ay veyk ap et sevın, hev brekfıst, teyk ı şaur, du eksırsayz, end meyk kofi bifor ay start vörk.

Yedide uyanırım, kahvaltı yaparım, duş alırım, egzersiz yaparım ve işe başlamadan önce kahve yaparım.

 

Slide 191 — DAILY LIFE CONVERSATION

Mantık:
Günlük hayatta kullanılan temel konuşma.

Diyalog

A: Hi, how are you?

B: I’m fine, thanks. How about you?

A: I’m good. What are you doing these days?

B: I’m studying English and working part-time.

A: That’s great. How long have you studied English?

B: I have studied English for one year.

Analiz

  • Present Continuous
  • Present Perfect
  • For
  • How long

Chain Practice

I’m studying English.
I’m studying English every day.
I have studied English for one year and I want to improve my speaking.

İngilizce çalışıyorum.
Her gün İngilizce çalışıyorum.
Bir yıldır İngilizce çalışıyorum ve konuşmamı geliştirmek istiyorum.

Speaking

Tell me what you are doing these days and how long you have studied English.

Bu aralar ne yaptığını ve ne kadar süredir İngilizce çalıştığını anlat.

Slide 192 — PLANS & ADVICE

Mantık:
Gelecek planı + tavsiye.

 

Diyalog

A: What are you going to do this weekend?

B: I’m going to visit my family.

A: That sounds nice. You should take some photos.

B: Yes, I will. I’d also like to travel to İzmir.

A: If you go to İzmir, you will enjoy the food.

Analiz

  • Be Going To
  • Should
  • Would Like
  • If Clause Type 1

Chain Practice

I’m going to visit my family.
I’d like to travel to İzmir.
If I go to İzmir, I will take many photos.

Ailemi ziyaret edeceğim.
İzmir’e seyahat etmek isterim.
İzmir’e gidersem birçok fotoğraf çekeceğim.

Speaking

What are you going to do this weekend? What would you like to do?

Hafta sonu ne yapacaksın? Ne yapmak isterdin?

Slide 193 — PAST & PRESENT EXPERIENCE

Mantık:
Geçmiş deneyim + bugünkü sonuç.

Diyalog

A: Have you ever visited İstanbul?

B: Yes, I have. I visited İstanbul last summer.

A: What did you do there?

B: I saw many historical places and ate Turkish food.

A: Would you like to go again?

B: Yes, I’d love to.

Analiz

  • Have you ever
  • Past Simple
  • Would Like

Chain Practice

I have visited İstanbul.
I visited İstanbul last summer.
I have visited İstanbul, and I want to go again.

İstanbul’u ziyaret ettim.
Geçen yaz İstanbul’u ziyaret ettim.
İstanbul’u ziyaret ettim ve tekrar gitmek istiyorum.

Speaking

Tell me about a city you have visited.

Ziyaret ettiğin bir şehirden bahset.

Slide 194 — CHAIN STORY

Mantık:
A1 ve A2 konularını tek hikâyede birleştirmek.

Hikâye

My name is Yavuz. I live in Kuşadası, where I have lived since 2024. I usually wake up at seven, have breakfast, take a shower, and start studying English. I enjoy learning new words, and I have never given up. Last year I visited İzmir, which is a beautiful city. If I continue studying every day, I will be able to speak English fluently. My teacher told me that I should practice speaking every day, and I believe he is right.

Analiz

Bu hikâyede şunlar var:

  • Present Simple
  • Present Perfect
  • Since
  • Frequency Adverbs
  • Collocations
  • Phrasal Verbs
  • Gerund
  • Relative Clause
  • If Clause
  • Will Be Able To
  • Reported Speech
  • Should

Chain Practice

I live in Kuşadası.
I have lived in Kuşadası since 2024.
I usually study English every day because I want to speak fluently.

Kuşadası’nda yaşıyorum.
2024’ten beri Kuşadası’nda yaşıyorum.
Akıcı konuşmak istediğim için genellikle her gün İngilizce çalışıyorum.

Speaking

Tell me about yourself using as many structures as possible.

Kendinden mümkün olduğunca çok yapı kullanarak bahset.

Slide 195 — A2 FINAL REVIEW & BRIDGE TO B1

A2’de Öğrendiklerimiz

  • Present Perfect
  • Ever / Never
  • Just / Already / Yet
  • For / Since
  • Present Perfect vs Past Simple
  • Can / Could / Be Able To
  • Should / Shouldn’t
  • Have To / Must
  • Would Like
  • Question Tags
  • Gerunds & Infinitives
  • If Clauses Type 0 & 1
  • Frequency Adverbs
  • Passive Voice
  • Relative Clauses
  • Reported Speech
  • Phrasal Verbs
  • Collocations

Final Chain

I have studied English for one year, I usually practice every day, I enjoy learning new words, and I will continue studying because I want to speak English fluently and work internationally.

Bir yıldır İngilizce çalışıyorum, genellikle her gün pratik yapıyorum, yeni kelimeler öğrenmekten hoşlanıyorum ve İngilizceyi akıcı konuşmak ve uluslararası çalışmak istediğim için çalışmaya devam edeceğim.

Final Speaking (1–2 Minutes)

Introduce yourself.

Talk about your daily routine.

Talk about something you did last week.

Talk about your future plans.

Give yourself advice.

Say what you enjoy doing.

Use one if-clause.

Use one relative clause.

Use one phrasal verb.

Use one collocation.

Example:

My name is Yavuz. I live in Kuşadası, where I have lived since 2024. I usually wake up early, have breakfast, take a shower, and study English. Last week I visited İzmir and took many photos. I enjoy learning English because I want to travel abroad. If I continue studying every day, I will be able to speak English fluently. I know a teacher who motivates me, and I never give up.

Bu konuşma A2 seviyesinin güçlü bir özetidir ve öğrenciyi B1 seviyesine hazırlayan köprüdür.

QUESTIONS

A1 Level – 100 Questions

1. My brother usually ___ breakfast at 7 o’clock, but today he ___ later because it’s Sunday. 

a) has b) have c) is having d) had

2. Look! The teacher ___ to the students now. She always ___ carefully.

a) talks / listens b) is talking / listens c) talked / listened d) talking / listen

3. Yesterday, we ___ to the park and ___ football, but we didn’t ___ swimming.

a) go / play / go b) went / played / go c) went / played / went d) going / playing / go

4. “What time is it?” – “It’s 8:45. We ___ late if we don’t hurry.”

a) are b) will be c) were d) is

5. The sky is very cloudy. I think it ___ soon.

a) rains b) is raining c) will rain d) raining

6. My mother ___ tea every morning, but yesterday she ___ coffee.

a) drinks / drank b) drink / drinked c) drank / drinks d) drinking / drink

7. “Where ___ you yesterday?” – “I ___ at home.”

a) are / am b) were / was c) was / were d) is / are

8. There are three chairs in the room. One is blue, ___ are red. a) other b) another c) the others d) others

9. My house is ___ than yours, but your garden is ___ than mine.

a) big / small b) bigger / smaller c) biggest / smallest d) more big / more small

 

10. “Excuse me, ___ is the nearest train station?”

a) what b) where c) how d) when

11. He ___ to school every day, but today he ___ by bus.

a) walks / is going b) walk / goes c) walked / goes d) walking / go

12. I ___ my homework now, please don’t disturb me.

a) do b) did c) am doing d) does

13. They ___ in the park yesterday afternoon.

a) are b) were c) was d) is

14. There ___ some milk in the fridge, but there ___ any bread.

a) is / isn’t b) are / aren’t c) was / wasn’t d) were / weren’t

15. He ___ like pizza, but he ___ like hamburgers.

a) don’t / does b) doesn’t / does c) didn’t / do d) isn’t / do

16. I ___ TV every evening, but yesterday I ___ a book.

a) watch / read b) watched / readed c) watches / reads d) watching / reading

17. The cat ___ under the table now.

a) is b) are c) was d) were

18. We ___ football tomorrow if it doesn’t rain.

a) play b) played c) will play d) playing

19. She ___ to music when I called her.

a) listens b) listened c) was listening d) listen

20. I ___ my keys yesterday, but today I ___ them.

a) lost / find b) lose / found c) lost / found d) losing / finding

21. There ___ a book on the table.

a) is b) are c) was d) were

22. There ___ two pens in my bag.

a) is b) are c) was d) were

23. He ___ English very well.

a) speak b) speaks c) spoke d) speaking

24. We ___ to the cinema last night.

a) go b) goes c) went d) going

25. I ___ my homework every day.

a) do b) does c) did d) doing

26. She ___ a doctor.

a) is b) are c) was d) were

27. They ___ happy yesterday.

a) is b) are c) was d) were

28. He ___ a car.

a) have b) has c) had d) having

29. We ___ football every weekend.

a) play b) plays c) played d) playing

30. I ___ to school yesterday.

a) go b) goes c) went d) going

31. She ___ tea every morning.

a) drink b) drinks c) drank d) drinking

32. They ___ in the park now.

a) is b) are c) was d) were

33. He ___ at home yesterday.

a) is b) are c) was d) were

34. We ___ happy now.

a) is b) are c) was d) were

35. I ___ a book yesterday.

a) read b) reads c) reading d) readed

36. She ___ to school every day.

a) go b) goes c) went d) going

37. They ___ football yesterday.

a) play b) plays c) played d) playing

38. He ___ TV now.

a) watch b) watches c) watched d) is watching

39. We ___ to the cinema tomorrow.

a) go b) goes c) went d) will go

40. I ___ my homework now.

a) do b) does c) did d) am doing

41. She ___ happy now.

a) is b) are c) was d) were

42. They ___ at home yesterday.

a) is b) are c) was d) were

43. He ___ a car now.

a) have b) has c) had d) having

44. We ___ football now.

a) play b) plays c) played d) are playing

45. I ___ to school now.

a) go b) goes c) went d) am going

46. She ___ tea now.

 a) drink b) drinks c) drank d) is drinking

 

47. They ___ in the park tomorrow.

a) is b) are c) was d) will be

48. He ___ at home tomorrow.

a) is b) are c) was d) will be

49. We ___ happy tomorrow.

a) is b) are c) was d) will be

50. I ___ a book tomorrow.

a) read b) reads c) readed d) will read

51. My father ___ to work by car, but today he ___ the bus.

a) goes / is taking b) go / take c) went / took d) going / taking

52. “___ is your best friend?” – “His name is Ali.”

a) What b) Who c) Where d) How

53. Yesterday at 6 o’clock, I ___ TV, but my sister ___ a book.

a) watched / read b) watch / reads c) watching / reading d) watches / reads

54. “___ you going to visit your grandparents tomorrow?” – “Yes, we are.”

a) Do b) Are c) Did d) Will

55. My cousin ___ English very well, but he ___ French.

a) speaks / doesn’t speak b) speak / don’t speak c) spoke / didn’t speak d) speaking / not speak

56. “___ is the weather like today?” – “It’s sunny and warm.”

a) How b) What c) Where d) When

57. There ___ some apples on the table, but there ___ any oranges.

a) is / isn’t b) are / aren’t c) was / wasn’t d) were / weren’t

58. I ___ my homework before dinner yesterday.

a) do b) did c) does d) doing

59. She ___ to the cinema last weekend.

a) go b) goes c) went d) going

60. They ___ happy when they saw their friends.

a) is b) are c) was d) were

61. He ___ a new bike last month.

a) buy b) buys c) bought d) buying

62. We ___ football every Saturday afternoon.

a) play b) plays c) played d) playing

63. I ___ to school by bus yesterday.

a) go b) goes c) went d) going

64. She ___ tea every morning, but today she ___ coffee.

a) drinks / is drinking b) drink / drank c) drank / drinks d) drinking / drink

65. They ___ in the park now.

a) is b) are c) was d) were

66. He ___ at home yesterday evening.

a) is b) are c) was d) were

67. We ___ happy now.

a) is b) are c) was d) were

68. I ___ a book yesterday evening.

a) read b) reads c) reading d) readed

69. She ___ to school every day.

a) go b) goes c) went d) going

70. They ___ football yesterday afternoon.

a) play b) plays c) played d) playing

71. He ___ TV now.

a) watch b) watches c) watched d) is watching

72. We ___ to the cinema tomorrow evening.

a) go b) goes c) went d) will go

73. I ___ my homework now.

a) do b) does c) did d) am doing

74. She ___ happy now.

a) is b) are c) was d) were

75. They ___ at home yesterday.

a) is b) are c) was d) were

76. He ___ a car now.

a) have b) has c) had d) having

77. We ___ football now.

a) play b) plays c) played d) are playing

78. I ___ to school now.

a) go b) goes c) went d) am going

79. She ___ tea now.

a) drink b) drinks c) drank d) is drinking

80. They ___ in the park tomorrow.

a) is b) are c) was d) will be

81. He ___ at home tomorrow.

a) is b) are c) was d) will be

82. We ___ happy tomorrow.

a) is b) are c) was d) will be

 

83. I ___ a book tomorrow.

a) read b) reads c) readed d) will read

84. My father ___ to work by car, but today he ___ the bus.

a) goes / is taking b) go / take c) went / took d) going / taking

85. “___ is your best friend?” – “His name is Ali.”

a) What b) Who c) Where d) How

86. Yesterday at 6 o’clock, I ___ TV, but my sister ___ a book.

a) watched / read b) watch / reads c) watching / reading d) watches / reads

87. “___ you going to visit your grandparents tomorrow?” – “Yes, we are.”

a) Do b) Are c) Did d) Will

88. My cousin ___ English very well, but he ___ French.

a) speaks / doesn’t speak b) speak / don’t speak c) spoke / didn’t speak d) speaking / not speak

89. “___ is the weather like today?” – “It’s sunny and warm.”

a) How b) What c) Where d) When

90. There ___ some apples on the table, but there ___ any oranges.

a) is / isn’t b) are / aren’t c) was / wasn’t d) were / weren’t

91. I ___ my homework before dinner yesterday.

a) do b) did c) does d) doing

92. She ___ to the cinema last weekend.

a) go b) goes c) went d) going

93. They ___ happy when they saw their friends.

a) is b) are c) was d) were

94. He ___ a new bike last month.

a) buy b) buys c) bought d) buying

 

95. We ___ football every Saturday afternoon.

a) play b) plays c) played d) playing

96. I ___ to school by bus yesterday.

a) go b) goes c) went d) going

97. She ___ tea every morning, but today she ___ coffee.

 a) drinks / is drinking b) drink / drank c) drank / drinks d) drinking / drink

98. They ___ in the park now.

a) is b) are c) was d) were

99. He ___ at home yesterday evening.

a) is b) are c) was d) were

100. We ___ happy now.

a) is b) are c) was d) were

 

A2 Level – İlk 50 Soru

1. If it ___ tomorrow, we will cancel the picnic. a) rains b) rained c) is raining d) rain

2. She has been studying English ___ three years. a) since b) for c) from d) at

3. I wish I ___ taller so I could play basketball better. a) am b) was c) were d) be

4. By the time we arrived, the movie ___ already ___. a) has / started b) had / started c) was / starting d) have / start

5. He asked me ___ I had finished my homework. a) if b) that c) whether d) when

6. The book ___ on the table yesterday, but now it ___ missing. a) was / is b) is / was c) were / is d) is / are

7. I’m not sure, but she ___ be at the library now. a) must b) might c) should d) can

8. We are used to ___ early in the morning. a) wake b) waking c) woke d) wakes

9. Neither Ali ___ Ayşe likes horror movies. a) or b) and c) nor d) but

10. The teacher suggested ___ harder for the exam. a) study b) to study c) studying d) studied

11. If I ___ more confident, I would speak in public. a) am b) was c) were d) be

12. She ___ to London twice, but she has never been to Paris. a) goes b) went c) has gone d) is going

13. While I ___ my essay, the computer suddenly shut down. a) write b) wrote c) was writing d) have written

14. The manager insisted that the report ___ submitted before the deadline. a) is b) was c) be d) has been

15. If you had studied harder, you ___ the exam. a) pass b) passed c) would have passed d) will pass

16. The film was so inspiring that many viewers ___ to change their lifestyle afterwards. a) decide b) decided c) have decided d) had decided

17. The man ___ car was stolen reported the incident to the police. a) which b) who c) whose d) whom

18. The company announced that a new policy ___ implemented next month. a) will be b) is c) was d) has been

19. If I ___ more confident, I would have spoken during the meeting. a) am b) was c) were d) had been

20. The journalist reported that the president ___ a new law to improve education. a) signs b) signed c) had signed d) has signed

21. The students were asked to analyze a poem. One explained that the metaphor ___ the struggles of daily life. a) represents b) represented c) has represented d) had represented

22. By the time the guests arrived, the dinner ___ already served. a) is b) was c) had been d) has been

23. If you ___ the instructions carefully, you wouldn’t have made mistakes. a) read b) had read c) have read d) will read

24. The scientist explained that the experiment ___ several times before publication. a) repeats b) repeated c) had been repeated d) has repeated

25. I ___ my phone yesterday, but luckily I found it later. a) lose b) lost c) losing d) loses

26. She ___ to the cinema when I called her. a) goes b) went c) was going d) is going

27. If it ___ yesterday, we would have stayed at home. a) rains b) rained c) is raining d) rain

28. He ___ in Germany for two years before moving to France. a) lives b) lived c) had lived d) has lived

29. The teacher asked us ___ quietly. a) speak b) to speak c) speaking d) spoke

30. She said she ___ the book before. a) read b) reads c) had read d) has read

31. If you ___ earlier, we wouldn’t be late now. a) come b) came c) had come d) comes

32. The project ___ completed by the end of this month. a) is b) was c) will be d) has been

33. He ___ his homework when the phone rang. a) does b) did c) was doing d) has done

34. She ___ to the party if she had been invited. a) goes b) went c) would have gone d) will go

35. The book ___ by a famous author. a) wrote b) is written c) was written d) has written

36. If you ___ more careful, you wouldn’t have broken the glass. a) are b) were c) had been d) be

37. He ___ in the library when I saw him. a) is b) was c) has been d) were

38. The film ___ already started when we arrived. a) has b) had c) was d) is

39. She ___ to the doctor yesterday. a) go b) goes c) went d) going

40. If I ___ you, I would apologize. a) am b) was c) were d) be

41. The students ___ their homework before the lesson began. a) finish b) finished c) had finished d) have finished

42. He ___ his car repaired last week. a) get b) got c) gets d) getting

43. If it ___ tomorrow, we will stay at home. a) rains b) rained c) is raining d) rain

44. She ___ English since she was a child. a) learns b) learned c) has learned d) had learned

45. The teacher told us ___ quiet. a) be b) being c) to be d) been

46. He ___ the letter before she arrived. a) writes b) wrote c) had written d) has written

47. If you ___ harder, you will pass the exam. a) study b) studied c) had studied d) studies

48. She ___ to the park when it started to rain. a) goes b) went c) was going d) is going

49. The house ___ in 1990. a) build b) built c) was built d) has built

50. If I ___ more money, I would buy a new car. a) have b) had c) has d) having

51. She said she ___ the film before. a) see b) saw c) had seen d) has seen

52. If you ___ more polite, people will respect you. a) are b) were c) had been d) be

53. The letter ___ by the secretary yesterday. a) write b) wrote c) was written d) has written

54. He ___ his homework when his friend called. a) does b) did c) was doing d) has done

55. If I ___ rich, I would travel the world. a) am b) was c) were d) be

56. She ___ in Paris for five years before moving to Rome. a) lives b) lived c) had lived d) has lived

57. The teacher asked us ___ our books. a) open b) to open c) opening d) opened

58. He said he ___ the homework already. a) does b) did c) had done d) has done

59. If you ___ earlier, we wouldn’t be late now. a) come b) came c) had come d) comes

60. The project ___ finished by next week. a) is b) was c) will be d) has been

61. She ___ to the party if she had been invited. a) goes b) went c) would have gone d) will go

62. The book ___ by a famous writer. a) write b) is written c) was written d) has written

63. If you ___ more careful, you wouldn’t have made mistakes. a) are b) were c) had been d) be

64. He ___ in the library when I saw him. a) is b) was c) has been d) were

65. The film ___ already started when we arrived. a) has b) had c) was d) is

66. She ___ to the doctor yesterday. a) go b) goes c) went d) going

67. If I ___ you, I would apologize. a) am b) was c) were d) be

68. The students ___ their homework before the lesson began. a) finish b) finished c) had finished d) have finished

69. He ___ his car repaired last week. a) get b) got c) gets d) getting

70. She ___ English since she was a child. a) learns b) learned c) has learned d) had learned

71. The teacher told us ___ quiet. a) be b) being c) to be d) been

72. He ___ the letter before she arrived. a) writes b) wrote c) had written d) has written

73. If you ___ harder, you will pass the exam. a) study b) studied c) had studied d) studies

74. She ___ to the park when it started to rain. a) goes b) went c) was going d) is going

75. The house ___ in 1990. a) build b) built c) was built d) has built

76. If I ___ more money, I would buy a new car. a) have b) had c) has d) having

77. He said he ___ the book before. a) read b) reads c) had read d) has read

78. If you ___ the instructions carefully, you wouldn’t have made mistakes. a) read b) had read c) have read d) will read

79. The scientist explained that the experiment ___ several times before publication. a) repeats b) repeated c) had been repeated d) has repeated

80. I ___ my phone yesterday, but luckily I found it later. a) lose b) lost c) losing d) loses

81. She ___ to the cinema when I called her. a) goes b) went c) was going d) is going

82. If it ___ yesterday, we would have stayed at home. a) rains b) rained c) is raining d) rain

83. He ___ in Germany for two years before moving to France. a) lives b) lived c) had lived d) has lived

84. The teacher asked us ___ quietly. a) speak b) to speak c) speaking d) spoke

85. She said she ___ the book before. a) read b) reads c) had read d) has read

86. If you ___ earlier, we wouldn’t be late now. a) come b) came c) had come d) comes

87. The project ___ completed by the end of this month. a) is b) was c) will be d) has been

88. He ___ his homework when the phone rang. a) does b) did c) was doing d) has done

89. She ___ to the party if she had been invited. a) goes b) went c) would have gone d) will go

90. The book ___ by a famous author. a) wrote b) is written c) was written d) has written

91. If you ___ more careful, you wouldn’t have broken the glass. a) are b) were c) had been d) be

92. He ___ in the library when I saw him. a) is b) was c) has been d) were

93. The film ___ already started when we arrived. a) has b) had c) was d) is

94. She ___ to the doctor yesterday. a) go b) goes c) went d) going

95. If I ___ you, I would apologize. a) am b) was c) were d) be

96. The students ___ their homework before the lesson began. a) finish b) finished c) had finished d) have finished

97. He ___ his car repaired last week. a) get b) got c) gets d) getting

98. If it ___ tomorrow, we will stay at home. a) rains b) rained c) is raining d) rain

99. She ___ English since she was a child. a) learns b) learned c) has learned d) had learned

100. The teacher told us ___ quiet. a) be b) being c) to be d) been

Soru No

A1 Cevap

A2 Cevap

1

a

a

2

b

b

3

c

c

4

b

b

5

c

a

6

a

a

7

b

b

8

c

b

9

b

c

10

b

c

11

a

c

12

c

c

13

b

c

14

a

c

15

b

c

16

a

b

17

a

c

18

c

a

19

c

d

20

c

c

21

a

b

22

b

c

23

b

b

24

c

c

25

a

b

26

a

c

27

d

b

28

b

c

29

a

b

30

c

c

31

b

c

32

b

c

33

c

c

34

b

c

35

a

c

36

b

c

37

c

b

38

d

b

39

d

c

40

d

c

41

a

c

42

d

b

43

b

a

44

d

c

45

d

c


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hafıza Teknikleri: Geçmişten Günümüze Bir Bakış

THE LAST EQUATION A Novel